head

2183026 810x458 75f08
Salı, 01 Eylül 2026

 

 

 

Alanya’nın tanınmış iş insanlarından MMT Tunç Grup’un sahibi Abdulkadir Tunç’un, bağış adı altında kendisinden rüşvet istendiğine dair iddiası kamuoyunda büyük yankı uyandırdı...

Tunç, belediyeye ait bir arsa hissesinin satışı sırasında kendisinden önce 16 milyon TL, ardından da bu rakama ek olarak 5 milyon TL daha talep edildiğini ve bu tutarın ALTAV’a aktarılması yönünde baskı yapıldığını iddia etti.

 

Görüşmelerin ardından bu 5 milyon TL’lik talebin 4 milyona düşürüldüğünü ifade eden Tunç, bu zoraki bağışı kabul etmediğini belirtti.

 

İDDİALARIN ÜZERİNDEN 4 GÜN GEÇTİ...

Tunç’un açıklamalarından 4 gün sonra Alanya Belediyesi yazılı bir açıklama yaparak iddiaları reddetti.

Ancak Abdulkadir Tunç, belediyenin açıklamasına yanıt vererek iddialarını yineledi ve şu açıklamayı yaptı: "" Alanya Belediyesi tarafından 28.07.2025 tarihinde yapılan basın açıklamasında, kamuoyuna yansıyan rüşvet, zorla bağış ve iskan sürecinde usulsüz yönlendirme iddialarının gerçeği yansıtmadığı ileri sürülmüştür. Ancak açıklamada yer alan ifadeler, esasen haberlerdeki iddiaların zımni kabulünü içermekte; sorumluluk şahsımın ödeme gücüne indirgenerek asıl mesele saptırılmaktadır.

Gerçek şudur.

• Belediye hissesinin satışı sürecinde, resmi işlem aşamasına geçilmeden önce, kamu gücünü kullanan bazı kişilerin gayriresmî taleplerle araya girdiği ve taraflara “bağış” adı altında yönlendirmeler yaptığı açıkça beyan edilmiştir.

• ALTAV’a bağış yapılması teklif edilmiş; ödeme planlarının çek ve mahsuplaşma yoluyla esnetilmesi bu tekliflerin zeminini oluşturmuştur.

• ALTAV’ın 31 Mart 2024’ten bu yana hesapları incelendiğinde birçok müteahhit, otelci ve iş insanından para alındığı görülecektir. Burada asıl önemli olan, ALTAV’daki paraların nerelere ve kimlere aktarıldığıdır. Bu süreçteki başarısızlık yalnızca mali yetersizlikle açıklanamaz. Seçim sürecinden bu yana şeffaflık vurgusu yapan belediye yönetiminin, kamu gücünü baskı aracı olarak kullandığı ve şeffaflık ile eşitlik ilkelerine aykırı davrandığı açıktır.

Bu noktada belediyenin “aracılardan habersiz olduğu” ya da “her şeyin şeffaf yürütüldüğü” yönündeki savunması ikna edici değildir.

Kamuoyuna düşen görev, bu tür işlemlerde kişisel ilişkiler ve siyasi atmosferin mi, yoksa yasa ve kamu yararının mı belirleyici olduğunu sorgulamak ve bu süreçlerin denetimini talep etmektir.

Saygılarımızla.""

 

 

HABER: İbrahim  AKDAĞ