Manşetler
- Kategori: Manşetler
- Gösterim: 359778
2026 asgari ücreti Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan tarafından net 28.075 TL (brüt 33.030 TL) olarak açıklandı...
1 Ocak 2026 itibarıyla geçerli olacak ücrette artış yüzde 27 olurken, Türk-İş üç toplantıya da katılmayarak süreci protesto etti.
Türk-İş’in açıkladığı açlık sınırının (29.827,78 TL) altında kalan yeni asgari ücret, 1.752 TL’lik farkla tartışma yarattı.
Milyonlarca çalışanın merakla beklediği 2026 asgari ücret maratonu, işçi tarafının tarihi protestosuyla sona erdi. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, net asgari ücreti 28 bin 75 TL olarak açıkladı. Sürecin başından bu yana "beklentileri karşılamayacağı" gerekçesiyle tavır alan Türk-İş, gerçekleştirilen 3 toplantıya da katılmayarak masayı boş bıraktı.
Asgari Ücret Tespit Komisyonu, işçi tarafını temsil eden Türk-İş'in katılmadığı 3. toplantının ardından nihai kararını verdi. Hükümet ve işveren heyetinin katılımıyla belirlenen yeni ücret, Türk-İş'in "açlık sınırı" uyarısına rağmen belirlendi.
BAKAN IŞIKHAN: "NET 28.075 TL, BRÜT 33.030 TL"...
Bakan Işıkhan, toplantı sonrası kameralar karşısına geçerek rakamları duyurdu. Videodaki açıklamasına göre öne çıkanlar şunlar:
"Yüzde 27 oranında artış" "1 Ocak 2026 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere net asgari ücret 28.075 Lira, brüt asgari ücret ise 33.030 Lira olarak belirlenmiştir. Bu artışla asgari ücreti geçtiğimiz yıla göre yüzde 27 oranında artırmış bulunuyoruz."
Devlet desteği 1.270 TL oldu "Geçtiğimiz yıl 1.000 Lira olarak uyguladığımız asgari ücret desteğini önümüzdeki yıl 1.270 Lira olarak uygulamaya devam edeceğiz."

TÜRK-İŞ '3 TOPLANTIYA DA KATILMADI...
Sürecin en dikkat çekici yanı, işçi kesiminin masadaki temsilcisi Türk-İş'in tavrı oldu. Türk-İş yönetimi, belirlenecek rakamın çalışanların beklentilerini ve yaşam maliyetlerini karşılamaktan uzak olacağını öngörerek komisyon çalışmalarını protesto etti.
RAKAMLAR 'AÇLIK SINIRI'NIN ALTINDA KALDI...
Bakan Işıkhan'ın "çalışanı ezdirmeme" vurgusuna karşın, açıklanan 28.075 TL'lik ücret, Türk-İş'in verilerine göre "karın tokluğuna" bile yetmiyor.
-
Açlık Sınırı: 29.827,78 TL (4 kişilik ailenin aylık mutfak masrafı)
-
Yeni Asgari Ücret: 28.075,00 TL
-
Gerçek: Asgari ücret, açlık sınırının 1.752 TL gerisinde kaldı.
2026 yılına girerken asgari ücretin, gıda enflasyonunu ifade eden açlık sınırının dahi altında kalması, sabit gelirli milyonlarca vatandaşı zorlu bir yılın beklediğini gösteriyor.
KAYNAK : Ajanslar
- Kategori: Manşetler
- Gösterim: 275858
CHP lideri Özel, Türkiye’de fikren ve zikren iktidar ile muhalefetin yer değiştirdiğini belirtti ve “Fiilen yer değiştirmeleri sandığı bekleme meselesidir” dedi...
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi Yürütme Kurulu Toplantısına başkanlık etti.
CHP liderinin toplantı sonrası yaptığı açıklamada bütçe görüşmeleri sırasında yaşanan tartışmalara değindi:
“NASIL HAKSIZ VE DÜZEYSİZ BİR DİL TERCİH ETTİKLERİ GÖRÜLDÜ”...
- "Türkiye Cumhuriyeti’nin 2026 yılı bütçe teklifini önce komisyonda, ardından da 14 gün süren müzakerelerle Genel Kurul’da ele aldı. Komisyonda da öyleydi. Ki Plan ve Bütçe Komisyonu’nda görevli değerli üyelerimiz bugün de burada görev yapıyorlar. Plan ve Bütçe Komisyonu’nda geçtiğimiz yıllardan farklı olarak elbette sorunları ama mümkün olduğu kadar kısa, eleştirileri mümkün olduğu kadar net, çözüm önerilerini ise büyük bir özgüvenle anlattık. Sizler de bunları haberleştirdiniz.
- 14 gün sürecek bütçe maratonunun ilk gününde liderler konuştu. Ben Cumhuriyet Halk Partisi adına 80 dakika boyunca sorunun altını çizip, uzun uzun çözüm önerilerimizi anlattım. Tabii buradaki temel belge, artık 2 milyon üyemiz adına görev yapan delegelerimizin oybirliği ile kabul ettiği parti programımızdı. Sorunları nasıl çözeceğimizi anlattık. 80 dakika polemik yapmadan, sorunu görerek, çözümü söyledik. Dün de Adalet ve Kalkınma Partisi’nin bütçedeki son kapanış konuşmalarını, hem grup olarak, hem Cumhurbaşkanı Yardımcısı’nın kapanış konuşmalarını, hem de muhalefetteki partilerin değerli konuşmacılarını dinlemek üzere oradaydık. Ben değerlendirmeyeceğim, milletimiz değerlendiriyor.
"NASIL BİR DİL TERCİH ETTİKLERİNİ GÖRDÜNÜZ"...
- O kadar yapıcı eleştiriye, o kadar soruna değil çözüme odaklanan söylemlere karşı dün iktidar partisinin nasıl bir polemik dilini tercih ettiğini, kendilerine yöneltilen eleştiriler yerine muhalefet partilerine, bilhassa ana muhalefet partisine, partimize nasıl haksız, nasıl düzeysiz, nasıl o polemikle kendi eleştirildikleri alanları örtmek isteyen bir dil tercih ettiklerini siz gördünüz. Geçmişte bakanlık görevinde bulunan ve şimdi komisyona hapsoldu diye kendisiyle, partisiyle sorunları olan birisinin söylemeye dilim varmıyor; edepsizlik boyutunda, bu parlamentoya yakışmayan ve kendi partisinin yöneticileri tarafından da ardından eleştirilen, bize üzüntülerin iletildiği en sonunda da Meclis’i karıştırıp, milletvekillerini birbirine düşürünce huzur bulan halini gördünüz.”

"FİİLEN YER DEĞİŞME SANDIĞIN GÜNÜNE BAĞLI"...
Özel, şu ifadelerle devam etti:
- Ben bütün arkadaşlarıma şu değerlendirmede bulundum; ben 14 yıldır parlamentoda görev yapan birisiyim. 23 Nisan 1920’den bugüne parlamentonun hangi dönemlerde neler yapıp neler yaşadığını, hangi değişim ve dönüşümlerin neye denk geldiğini bilen, bildiğini düşünen birisiyim. Dün şu tescil olmuştur ki Türkiye’de fikren ve zikren iktidar ile muhalefet yer değiştirmiştir. Türkiye’de iktidar ve muhalefet psikolojik olarak yeri değişmiştir. Fiilen yer değiştirmeleri sandığı bekleme meselesidir.
- O yüzden artık Cumhuriyet Halk Partisi’ne iktidarın dili, Cumhuriyet Halk Partisi’nin sözcülerine, Cumhuriyet Halk Partisi’nin milletvekillerine iktidar dili ve yaklaşımı, iktidarda olan herkes gibi her türlü sert eleştiriye sabırlı bir şekilde yanıt vermek düşüyor. Bundan sonra da arkadaşlarımız bu şekilde devam edecekler.
- Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi Yürütme Kurulumuzun temel gündemi, 2018 yılından bu yana kronikleşmiş olan ekonomik ve sosyal kriz olacaktır, hiç şüphe yok. Elbette adalet kriziyle, elbette Türkiye’de milli eğitimdeki, Türkiye’de iç işlerindeki, dış politikadaki krizlerde mücadele edeceğiz. Ama bu konularda çok yetkin isimler, çok önemli hazırlıklarını kamuoyuyla, sizlerle paylaşacaklar. Ama vatandaşın ‘Benim barınma sorunum ne olacak, benim geçinme sorunum ne olacak, benim ısınma sorunum ne olacak, evladımın okulu ne olacak, okula aç gidip aç gelen evladım ne olacak?’ sorularına Cumhuriyet Halk Partisi’nin bundan sonra tamamen hedefe kilitlenmiş bir şekilde getireceği çözüm önerilerini bizlerden dinleyeceksiniz. Israrla, özenle üstünde durmak isterim ki; attığımız her adamın tek bir amacı var. Güven bekleyen, sarılacak bir dost bekleyen milletimizin, bize göstermek istediği güvene layık olmak.
"TÜM KAZANIMLARIN TEMİNATIYIZ"...
- Son yerel seçimlerde gösterdiği güveni, önümüzdeki genel seçimlerde de almak. Biz hepinizin takdir ettiği liyakatli kadrolarımızla, Türkiye’yi AK Parti’den çok daha iyi yöneteceğimizi biz biliyoruz. Milletimizin de bunu gördüğünü görüyoruz. Cumhuriyet’in kazanımları ile birlikte bu ülkenin muhafazakarlarının, dindarlarının, kadınlarının, Alevilerin, Kürtlerin, gençlerin, kendisini öteki hisseden, mutsuz hisseden herkesin onurlu bir yaşam hayalinin ve tüm kazanımlarının teminatı olacağız. Haksızlıkları dile getireceğiz, anlatacağız elbette. Ama tüm kazanımların teminatı olduğumuz gibi, yarınlar için güven veren, güvence olan bir iktidarın namzeti olduğumuzu, bu iktidarın hazırlığı içinde olduğumuzu, bu iktidara hazır olduğumuzu anlatacağız.
"RÖVANİŞT BİR TUTUM İÇERİSİNDE OLMAYACAĞIZ, ZALİMLER KORKSUN"...
- Asla ve asla rövanşist bir tutum içerisinde olmayacağız. Yaptığımız mitinglerde ifade ediyorum. Cumhuriyet Halk Partisi’nin iktidarından zalimler korksun. Cumhuriyet Halk Partisi’nin iktidarından zulmedenler, hırsızlık yapanlar, kendi iktidarlarının devamı için bu ülkenin yarınlarını çalmak isteyenler, o yüzden Cumhuriyet’in armağan ettiği sandıkla bile artık bir meselesi olanlar, artık demokrasiye husumet duyanlar, ‘İktidara gelene kadar lazımdı, bundan sonra demokrasi lazım değil’ diyenlerle, onların hukuk dışı, anayasaya aykırı emirlerine, talimatlarına uyup, adeta kendilerine verilen cübbeleri bir darbeci postalı gibi, darbeci kamuflajı, tankı kullanan, muhalefetin üstünden geçmeye çalışan, bu ülkenin bir sonraki Cumhurbaşkanı’nı hapse atan, bu ülkenin müstakbel iktidar partisini şimdiki ana muhalefet partisini haksız saldırılarla siyasetin dışına itmeye çalışan, parti kapatmaya, Gazi’nin kurduğu partiyi kapatmaya tenezzül edenler, aklından geçirenler korksun.
"İKTİDARA OY VERENLER UMUT DUYSUNLAR"...
- Ama bu iktidara oy verenler, geçmişte vermiş olanlar, son seçimde dahi vermiş olanlar, bu iktidarın üyesi olanlar, ittifak ortağının üyesi olanlar iktidarımızdan sadece umut duysunlar, iktidarımızla ilgili en iyi duygularda olsunlar. Çünkü biz CHP olarak rövanş almaya, kavga yapmaya, bu iktidarı seçenlerden hesap falan sormaya gelmiyoruz. Bir kusur varsa bizdeydi. Biz kendimizi iyi anlatamadık, biz doğru kadrolarımızı, doğru programımızı, doğru önerilerimizi milletimize doğru arz edemedik. Bugüne kadar yetkiyi alamadık. Ama girdiğimiz değişim kurultayından sonra, girdiğimiz ilk yerel seçimde kadınlarıyla, gençleriyle, ölçme değerlendirmeyle, en doğru adaylarıyla, en doğru projeleriyle milletimizin karşısına çıkınca bu millet bizi hemen dört ay sonra birinci parti yaptı ve görev verdi. O günden beri de arı gibi gayretimizle, namusumuzla, emeğimizle çalışıyoruz.
“MİLLET GÖRÜYOR”...
- Millet çalışanı da silkeleyeni de görüyor. Millet hak edeni de haksızlık yapanı da görüyor. Millet mağduru da zulmedeni de görüyor. Millet dünün mağdurunun bugünün zalimi olduğunu, kendisine yapılanı yapılmayanı, misliyle fazlasını millet görüyor takdir ediyor. O açıdan umudumuz yüksek, moralimiz yerindedir. Psikolojik üstünlüğümüz ahlaki üstünlüğümüzden ve meydanlardaki çoğunluk enerjimiz iktidar yürüyüşümüzdeki kararlılığımızdan kaynaklanmaktadır.
- 19 Mart’tan bu yana yaşadığımız tüm haksızlıklara rağmen, barıştan yana, kardeşlikten yana, demokrasiden yana bir tutum alıyoruz. Ve gücümüzü sadece ve sadece milletimizden alıyoruz. Türkiye’nin barışı, kardeşliği, bununla beraber huzuru ve refahı için; disiplinle, ciddiyetle, ne yaptığımızı bilerek baskılar karşısında asla geri adım atmayarak yürümeye devam edeceğiz. Enerjimiz de var. Liyakatli kadrolarımız da var. Planımız, stratejimiz ve en önemlisi çok güçlü bir irademiz var. Bizi 47 yıl sonra birinci parti yapan milletimize karşı da seçim gecesi verdiğimiz bir sözümüz var.
- Bizim verdiğimiz söz, bu başarıyı kendine mal etmemek, şımarmamak, kimseyi rahatsız etmemek, verilen anahtarı belediyenin kapısı, kasasının anahtarı ya da şehrin altın anahtarı değil; mecbur olduğumuz bir sonraki yapılacak seçimlerde Cumhuriyet Halk Partisi iktidarının anahtarı olduğunu ve verilen kredilerin tüketilmek üzere bir tüketici kredisi değil, insanların yarınlara ilişkin umutlarına yönelik bir yatırımcı kredisi olduğunu, insanların adil, zengin, barış içinde yaşayan, mutlu insanların Türkiye’sinin geleceğine Cumhuriyet Halk Partisi ile yatırım yaptıklarını hatırlamak ve hatırlatmak durumundayız.
“MUHALEFET DÖNEMİ KAPANDI”...
- Uzun lafın kısası, bizim için muhalefet dönemi ruhen de fikren de kapanmıştır. Fiilen kapanması, gelecek sandığın gününe bağlıdır. O güne kadar milletimiz müsterih olsun, pusulamız doğrudur, rotamız nettir. Hem hazırız hem kendimizden eminiz. Biz bu ülkeyi çok daha iyi yöneteceğimizi biliyoruz. Artık AK Parti krizlerin ve kaosların partisidir. Cumhuriyet Halk Partisi ise huzurun ve refahın müjdecisidir. Artık AK Parti yazın serin, kışın sıcak salonların partisidir. Cumhuriyet Halk Partisi meydan meydan büyüyen, sokakta yürüyen, vatandaşı görünce iki tarafın da yüzü gülen partidir.
"AK PARTİ'NİN DERDİ TAHT KAVGALARI"...
- Türkiye’nin bu kadar derdi varken AK Parti’nin tek derdi maalesef taht kavgalarıdır. Bir mahdum, bir damat, bir bakan birbirini yemektedir. ‘Partinin başına sen geçeceksin, ben geçeceğim’ kavgasında trol orduları, sosyal medya çalışmaları, TikTok numaraları, milleti ‘Benim derdim ne, bunların derdi ne?’ sorusunu AK Parti’ye yönelttiği bir noktaya gelmiştir. O yüzden bundan önce Cumhuriyet Halk Partisi’nin kendi ümit ettikleri, yargı eliyle uğraştıkları, bir takım şekilde ümit ettikleri parti içi karışıklık haberlerinin gündeme gelmesiyle iktidarda kalacağını sananlara, biz o işleri çoktan aştık. Sizdeki kavgadan, kargaşadan medet ummuyoruz. Ama millet tahammül etmiyor.
- O yüzden de ya bu ülkeyi dünkü bütçedeki gibi muhalefete saldırarak, muhalefet yönelik kötü dille, en sonunda yani bütçeden bir iktidar en son neyi ümit eder? Bütçe oylamasından önce yumruklaşmayı ümit eder. Bunu yapacak kadar küçülen, bunu yapacak kadar tenezzül eden bir anlayıştansa, -önümüzdeki bahara herhalde artık, kış şartlarında olmaz- gelecek sandık bizim hazır olduğumuz, talep ettiğimiz, vatandaşın da ümit ettiği bir sandıktır. Kendine güvenen varsa, zaman zaman duyuyoruz.
"MART-NİSAN AYINDA SANDIĞI KURALIM"...
- ‘Bir şirket bizi önde gösterdi’ diyorlar. O şirkete inanıyorsanız ne ala. Hadi ben de o şirkete inanayım. Kuralım mart-nisan ayında sandığı, beş yıl daha görev alın. Biz sandığı kurmaktan niye kaçtığınızı biliyoruz. Millet de niye kaçtığınızı biliyor. O yüzden büyük bir cesaretle, büyük bir umutla milletimizle birlikte o erken seçim sandığını talep etmeye ve o erken seçim sandığı gelene kadar, her an görevlendirileceğimiz iktidarı talep etmeye ve hazır olmaya bu Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi’nde fiziken bina olarak ama 81 ilde Türkiye’nin her yerinde, hem ilgili gölge bakanlarımızla hem de yardımcılarıyla birlikte çalıştıklarıyla hem de dünyanın en büyük propaganda örgütünü oluşturabileceğimiz 2 milyon Cumhuriyet Halk Partili ve talep eden tüm vatandaşlarımızla birlikte çalışmaya başlıyoruz.”
KAYNAK: Ajanslar
- Kategori: Manşetler
- Gösterim: 108874
Antalya Manavgat’ta tekel bayiinde alkol alırken çıkan tartışmada 2 kişi tabancayla öldürüldü. İş yeri sahibi “kasten öldürme” suçundan tutuklandı...
Antalya’nın Manavgat ilçesinde tekel bayiinde çıkan tartışma kanlı bitti. İş yeri sahibi, masada birlikte oturduğu iki kişiyi silahla vurarak öldürdü.
GECE YARISI TEKEL BAYİİNDE KANLI OLAY...
Antalya’nın Manavgat ilçesi Mimarsinan Mahallesi’nde bulunan bir tekel bayiinde korkunç bir olay yaşandı.
İddiaya göre Abdulkadir Erkan (33) ve Nurettin Süleyman Ertem (56), gece saat 23.00 sıralarında iş yerine gelerek işletme sahibi Ömer Yıldız (51) ile birlikte alkol almaya başladı. Bir süre sonra masada çıkan tartışma kısa sürede kavgaya dönüştü.
RUHSATSIZ TABANCAYLA ATEŞ AÇTI...
Tartışmanın büyümesi üzerine Ömer Yıldız’ın, yanında bulunan ruhsatsız tabancayla Erkan ve Ertem’e ateş ettiği öğrenildi. Silah seslerini duyan çevredekilerin ihbarı üzerine olay yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Sağlık ekipleri, iki kişinin olay yerinde hayatını kaybettiğini belirledi.
Olayın ardından polis ekiplerine teslim olan Ömer Yıldız’ın, çevrede bulunanlara “İş yerime çökmek istediler, ondan vurdum” dediği ileri sürüldü. Şüpheli, polis merkezine götürülerek gözaltına alındı.
HUSUMET İDDİASI VE TUTUKLAMA...
Emniyetteki ifadesinde Yıldız’ın, Erkan ve Ertem ile aralarında önceden husumet bulunduğunu, gece iş yerine gelerek baskı kurmaya çalıştıklarını ve kendisini korumak amacıyla ateş ettiğini söylediği kaydedildi. Adliyeye sevk edilen şüpheli, çıkarıldığı Sulh Ceza Hakimliği tarafından “kasten öldürme” suçundan tutuklandı.
CENAZELER ADLİ TIPA GÖNDERİLDİ...
Hayatını kaybeden Abdulkadir Erkan ve Nurettin Süleyman Ertem’in cenazeleri, savcılık incelemesinin ardından Antalya Adli Tıp Kurumu’na gönderildi. Olayla ilgili soruşturma sürüyor.
KAYNAK: Ajanslar
- Kategori: Manşetler
- Gösterim: 210929
TBMM Genel Kurulu’nda konuşan CHP Antalya Milletvekili Aykut Kaya, tarım sektörünün içinde bulunduğu ağır tabloyu gündeme taşıdı. Alanya ve Antalya'da çiftçilerin artan maliyetler, yüksek faiz oranları ve borç baskısı altında üretim yapamaz hale geldiğini vurgulayan Kaya, “Bu gidişle Türk çiftçisi kalmayacak” dedi...
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Antalya Milletvekili Aykut Kaya, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada çiftçilerin yaşadığı ekonomik sıkıntılara dikkat çekerek, yüksek faizler, borç yükü ve pazarlama sorunları nedeniyle tarımın sürdürülemez hale geldiğini söyledi. Kaya, gerekli önlemler alınmazsa tarımın göçmen işçilerin eline geçeceği uyarısında bulundu.
‘DEVLET, ÇİFTÇİYİ TARIM SEKTÖRÜNDE KALMASI İÇİN MOTİVE ETMELİ’...
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Antalya Milletvekili Aykut Kaya, “Çiftçimiz çok zor bir yıl yaşıyor. Bazı ürünlerin fiyatlarında toparlanma olsa da bu artışlar aylarca edilen zararın ancak bir kısmını karşılıyor. Tarım sektöründe bugün ciddi bir nakit sıkışıklığı var. Tarımın tüm paydaşları vadeli çalışıyor. Yüksek faizler ve vade farkları sektörün belini büküyor. Bu nedenle birçok firma batma noktasına gelmiş durumda. Tarım sektörü için düşük faizli ve uzun vadeli finansman acilen devreye alınmalıdır. Borçlar faizsiz şekilde yeniden yapılandırılmalıdır. Karı-koca çalışan ailelerde kadın çiftçinin BAĞ-KUR primlerinin yarısının devlet tarafından karşılanması, tarım sektöründe kalmaları için motive edecektir. Emeklilik yaşı gelmiş ancak prim borcu olduğu için emekli olamayan çiftçilerimizin de primleri devlet tarafından ödenip maaşından kesilerek emekli edilmelidir. Bugün para kazanamadığı için çiftçi çocukları başka işlerde çalışmaya başlamıştır. Bu gidiş böyle devam ederse ileride Türk çiftçisi kalmayacak. Tarım göçmenlerin eline geçecektir. Üreticimizin ürettiği ürüne pazar bulun ki insanlar para kazanacağını görsün ve bu işte kalmaya devam etsin” ifadelerini kullandı.
HABER: İbrahim AKDAĞ
- Kategori: Manşetler
- Gösterim: 159506
Eski AKP İzmir Milletvekili Hüseyin Kocabıyık, cumhurbaşkanına hakaret suçundan 2 yıl 5 ay 5 gün hapis cezasına çarptırıldı. Kocabıyık tahliye edildi...
“Cumhurbaşkanına hakaret” suçlamasıyla tutuklanan eski AKP İzmir Milletvekili Hüseyin Kocabıyık, İstanbul 46’ncı Asliye Ceza Mahkemesi’nde hakim karşısına çıktı.
7 Ekim’den bu yana Sincan Kapalı Cezaevi’nde tutuklu bulunan Kocabıyık, duruşmaya SEGBİS ile katıldı.
Mahkeme, Kocabıyık’a 2 yıl 5 ay 5 gün hapis cezası vererek yurt dışı çıkış yasağıyla tahliyesine karar verdi.
KAYNAK: Ajanslar








