Manşetler
- Kategori: Manşetler
- Gösterim: 206961
Milli Savunma Bakanlığı (MSB) Karadeniz'de Türk hava sahasına yaklaşan bir İHA'nın, F-16'larla vurularak düşürüldüğünü bildirdi...
Milli Savunma Bakanlığı (MSB), tansiyonun düşmediği Karadeniz'de, düşürülen İHA ile ilgili açıklama yaptı.
Açıklamada, Karadeniz üzerinden Türk hava sahasına yaklaşan bir İHA'nın tespit edildiği ve rutin prosedürler kapsamında takibe alındığı belirtildi.
Kontrolden çıktığı belirlenen İHA'nın F-16 uçaklarıyla meskun mahal dışında vurularak düşürüldüğü bildirildi.
Yapılan açıklama şu şekilde:
"Karadeniz üzerinden hava sahamıza yaklaşan bir hava izi tespit edilmiş ve rutin prosedürler kapsamında takibe alınmıştır.
Hava sahası güvenliğinin sağlanması amacıyla, NATO ve Milli Kontroldeki F-16'larımıza alarm reaksiyon görevi verilmiştir.
Söz konusu hava izinin kontrolden çıktığı anlaşılan bir insansız hava aracı olduğu belirlenmiş; herhangi bir olumsuzluğa mahal vermemek adına, meskûn mahal dışında emniyetli bir bölgede vurularak düşürülmüştür."
ALANYA GÜNEŞİ HABER MERKEZİ
- Kategori: Manşetler
- Gösterim: 169409
Tutuklu Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek, cezaevinde kaleme aldığı ve kamuoyuna duyurduğu bir açıklamayla, kendisine ve çalışma arkadaşlarına yönelik yürütülen soruşturma ve operasyonlara sert tepki gösterdi...

Tutuklu Başkan Muhittin Böcek'ten Cezaevinden sitem dolu açıklama: "Sağlığım Hızla Bozuluyor"...
161 gündür tutuklu bulunan Başkan Böcek, açıklamasında adli süreçle ilgili sitem ve sağlık durumuyla ilgili endişelerini dile getirdi.
"ASILSIZ HABERLER VE KARALAMA KAMPANYALARI İLE KİŞİLİK HAKLARI ÇİĞNEDİ"...
Başkan Böcek, açıklamasında soruşturma dosyasında gizlilik kararı olmasına rağmen yapılan yayınlara dikkat çekerek, uygulanan yöntemi eleştirdi:
"Yürütülen soruşturma dosyasında gizlilik kararı olmasına rağmen yapılan asılsız haberlerle, karalama kampanyaları ile insanların özel hayatları, kişilik hakları çiğnenmiş, lekelenmeme hakları ve masumiyet karineleri de hiçe sayılmıştır."
Yapılanların kendisini, süreçten etkilenenleri ve adli makamları üzdüğünü belirten Böcek, adalet vurgusunda bulundu:
"Gün gelecek Adalet'e herkesin ihtiyacı olacaktır. İlahi adalet var. Adaletin ve vicdanın er ya da geç galip geleceğine olan inancımı bir kez daha dile getirmek istiyorum."
SAĞLIK DURUMU HÜKÜMETE BİR ÇAĞRIYA DÖNÜŞTÜ: "HAYATI BİR MESELE"
Başkan Böcek'in en çarpıcı ifadeleri ise sağlık durumuyla ilgili oldu. Tutukluluk sürecinde sağlığının hızla bozulduğunu ve durumun artık "sadece hukuki değil, aynı zamanda hayati bir meseleye" dönüştüğünü ifade etti.
İLAÇ SAYISINDAKİ ARTIŞ
Tutsak edildiği 5 Temmuz günü 12 ilaç kullandığını belirten Böcek, bu sayının şu anda günde 22 ilaca yükseldiğini açıkladı.
HASTANEYE SEVKLER
Bugüne kadar 7 defa hastaneye sevk edildiğini belirten Başkan, sağlık çalışanlarına şükranlarını sundu.
Böcek, açıklamasını sağlığıyla ilgili endişesini dile getirerek sonlandırdı ve bunun bir ihmale kurban gitme korkusu olduğunu belirtti:
"Sağlığımla ilgili geri dönüşü olmayan bir ihmalin kurbanı olmak istemiyorum. Bu satırların sadece benim değil hukukun, vicdanın, insanlığın sesi olarak duyulmasını diliyorum."
Açıklamasının sonunda ise hemşehrilerine seslenerek "karanlığın en koyu anı şafağa en yakın zamandır" mesajını verdi.
HABER: Uğur AKDAĞ
- Kategori: Manşetler
- Gösterim: 243354
Cumhurbaşkanı Erdoğan, futbol dünyasındaki yasa dışı bahis iddiaları ile ilgili, "Hangi kulüpten gelirse gelsin fark etmez; bu mücadeleyi gençlerin hayalleri ve milletin temiz futbol özlemi adına sonuna kadar sürdüreceğiz" mesajını verdi...
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkmenistan'ın daimi tarafsızlık statüsünün 30. yıl dönümü vesilesiyle düzenlenen "Uluslararası Barış ve Güven Forumu"na katılmak üzere gittiği Türkmenistan'ın başkenti Aşkabat'tan uçakla dönüşünde gündemi değerlendirdi, soruları cevapladı.
"HAYRETE DÜŞÜRDÜ'...
Futbol malum milyonlarca kişi için aslında bir eğlence aracıdır. Belli bir ülkenin veya belli bir bölgenin takip ettiği değil, adeta tüm dünyanın statları tıklım tıklım doldurarak ve ekranlardan izlediği bir yorgunluk çıkarma aracıdır.
Nitekim biz de bunu gençlik yıllarımızdan şu andaki makama gelinceye dek hep izledik, takip ettik. Şimdi de özellikle televizyonlarda maçları sürekli izlemeye devam ediyorum. Fakat bu son gelişmeler bizi ciddi manada üzmüştür. İdarecisinden yöneticisine ve futbolcusuna kadar birçok ismin burada bulunması ve bu kişilerin adının böylesi skandallara karışması, ülkemde bunun olması, bir Cumhurbaşkanı olarak bizleri gerçekten üzmüştür. Hayretlere düşürmüştür. Bu rakamlar için, milyonlarca lira transfer ücreti alan bu insanlar, bu işin içerisine nasıl bulaşır, nasıl girer?
Yöneticilere bakıyorsun, ya bu yöneticiler bunu nasıl yapar, nasıl bulaşır? Gerçekten şunu bir defa çok açık altını çizerek söylüyorum, futbolun ruhu adalettir. Eğer biz bu adaleti tesis edemezsek, sahalardan çıkan netice bizi asla tatmin etmez. Niye? Çünkü adaletten uzak bir netice ortaya çıkacaktır.
Bunun bizi tatmin etmesi mümkün olmaz. Bütün bunların yanında biz, futbolun asil ve temiz ruhundan yanayız. Ben yargı mekanizmasının adil bir şekilde çalışmasından sonra bunun da tesis edileceğine inanıyorum. Nereden gelirse gelsin, hangi kulüpten gelirse gelsin, A kulübü, B kulübü fark etmez. Burada adalet bizim için çok çok önemli. Şu anda da bence yargı bu görevini en ideal şekilde yapmaktadır. Biz bu mücadeleyi özellikle de tribünlerin sesine, gençlerin hayallerine, bu milletin temiz futbol özlemi adına sonuna kadar sürdüreceğiz.
Bosna Hersek biliyorsunuz sıradan bir takım değildi, güçlü bir takımdı. O güçlü takımın karşısında gerçekten bizim ekipte iki veya üç tane eksiğimiz vardı, onlar katılamamışlardı. O eksiklerimize rağmen ortaya başarılı bir performans koydular ve o farkla o maçı aldılar. İyi bir başlangıç aslında. İlk iki maçı iyi götürdüler. Şimdi önümüzde tabii zorlu bir maç var, Sırbistan. Sırbistan maçı önem arz ediyor. Sırbistan’ı da yenerek inşallah dünya kupasına bu defa katılmalıyız. Maçtan sonra soyunma odasına gittik. Orada bize “Dünya kupasına gidersek neticesi ne olur?” falan dediler. Biliyorsunuz sporcunun beklediği hep nedir? Biz de dedik ki; “dünya kupasına gitmemiz halinde yerli ve milli markamız TOGG’u inşallah sizlere de hediye ederiz.” İnşallah kazasız belasız bu elemeleri geçip takımımız doğrudan 2027 Dünya Kupasındaki yerini alacaktır. Milletimiz onların yanında, biz onların yanındayız.
YENİ ANAYASA...
Biz somut netice almak için yola çıktık. Soyutta kalırsak bunun bir anlamı olur mu, olmaz. Şu an itibarıyla da hem sivil, hem özgürlükçü, hem kuşatıcı bir anayasayı yapma arzusu içerisindeyiz. Bunu yapalım ki, milletimiz de “işte benim anayasam” desin. Kendi geleceği ile ilgili de herhangi bir endişeye kapılmasın.
Yeni anayasa sözünü AK Parti olarak biz özellikle meydanlarda verdiğimiz gibi, bütün siyasi partiler de millete aynı taahhütte bulunmuştur. Öyleyse birlikte bu işe sahip çıkacağız. Hassaten Cumhur İttifakı olarak da yaptığımız çalışmayla bunu başaracağız. Bu konuda kararlılığımız var. Bütün bunların yanında yeni anayasa çalışmalarına şu anda partimiz en hazır parti konumundadır.
Sürekli olarak kurduğumuz anayasa çalışmaları ekibi bu işi yürütüyor. Kendilerinden zaman zaman brifingler alıyorum. Bütün bunların yanında MKYK, MYK ekibimiz içerisinde sadece bu anayasa çalışmalarını yürüten arkadaşlarımız var. Bunlarla birlikte de inşallah üzerinde şüpheye yer bırakmayacak, köhnemiş değil, milletimize “her yönüyle benim anayasam” dedirteceğimiz anayasamızı hazırlıyoruz. Diğer taraftan bu işin takvimi olmaz. Sürekli çalışırsın ve bu çalışmanın neticesinde de vakti, saati geldiğinde adımı da atarsın. Bu dönem, bu işin neticeye bağlanacağı dönem olacaktır.
KAYNAK: Ajanslar
- Kategori: Manşetler
- Gösterim: 218339
Yalova’daki evinin teras penceresinden düşerek hayatını kaybeden Güllü’nün ölümüyle ilgili soruşturmada gözaltına alınan kızı Tuğyan Ülkem Gülter, kasten öldürme suçlamasıyla tutuklandı. Gülter'in annesini nasıl öldürdüğünü de arkadaşı ifadesinde anlattı...
Şarkıcı Güllü'nün ölümünde sır perdesi aralandı. Güllü'nün öldüğü gece evde olan ve kızı Tuğyan Ülkem Gülter'in arkadaşı Sultan Nur Ulu cinayeti itiraf etti.
Ulu'nun şoke eden ifadesi de ortaya çıktı. Güllü'nün kızı Sultan'ın ifadelerini kabul etmediğini, annesinin nasıl düştüğünü hatırlamadığını ve 'herhangi bir şeyden korkmadığını'söyledi.
KIZI 'KASTEN ÖLDÜRME'DEN TUTUKLANDI...
Şarkıcı Güllü'nün 6'ncı kattaki evinden düşerek ölümüne ilişkin soruşturma kapsamında 'kasten öldürme' suçlamasıyla gözaltına alınıp, adliyeye sevk edilen kızı Tuğyan Ülkem Gülter, çıkarıldığı nöbetçi mahkemece tutuklandı.
CİNAYETİ İTİRAF EDEN SULTAN'A EV HAPSİ...
Soruşturma kapsamında gözaltına alınan Sultan Nur Ulu hakkında ise 'ev hapsi' şeklinde adli kontrol kararı verildi. Ulu'nun babası A.U., evlerinde kaldıkları T.Y. ve şoför olarak bilinen şüpheli ise savcılık ifadesinin ardından serbest bırakıldı.
KAN DONDURAN İFADESİNDE CİNAYET ANINI BÖYLE ANLATTI...
Güllü'nün, kızı tarafından yüzü cama dönük iken itildiğini ifade eden Sultan Nur Ulu, savcılıktaki ifadesinde "Biz oynadıktan sonra Gül Anne yüzünü cama dönük haldeydi. O esnada dizlerinin az yukarı kısmından Tuğyan sarılarak Gül Anne'yi itti ve böylelikle dengesini kaybedip düştü. Ben şok oldum. Sonrasında Tuğyan bana 'koş' dedi. Aşağı koştuk" dediği öğrenildi.
KIZININ İFADESİ DE ORTAYA ÇIKTI...
Tuğyan Ülkem Gülter de tutuklama talebiyle sevk edildiği mahkemedeki ifadesinde, arkadaşı Sultan Nur Ulu'nun yaklaşık bir aydır annesi Gül Tut'un yaşadığı evde kaldığını, olay günü de evde olduğunu hatırlattı.
Gülter, bir çocuğu olduğunu ve olay günü annesinin aracını alıp Sultan Nur Ulu ile Yalova'daki bir alışveriş merkezine giderek burada çocuğuna bakması için bir bakıcı ile görüştüğünü ancak bakıcının yaşının küçük olması nedeniyle annesi Gül Tut'un görüştüğü kişiyi bakıcı olarak kabul etmediğini aktardı.
Olay günü akşam üstü Ulu ile Çınarcık'taki eve geri döndüklerini vurgulayan Gülter, şunları kaydetti:
"Eve gittiğimizde annem Güllü evdeydi. Odada oturup muhabbet ettikten sonra annem duşa girdi. Biz de Sultan'la yemek siparişi verip yemek yedik. Daha sonra beraber film izlemeye karar verdik. Film izleyeceğimiz için annem kendisine meze hazırladı ve şarap aldı."
Annesinin daha önce alkol kullandığını ancak şarap içmeye yeni başladığını öne süren Gülter, "O gün annem yaklaşık 3,5 şişe şarap içti." ifadesini kullandı.
Film izledikleri sırada bir ara odaya geçip eski nişanlısıyla yaklaşık 20 dakika görüntülü konuşma yaptığını söyleyen Gülter, salona geri geldiğinde Sultan ile annesinin film izlemeye devam ettiğini, içeri geldikten bir süre sonra filmi kapattıklarını anlattı.
"HAMİLE OLMA İHTİMALİNE KARŞI DÜŞTÜ DERİM YA DA ALDIRIRIM' DEMİŞTİM...
Daha sonra müzik eşliğinde eğlenmeye başladıklarını belirten Gülter, şöyle devam etti:
"Sonra Sultan'la ben odaya geçtik. Ben odada eski nişanlım K. ve Ç. abla ile görüntülü konuştum. Sultan benim yanımda oturuyordu. Ben 1-2 defa salona gidip geldim. Odada olduğum süreçte K. ile konuşurken aramızda yüzük muhabbeti geçmişti. Ben 'yüzüğü atacağım' tarzında konuşmuştum ve hamile olma ihtimalim vardı. Ancak bunu annem bilmiyordu. Sultan'la konuştuğumuz sırada annemin öğrenme ihtimaline karşı Sultan'a, 'düştü derim ya da aldırırım' demiştim."
"SULTAN'IN BEYANLARINI KABUL ETMİYORUM"...
Gülter, Ulu'nun telefondan şarkı açtığını vurgulayarak, şarkı eşliğinde oynarken annesinin içeri geldiğini ve Ulu'nun elinden tutup oynatmaya çalıştığını ileri sürdü.
Odada birlikte dans etmeye başladıklarını ifade eden Gülter, şunları kaydetti:
-Biz kapıyla gardırobumun arasında dans ediyorduk. Annemle birbirimizi mıncıklardık. Bana söylendiği gibi 'Bırak beni bırak' gibi bir şey söylenmişse buna istinaden söylenmiştir. Sonrasında annem müziğin sesini açmamızı istedi. O sırada Sultan'ın yanında oynuyordum. Daha sonra ben çok yüksek bir şekilde 'güm' diye bir ses duydum. Önümü camın olduğu tarafa doğru çevirdiğimde annemi göremeyince 'koş' diye bağırarak aşağıya indim. Yukarıda odadayken 'güm' diye ses duyduktan sonra annemi görmedim. Nasıl düştüğünü de bilmiyorum. Direkt aşağıya koştum. Koşarken Ç. ablanın kapısını çaldım. Aşağıya indikten sonra olanları hatırlamıyorum. Daha sonra çevremden bana anlatılanlar oldu ancak hiçbirini hatırlamıyorum. Sultan'ın annemin camdan düşmesine ilişkin aleyhime verdiği beyanları kabul etmiyorum.
"ANNEMİN NASIL DÜŞTÜĞÜNE DAİR FİKRİM YOK...
Annem benden oldukça ağırdır. Onu kaldırma gibi bir şansım yoktur. Zaten olay sırasında benim sırtım dönüktü. Annemin nasıl düştüğüne dair bir fikrim yok. Normalde Sultan'la aramda herhangi bir problem yok. Sultan'la biz çok yakın arkadaştık."
Ulu'nun olaydan önce eski sevgilisi ile uyuşturucu madde kullandığını duyduğunu öne süren Gülter, dosyaya uyuşturucu testiyle ilgili işlemler girince Ulu'nun bunlardan dolayı çok tedirgin olduğunu, test sonucunda uyuşturucu madde kullandığı ortaya çıkıp ona suç atılması ihtimalinden dolayı avukat M.U'ya "Siz benim başımı mı yakmaya çalışıyorsunuz?" dediğini iddia etti.
Aynı binada oturdukları bazı kişilerin Ulu'ya "Başınız belaya girecek. Tuğyan uyuşturucu kullanıyor. Senin üzerine iftira atar" tarzında beyanda bulunduklarını, Ulu'nun da bunu kendisine daha sonra anlattığını belirten Gülter, şunları söyledi:
"Sultan'ın aleyhimde vermiş olduğu ifadelerin bundan dolayı kaynaklandığını düşünüyorum. Çünkü aramızda herhangi bir husumet yoktur. Hatta bu süreçte bana en çok Sultan destek olmuştur. Benim annemle aramda uyuşturucudan, paradan, eski nişanlım K'den ya da herhangi bir sebepten kaynaklı bir sıkıntı yoktu. Benim 'Annemi öldürmek istiyorum' şeklindeki mesajlarım hatırladığım kadarıyla haziran ayında B. ablaya attığım mesajlardır. Ancak annemle o zaman kavga etmiştik ve ben 21 gün kadar eve gitmemiştim. Anneme çok sinirli olduğum bir dönemde yazdığım bir mesajdı. Daha sonrasında kardeşim Tuğberk, annem ile beni barıştırmıştı."
"HERHANGİ BİR ŞEYDEN KORKUM YOK"...
İstanbul'da olduğu bir zaman S.C. isimli kişinin kendilerini dışarı davet ettiğini ve 4 kişi bir eve gittiklerini anlatan Gülter, şunları aktardı:
-S. bize 'sizinle bir şey konuşacağım' diyerek telefonlarımızı aldı ve gardırobun üstüne koydurttu. Daha sonra Sultan ve bana 'Yurt dışına gidin, siz bir şey yapmamış olsanız da toplum baskısından dolayı sizi tutuklarlar' tarzında konuştu. Bunları söylerken sürekli gözümüzü korkutuyordu. Daha sonra biz telefonlarımızı geri aldığımızda Sultan ağabeyi Y. ile konuştu. Bu sırada Sultan, abisine, S'nin söylediklerinden bahsederken S. bunları ses kaydına almış ve daha sonra benim S.S. ile olan konuşmamı kayda almış. Herhangi bir şeyden korkum yok."
Küçük bir çocuğunun olduğunu ve onu bırakıp bir yere gitmeyeceğini belirten Gülter, şöyle devam etti:
"Bu konuşmalar sadece S'nin bize açtığı muhabbetten kaynaklanmıştı. Ben Çınarcık'ta olan evde kaldığım süre boyunca sürekli rahatsız edildim. Bu yüzden G.C'nin evinde kalmaya başlamıştım. G.C'nin evinde kalmaya üç valiz ile gitmiştim. G, Yalova'da Çınarcık'ta kalıyordu. T. abla ile eşi S. ağabey beni almaya geleceklerdi. Onların olduğu Büyükçekmece'ye gidecektik. Yaklaşık 1,5 hafta T. ablaların evinde kalmıştım. Daha sonra Çınarcık'ta emlakçı A. ağabeyden bir ev tutmuştum. Gözaltına alındığımız gün Büyükçekmece'ye valizlerimi alıp kiralayacağım eve götürmek için gitmiştim. İstanbul Büyükçekmece'ye gitmemizle yurt dışına kaçmamız arasında herhangi bir bağlantı yoktur."
"GÖRÜŞÜRÜZ KELİMESİNİ BEN SÖYLEMEDİM"...
Gülter, annesi Gül Tut'u öldürmek için herhangi bir sebebinin olmadığını iddia ederek, şunları anlattı:
"Ne annem bana ne de ben ona husumet beslemiyorduk. Kendimden emin olduğum için kaçma gibi bir durumum söz konusu dahi değildir. Şüpheli Sultan'ın annemin ölüm olayına ilişkin vermiş olduğu ifade kabul edilemez. Her ne kadar bilirkişi raporunda düşme olayının dış kuvvet ve temas varlığıyla olduğu söylenmiş olsa da ben bunu kesinlikle kabul etmiyorum. Eğer annemi itmiş olsaydım ses kayıtlarındaki 'görüşürüz' ifadesi yerine annemin bağırma ya da yardım isteme sesi gerekirdi. Kaldı ki 'görüşürüz' kelimesini ben söylemedim. Kesinlikle kabul etmiyorum. Annemi kesinlikle öldürmedim. Ben masumum."
KAYNAK: Ajanslar
- Kategori: Manşetler
- Gösterim: 173050
Alanya'da çok sayıda gurbetçi ve yabancının gayrimenkullerini sahte evrak düzenleyerek satan ve bu yolla 20 milyon lira vurgun yapan şebeke çökertildi...
Şebekenin lideri ise beyin cerrahı çıktı.
Almanya'da yaşayan Ümmü Demirkıran'ın (68), Antalya'nın Alanya ilçesinde, 1.5 milyon euro değerindeki arsasını sahte kimlik ve pasaportla başkasına satan 6 şüpheli, 2 ay önce düzenlenen operasyonla yakalanarak tutuklandı.
Alanya Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde İlçe Jandarma Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele (KOM) ekiplerince yürütülen soruşturmada tutuklanan şüphelilerin, sahte tapuyla dolandırıcılık yapan bir şebekenin üyesi oldukları belirlendi.
Şebeke lideri olduğu belirlenen Ankara Bilkent Şehir Hastanesi'nde görevli Beyin Cerrahı F.A., yardımcılığını yapan Ankara'daki Tapu Genel Müdürlüğü'nden emekli müfettiş H.K. ile birlikte hareket eden şüpheliler H.K., C.B ve S.S. yakalandı.
Sahte evraklarla sattıkları gayrimenkullerden 20 milyon lira vurgun yaptıkları belirlenen 5 şüpheli, "suç işlemek amacıyla örgüt kurmak", "nitelikli dolandırıcılık" ve "resmi belgede sahtecilik" suçlarından tutuklandı.
KAYNAK: Ajanslar








