head

2183026 810x458 75f08
Perşembe, 03 Eylül 2026

 

 

Manşetler

Partisinin Gaziosmanpaşa'daki buluşmasında konuşan CHP lideri Özgür Özel, iktidarın, tutuklanan belediye başkanı Hakan Bahçetepe ile ilgili planını ifşa etti. İçişleri'nin Bahçetepe'yi görevden uzaklaştıracağını belirten Özel, "Belediye Meclisi'nde 18 AKP'li, 3 MHP'li 21 kişi Belediye Başkanvekili seçecekler" ifadelerini kullandı. Özel, "Eğer belediyeye çökülürse, artık AK Parti'nin darbeye niyetlendiğini, bir daha seçim yapmamaya hazırlandığını gösterir" dedi...

503803382 9888156217934616 3663542071352523962 n 7b055

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı ve CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu 23 Mart’ta yolsuzluk suçlamasından tutuklanmasının ardından CHP'nin miting ve buluşmaları devam ediyor.

İstanbul’daki ilk miting Şişli’de düzenlendi; burayı sırasıyla Beylikdüzü, Başakşehir, (İstanbul Üniversitesi) Beyazıt Meydanı, Silivri, Pendik ve Esenler buluşmaları izledi.

Her çarşamba İstanbul’un bir ilçesinde "Millet İradesine Sahip Çıkıyor" buluşmalarında bu hafta adres, belediye başkanı İBB 5'inci dalga operasyonunda tutuklanan Gaziosmanpaşa oldu.

Saat 20.30'da başlayan miting, Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Meydanı'nda düzenlendi.

İMAMOĞLU: VEREMEYECEĞİMİZ HESAP YOK...

Ekrem İmamoğlu'nun buluşmaya gönderdiği mektubu CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik aktardı.

İmamoğlu'nun mesajından öne çıkanlar özetle şöyle:

"Milletin iradesi, taarruz altındadır. Demokrasimiz, hayatta kalma mücadelesi vermektedir. Hukuk yerle bir edilmiş, adalet can çekişmektedir. Bu en ağır şartlar altında bile hiçbirimizde bir korku, bir yılgınlık yok.

 
 

Çünkü bugün yaşadıklarımızın, vadesi dolmuş bir iktidarın son çırpınışları olduğunu biliyoruz. Onların millete veremeyecekleri hesapları var. Onun için korkuyorlar. Ama biz korkmuyoruz, yılmıyoruz. Çünkü, haklıyız ve güçlüyüz. Korkmuyoruz, yılmıyoruz. Çünkü millete veremeyeceğimiz tek bir hesap yok.

 

Tutuklanmış tüm belediye başkanlarımızın, belediye çalışanlarımızın veremeyecekleri hiçbir hesap yok. Bizler, millet adına karar veren bağımsız mahkemelerde yargılanmaktan gocunmayız, çekinmeyiz. Yeter ki amaç, gerçeği ortaya çıkarmak, adaleti sağlamak olsun.

Ama bugün bizi bağımsız mahkemeler değil, bir avuç iktidar sahibi ve onların medyası yargılamaya kalkıyor. Biz, yargılanmıyoruz. Biz, peşin peşin suçlu ilan ediliyor, sistemli iftiralara, organize yalanlara maruz kalıyoruz. Biz, yargılanmıyoruz. Biz, bir daha asla seçim kazanamayacak bir avuç insan önümüzdeki seçimi kazanabilsin diye, rehin tutuluyoruz. Bizim tutuksuz yargılanmamıza bile cesaretleri yok. Çünkü işimizi yapmamızdan korkuyorlar.

Milli iradeyle kavgaya tutuşanlar, milletin aksi istikametinde yürüyenler elbette korkacak. Millet bunları vicdanında mahkum etmiştir, sandıkta da mahkum edecektir. Sandık gelecek, herkes yaptıklarının hesabını verecek.

Bir pazar günü, adalet hasretiyle sandıklara koşacağız ve hep birlikte özgürlüğün, eşitliğin, kardeşliğin iktidarını kuracağız. Yoksulluğu, çaresizliği, umutsuzluğu bu topraklardan söküp atacağız. Adil, özgür ve müreffeh bir ülkede hep birlikte güven içinde yaşayacağız. Her şey çok güzel olacak."

 

ÖZGÜR ÖZEL: MÜCADELEMİZ AZALMADI, ARTTI...

İmamoğlu'nun mesajını aktaran Çelik'in ardından CHP Genel Başkanı Özgür Özel, konuşmak için kürsüye geldi.

Özel'in açıklamalarından öne çıkanlar şu şekilde:

"19 Mart darbe girişiminden beri; önce 7 gün 7 gece Saraçhane’de, sonra köprüyü geçip Maltepe’de, sonra Anadolu’ya açılıp Samsun’da, Yozgat’ta, Mersin’de, Konya’da, Van’da, İzmir’de, Düzce’de, Antalya’da bu darbeye karşı ses yükselttik.

Saraçhane bir çarşamba başladı, bir hafta boyunca direndi, darbeyi püskürttü, kayyumu püskürttü... Dedik ki: "Çarşamba akşamları da aynı saatte hep İstanbul’dayız."

Ne İstanbul’da, ne Anadolu’da; Bütün beklentilerin aksine eksilmedik, arttık. Heyecanımız, inancımız, mücadelemiz azalmadı, çoğaldı.

Meydanlar buraya öyle miting yapmaya, bir yerlerden toplanıp da gelen belediyelerin işçileri ya da kamu çalışanlarını veya birilerinin gözüne girmek için getirilenler değil. Bu meydana miting yapmaya değil, eylem yapmaya gelenler var. Eylem yapmaya!

Bu meydan Ekrem Başkan’ın, belediye başkanlarımızın, meclis üyelerimizin, bürokratlarımızın; onların onurlu mücadelelerinin bileklerini bükemeyenlerin, yargı sopasıyla bileklerini kırmaya çalışanların karşısında; onlara inanan, güvenen, onlara kefalet koyan, onlar için mücadele eden, eylem yapan milyonların temsilcileri var karşımda. Hepinizle gurur duyuyorum!

Uzun zaman sonra havaların bu kadar müsait olduğu bir zamanda eşiyle, dostuyla, arkadaşıyla, ailesiyle, sevgilisiyle değil de; Omuz omuza bir mücadeleye, bir eyleme ve İstanbul’un iradesine, kendi iradesine, Türkiye’nin demokrasisine... Gazi Mustafa Kemal’den emanet sandığa, seçime sahip çıkan her birinize minnet duyuyorum.

Bu mücadelenin başarıya ulaşıp ulaşmaması bir tek şeye bağlı: Bu meydan, bu inancı, bu enerjiyi ve bu mücadele azmini muhafaza ettikçe, her hafta bir başka meydandaki bir başka mücadeleye buradan kıvılcım oldukça, umut oldukça... Ne yaparlarsa yapsınlar; ne Hakan Başkan’ı ne diğer belediye başkanlarımızı ne de Ekrem Başkan’ı asla yenemeyecekler! Kötülük kaybedecek, iyilik kazanacak.

Kazanmak için üç şeye ihtiyaç var: 1. Ahlaki üstünlük, 2. Psikolojik üstünlük, 3. Çoğunluk enerjisi.

Ahlaki üstünlük kimde, görüyor musun Erdoğan? Görüyor musun? Bir bakın şu meydana: Psikolojik üstünlük kimde? Çoğunluk enerjisi kimde?

Elbette biz kazanacağız; haklıyız... Bu annemin (Hakan Bahçetepe'nin annesi) gözyaşlarında boğulacaklar!

6-7 sene önce bu meydanlarda, bütün partilerin kurduğu stantları Hakan’la (Bahçetepe), babasıyla birlikte geziyordum ben.

O zamanlar burası AK Parti’nin kalesiydi. 1963’ten beri on iki tane seçim olmuş, bir tek 1989’da kazanmışız. Ama kusuru Gazi Osman Paşa’da bulmamışız; kendimizde aramışız: 'Daha doğru aday', 'Daha örgütlü mücadele', 'Hep birlikte çalışırız, kazanırız' demişiz.

Hakan gibi bir ilçe başkanına görevi vermişiz aday olmuş ve seçime girmiş. Arkadaşının arabasıyla kampanya yapmış. Seçim gecesi, olmayacak şeyi başarmış. Seçimde, o 'AK Parti’nin kalesi' denilen yerde, Hakan kardeşim bin farkla önde!

İşte şimdi, özellikle Gazi Osman Paşa’daki durumu açık açık anlatmak lazım; bütün Türkiye’nin bilmesi lazım.

biz yeniden oyları sayarken, 1 Nisan sabahı seçimi kaybeden Aziz İhsan Aktaş denilen kişi bir başvuruda bulundu.

bu kişi 21 Nisan sabahı bir evrak yollamış. Belediye meclisinde AK Parti ve MHP çoğunluğu var. Evrak sisteme girmiş. Hakan mazbatayı alınca, bu evrak önüne gelmiş: "Bu ne?" demiş. 'Geçmişte gelmiş, iade edilmiş, düzeltilmiş, bir daha gelmiş.'

Haziran ayında, belediye meclisinde — eski belediye meclis üyelerinin de oy verdiği bir kararla — bu Aziz İhsan Aktaş’ın, hepinizin bildiği benzin istasyonuyla ilgili bir karar çıkmış.

Hakan’ın belediye başkanlığı döneminde herhangi bir başvuru yok. Herhangi bir işlem yapılmamış ama mesele meclise gitmiş. Mecliste, AKP ve MHP'nin 21 üyesinin oyuyla karar geçmiş.

Beşiktaş Belediye Başkanımızı tutukladıkları dosyada, bu Aziz İhsan Aktaş’a demişler ki: "İftira at, seni serbest bırakalım."

Aziz İhsan Aktaş, o dosyada suç örgütü lideri. Maksat belli: Gaziosmanpaşa Belediyesi için kumpas kurmak!

Aziz İhsan Aktaş demiş ki: "Ben, belediye başkanına ortağım aracılığıyla söyledim. Ortağım da bir aracı kullanarak belediye başkanına rüşvet verdi." 

Peki, ne zaman vermiş? Olay olduktan altı ay sonra.

Bugün Hakan, benim önüme de koydu. Avukatı da koydu. İtiraz dilekçesinde de yer alacak. Gerekirse alacağım onu, Türkiye’de kime göstermek gerekiyorsa tek tek göstereceğim.

Şöyle yapmışlar: Savcılıktaki kumpasçılar, Hakan’ın baz kaydını alıp, iftiracı şahsın — yani bu iddiayı atan ortağın — baz kaydıyla eşleştirmişler. Güya, “Aynı baz istasyonundan çekmişler, demek ki beraberlermiş” diye kabul ediyorlar. Bir yıl içinde üç gün, aynı bazdan bağlantı olmuş.

Adam diyor ki: “İkinci bir kişi aracılığıyla rüşvet verdim.” Ne zaman? Bu üç gün içinde, iki gün görüşmüşler, üçüncü gün rüşveti vermiş. Peki gerçek ne?

Hakan diyor ki: “Bir kez belediyeye ‘hayırlı olsun’ diye gelen iş insanları dışında, bu kişiyle belediye dışında bir kez bile göz göze geldiysem, yan yana geldiysem, el sıkıştıysam, 10 metre – 20 metre mesafeden göz göze geldiysem… Beni Taksim’de asın.” Bu kadar net. Bütün Türkiye duysun bu kumpası!

Bahsettikleri görüşmelerden biri, 24 Kasım'da. Hakan, o günle ilgili video ve sosyal medya paylaşımıyla kanıtı ortaya koydu.

Dedikleri saatte, Hakan üç ayrı okulda öğretmenler günü etkinliğinde. O baz istasyonuna bir kilometre mesafede.

Bir diğer görüşme günü, kapalı pazar yerinin açılışı yapılmış. Orada da “aynı bazdan bağlandılar” diyorlar. Kapalı pazar yeri ile o benzinlik arasında 700 metre var. Biraz önceki okullar diğer tarafta kalıyor, pazar yeri bu tarafta kalıyor.

Bir diğer görüşme gününde, Hakan üniversiteler arası öğrenci değişimi programını ziyaret etmiş.
O programın olduğu yerle benzinlik arasında 850 metre mesafe var.

Bakın kumpas şöyle: Baz kayıt raporunu alıyorlar. İftira atan şahsın bazıyla, Hakan’ın baz kaydının çakıştığı yerleri fosforluyorlar. Sonra diyorlar ki: “Ben bugün geldim, çantayla rüşvet verdim.”

Ne görüntü var, ne kayıt var. Ne parayla ilgili bir iz, ne bir emare var! Ama buna rağmen… Bu kadar net açıklamaya rağmen, Hakan’ı aldılar, tutukladılar.

Şimdi yarın, İçişleri Bakanlığı “Hakan tutuklu” diye görevden uzaklaştırma kararı alacak.

Sonra ne olacak? Gidecekler belediye meclisine… 18 AK Parti’li, 3 MHP’li — toplam 21 kişi — Hakan’ın yerine belediye başkan vekili seçecekler. Kumpası gördünüz mü!

Bu baz kaydıyla, bu işlemle eğer bu belediyeye çökülürse; Bu, sadece Gaziosmanpaşa Belediyesi’ne çökülmesi değildir: Bu, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin artık sandık fikrini kafasında bitirdiğini darbeye hepten niyetlendiğini ve bir daha seçim yapmamaya hazırlandığını gösterir. Bu kadar.

Görevlendirdiği kişiler darbeyi asker üniformasıyla değil, savcı cübbesiyle yapmaktadır. Bu darbeye direneceğiz!

Arkadaşlarımızı kolunda polisle itibarsızlaştırmaya çalıştılar. Dün o görüntüler Türkiye'yi 60, 70, 80 yıl geriye götürmüştür.

Görüntülerin talimatını kim verdiyse bu milletin yakasından tutup kafasını yere vurduğunu görene kadar bana huzur yok.

Savcı sert kayaya çarptın oğlum! Gelirim, darmadağın ederim, aklını başına topla. Tepemin tasını attırma, dağılmamak üzere toplanırız. O haysiyetsizliği bir daha görmeyeceğim. 

Erdoğan'a söylüyorum, AK Parti'de aklını başına toplayacak kim varsa söylüyorum. Buradan sonra bu işin sonu kötü, alın bunu buradan!"

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

KAYNAK: Ajanslar

İYİ Parti Antalya İl Başkanı Ali Adnan Kaya; bugünkü Meclis Başkanlığı seçimlerinde sergilenen AKP -DEM Parti ortaklığına dikkat çekerek Büyük Türk Milletini uyardı.

 

491217600 1212138146783410 6260053621301247365 n 83a0a

BAŞKAN KAYA ŞUNLARI SÖYLEDİ...

""AK Parti- MHP- Hüdapar ve DEM Partinin desteklediği Numan Kurtulmuş 329 oy alarak yeniden Meclis Başkanı seçildi. Özetle Cumhur İttifakı’nın yeni üyesi olan DEM Parti de kendini resmen ilan etti. Tarafsız olması gereken meclis başkanımızda teşekkür konuşmasında tarafını ilan etti ve teröristle “Terörsüz Türkiye” kurma hayalini yüksek sesle meclisin ortak kararıymış gibi ilan etti.

İyi Parti olarak biz bu deli saçması Türkiye’yi parçalamaya/bölmeye yönelik ve en önemlisi terörist başının ve teröristin başını çektiği hain planın hep karşısında olduk, olmaya da devam edeceğiz.

Türk Devleti’ni yıktırmayacağız, Büyük Türk Milleti’ni böldürtmeyeceğiz ve Türk Bayrağını indirtmeyeceğiz..

Ne Mutlu Türk’üm diyene…

 İYİ Parti Antalya İl Başkanlığı""

 

 

 

 

HABER: İbrahim  AKDAĞ

 

Akdeniz'de saat 02:17'de 5.8 büyüklüğünde deprem meydana geldi.

 

503853527 1068044942103193 7937399774796462907 n e2dad

Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının (AFAD) internet sitesinde yer alan bilgiye göre, merkez üssü Akdeniz (Muğla) olan 5.8 büyüklüğünde sarsıntı kaydedildi.

Muğla'nın Marmaris ilçesine 10,43 kilometre uzaklıktaki depremin, 67,91 kilometre derinlikte meydana geldiği belirlendi.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

KAYNAK: Ajanslar

CHP Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, Dicle Üniversitesi’ndeki kız öğrenci yurdu önünde yaptığı açıklamada, öğrencilerin yaşadığı hijyen, yemek ve ulaşım sorunlarına dikkat çekerek, yetkilileri göreve çağırdı. Tanrıkulu, öğrencilerin şikayetlerine verilen pişkin yanıtı gündeme getirdi...

Cumhuriyet Halk Partisi Diyarbakır Milletvekili ve TBMM İnsan Hakları İnceleme Komisyonu Başkanvekili Sezgin Tanrıkulu, Dicle Üniversitesi kampüsünde yer alan İyaz Bin Ganem Kız Öğrenci Yurdu’nu ziyaret ederek, burada öğrencilerin yaşadığı sorunlara ilişkin açıklamalarda bulundu.

ÖĞRENCİLERE PİŞKİN SAVUNMA...

Tanrıkulu, yurtta kalan öğrencilerin hijyen eksikliği, kötü yemek koşulları, temizlik sorunları ve böcek şikayetleri nedeniyle protesto düzenlediğini hatırlatarak, “Birkaç gün önce öğrenciler bu sorunları dile getirdiler. Ancak yönetimden gelen cevap daha da vahim. Öğrencilere, ‘Babanızın evinde klima mı vardı, doğalgaz mı vardı?’ şeklinde aşağılayıcı ifadeler kullanılmış,” dedi.

 

Tanrıkulu, bu yaklaşımın kabul edilemez olduğunu belirterek, “Hiçbir yönetici öğrenci taleplerine karşı böyle bir üslup kullanamaz. Bu sadece barınma değil, temel insan hakkı sorunudur,” ifadelerini kullandı.

DİYARBAKIR VALİLİĞİ’NE ÇAĞRI...

Tanrıkulu, “Diyarbakır Valiliği, bu yurtta ve diğer öğrenci yurtlarında acilen inceleme başlatmalı ve bu iddialar karşısında işlem yapılmalıdır. Öğrencilerin temel ihtiyaçları olan hijyen, yemek ve barınma koşulları derhal iyileştirilmelidir” çağrısında bulundu.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

KAYNAK: Ajanslar

Antalya'daki mitingde konuşan CHP lideri Özgür Özel, Erdoğan'a 'ahtapot' ifadeleri üzerinden sert sözlerle yüklenerek arşivle yanıt verdi. 19 Mart'ta İBB'ye yönelik operasyonlara değinen Özel "Darbe bu sefer arkasında askerler, ayakta postallar değil; cübbeyle gelmiştir" dedi. Özel, İmamoğlu için imza sayısında 20 milyona yaklaştıklarını söyledi...

 

503110969 744585418253727 8573975607543488989 n e99ed

Cumhuriyet Halk Partisi'nin (CHP) Silivri'de tutuklu bulunan Cumhurbaşkanı adayı ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'na özgürlük ve erken seçim talebiyle her hafta Türkiye’nin başka bir ilinde düzenlediği "Millet İradesine Sahip Çıkıyor" mitinglerinin bu haftaki adresi Antalya oldu.

Mitingin yapılacağı Turgut Özal Spor Salonu'nun önü polis barikatları ile kapatıldı. Miting alanına Türk bayrağı, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün posterleri ve CHP bayrakları asıldı.

 
 

Saat 18.00'de başlayacak miting öncesi CHP milletvekilleri spor salonu binasına İmamoğlu'nun fotoğrafının yer aldığı "Free İmamoğlu - İmamoğlu'na Özgürlük" pankartı astı.

İMAMOĞLU: EŞİĞİN TAM ORTASINDAYIZ

CHP'nin Antalya'da düzenlediği mitinge, Silivri'de tutuklu bulunan Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu da mesaj gönderdi.

İmamoğlu'nun mesajı özetle şöyle:

"Zaman zaman toplumlar, bir eşikten geçer. İşte biz de o eşiğin tam ortasındayız. Ya yönümüzü adalete, liyakate, ortak akla çevirip yepyeni bir sayfa açacağız ya da mevcut düzenin bizi içine çektiği belirsizlik ve güvensizlik sarmalına mahkum kalacağız.

Bugün ülkemizde en çok yıpranan değerlerin başında adalet duygusu geliyor. Haksızlığa uğrayanlar her geçen gün artıyor, hakkını arayanlar ise suçlu gibi gösteriliyor. Oysa bir toplumun ayakta kalabilmesi için önce hukuka, sonra da birbirine güvenmesi gerekir.

Kumpaslarına da zulümlerine de boyun eğmeyiz. Ön seçim kampanyası için sizlerle buluştuğumda da söylemiştim. Bu mücadelede Antalya’nın yeri ayrı. Çünkü Antalya, sadece bir şehir değil; tarımın, turizmin, teknolojinin kesiştiği bir potansiyel alanı.

19 Mart’tan bu yana siz, meydanlarda demokrasi tarihinin anlamlı duruşlarından birini gösteriyorsunuz. Bu demokrasi nöbetlerinde, adalet buluşmalarında, bir yandan millet olmanın gereği olarak dayanışıyoruz ama aynı zamanda yeni bir yönetim anlayışının ve halkla omuz omuza yürüyen bir siyaseti hep birlikte üretiyoruz. 

Demokrasi nöbetleriyle büyüyen bu yürüyüşte, hiçbir vatandaş yalnız değil. Çünkü biliyoruz; bu ülke, bu halk, bu topraklar daha iyisini hak ediyor. O günlere hep birlikte kavuşacağız. Kimseyi geride bırakmayacağız. İnatla, cesaretle, umutla mücadele etmeye devam edeceğiz, her şey çok güzel olana kadar. O zamana dek mücadeleye devam."

502280201 1086954806641640 8568690573856051183 n cf2c2

ÖZEL: BU KEZ DARBE CÜBBEYLE GELDİ

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, mitingde konuştu.

Özel'in açıklamalarından öne çıkanlar şu şekilde:

"Aspendos’un taşları kadar sağlam, Alanya Kalesi kadar vakur Antalya. Güneşin toprakla, tarihin insanla buluştuğu, ruhu özgür Antalya. Toroslardan gelen senin rüzgarın, dünyanın en güzel, en sıcak sahillerine uğruyor.

Tarımın, turizmin, kültürün, sanatın şehrindeyiz. Atatürk’ün “Dünyanın en güzel yeri” dediği kentteyiz. Güneşin toprakla, tarihin insanla buluştuğu şehirdeyiz. Merhaba Antalya!

Buraya, zalimin zulmünden size sığınmaya, Antalya’nın vicdanında yeniden doğmaya, buraya kendimizi millete emanet etmeye geldik.

Toros’un eteklerinde sabahı karşılayan Yörük anamıza selam olsun. Tarlada alnı güneşle kavrulan emekçi kardeşime, serada domatesi büyüten dertli üreticimize, turizmde sabaha kadar mesai yapan emekçilere… Hepsine ayrı ayrı selam olsun.

Bu şehrin bağrında herkes kardeştir. Kafkaslardan gelen de kardeştir, Balkanlardan göçen de kardeştir. Ev sahibidir. Karadenizli de bu şehirde ev sahibidir. Güneydoğu’dan gelen de, Anadolu’dan gelen de…

İşte bu yüzden biz, Antalya’ya “ben” diyenlerin değil, “biz” diyenlerin şehri diye saygı duyarız.
Biz bugün Antalya’ya "ben" demeye değil, “biz” demeye, hep birlikte ayağa kalkmaya geldik.
Hoş geldin Antalya, hoş geldin!

Antalya’ya geleceğimi duyduğunda, alnı derin çizgilerle dolu bir Yörük dedem çevirdi beni.
Dedi ki: “Silivri’ye vardığında, Ekrem evladıma şunu söyle: Hiçbir zalim çoban yıldızını söndüremez. Toroslar gibi dik dursun Ekrem!” 

Dedim ki Yörük dedeme: “Bu dediğini gönlüme aldım, aklıma kazıdım. Müsaaden olursa bunu Antalya’dan, Antalya meydanından Ekrem Başkan’ıma ulaştırayım.”

İşte buradan, sizin huzurunuzdan bu sözleri Ekrem Başkan’a yolluyoruz. Ve Yörük Dede’nin sözlerinde hepimiz biliriz ki, aslında Mustafa Kemal’in sözleri gizlidir.

Ne demişti? “Arkadaşlar gidin bakın, Toros Dağları’na bakın. Eğer orada bir Yörük çadırı görürseniz ve o çadırda bir duman tütüyor, bir ocak yanıyorsa şunu çok iyi biliniz ki, dünyada hiçbir kuvvet bizi asla yenemez.”

İşte Ekrem Başkan da şu an, alacakaranlıkta, 74 gündür bir zindanda tutuluyor. Ama biliyoruz ki her karanlığın bir aydınlığı, her derdin, tasanın bir ferahlığı, her kötü günün güzel bir yarını vardır.

Ekrem Başkan bizim çoban yıldızımızdır. Günü geldiğinde öyle bir parlayacak ki zalimler neye uğradıklarını şaşıracaklar. Selam olsun Silivri’ye. Selam olsun Ekrem Başkan’a. Selam olsun bu milletin çalışkan evlatlarına.

Ekrem Başkan, Kepez Meydanı’nı görüyor; peki Erdoğan? Erdoğan, sen görüyor musun Kepez Meydanı’nı?

Sen, dalga dalga operasyonlarla milleti korkutabileceğini sandın. Sen, rakiplerini hapse atarak kazanabileceğini sandın. Ama sen tehdit ettikçe bu meydanlar doldu, doluyor!

Sen üzerimize yürüdükçe, ayaklarımıza yeni ayaklar, omuzlarımıza yeni omuzlar, ağızlarımıza yeni ağızlar ekleniyor. Çünkü bu millet, asırlık kazanımlarına, emanetine sahip çıkıyor. Emaneti, demokrasiyi, sandığı Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ten aldı ve o emaneti sana kaptırmıyor, kaptırmayacak!

Sen sokaklardan, meydanlardan korkarsın. Ama gel bak, bu meydanda korkan bir kişi var mı? Bu meydanı dolduran ne ben ne de Cumhuriyet Halk Partisi...

Bu milletin iradesine darbe yapan cuntacının başı ben değilim, sensin. Bu millet sizin zulmünüze karşı ayakta. Bu meydanı dolduran, senin zulmüne karşı ayağa kalkan Antalya’dır! Türkiye’dir!

19 Mart’tan hemen sonra, 7 gün 7 gece Saraçhane’deydik. Sonra milyonlarla birlikte Maltepe’de, ardından Samsun’da, Yozgat’ta, Mersin’de, Konya’da, Van’da, İzmir’de, Bursa’da, Düzce’de milyonlarla beraberdik.

Artık eski siyaset yok. Artık kimsenin kalesi yok: ne Yozgat, ne Konya AK Parti’nin; ne İzmir, ne başka bir yer CHP’nin kalesidir. Bütün kaleler artık milletindir.

Artık kalelerin siyaseti, artık kutuplaşma, artık şeytanlaştırma, hedef gösterme... Bunlar sona ersin. Bu millet huzur istiyor; kardeşlik istiyor, kucaklaşmak istiyor. Bu millet kavgadan, bu millet yokluktan, yoksulluktan bıkmış durumda.

Artık bakan evlatlarının değil, vatan evlatlarının zamanı gelsin istiyor.

Dünyada iki tür darbe vardır: Birini askerler yapar, diğerini siviller. Hepsinin amacı demokrasiyi kesintiye uğratmaktır. 27 Mayıs budur, 12 Mart, 12 Eylül; 15 Temmuz budur.

Ve 19 Mart’taki darbe de farklı değildir; o da diğerleri gibi bir darbedir. Ama bu sefer arkasında askerler, ayakta postallar değil; bu kez arkasında rakibinden korkan birisi var. Artık milletin desteğini kaybetmiş selefi bir akım, halefini engellemek için demokrasi dışı yöntemlere başvurmuştur. Erdoğan, rakibiyle sandıkta yarışmaktan korkmuş; bu kez darbe postalla değil, cübbeyle gelmiştir.

Çoklu makam bozukluğu yaşayan Erdoğan… Cumhurbaşkanlığı, parti başkanlığı gibi şapkalarına bir de cunta başkanlığını eklemiştir. Bu darbenin karargahı Beştepe, silahı yargı, mühimmatı da iftiradır.

Biz onun iftiralarına, kontrol ettiği yargıya, saraydan yönettiği darbeye karşı önce Saraçhane’den, sonra 81 ilden büyük bir cesaretle sesimizi yükselttik. Ve diyoruz ki: Söz milletindir.

74 günün sonunda köşeye sıkıştılar, panik evresindeler; Bundan çıkabilmek için “iftira at, kurtul” politikasına geçtiler.

Daha önce kadın tutukluları tehdit ettiler, biz deşifre ettik: Şimdi ise son bir tutukluyu cezaevinden kimseye haber vermeden, avukatı olmadan savcılığa götürüp iftiracılığa zorladılar, tehdit ettiler, şantaj yaptılar: “Ekrem Başkan’ı suçlamazsan içeride çürürsün” dediler.

Buradan soruyorum: Sen savcı mısın, yoksa mafya mı? Boş olan dosyanı doldurmak için, bu dosyayı iftiralarla doldurmak için bu yollara nasıl başvurursun?

Son olarak 5'inci dalgada 47 kişiyi daha gözaltına aldılar; Avcılar Belediye Başkanımız 30 yaşında, gençlik kollarından gelen Utku Caner Çaykara’yı, Gaziosmanpaşa Belediye Başkanımız sevgili Hakan’ı, Büyükçekmece Belediye Başkanımız Hasan Akgün’ü Adana Seyhan Belediye Başkanımız, kadın kolları başkanlığından gelen Oya Tekin’i, Adana Ceyhan Belediye Başkanımız Kadir Aydar’ı, Parti Meclisi üyemiz, sevgili kardeşim Baki Aydöner’i; ve Aykut Erdoğdu’yu, iftiralarla gözaltına aldılar.

Ben Ekrem Başkandan değil 24 arkadaşından birinden bahsedeceğim. Kişi, o dönem İstanbul Üniversitesi'nden diplomasını almış, Sorbonne'dan doktora yapmış, Galatasaray Üniversitesi'nde işletme bölümünün başkanı olmuş, dünya kadar öğrenci okutmuş ama bir anda diploma iptali ile lise mezunu olmuş.

Nasıl olmuş, o dekanın kusuru çok çalışmanın yanında Ekrem Başkan'ın sınıf arkadaşı olmakmış. Sadece Ekrem İmamoğlu'ndan korktuğu için bir dekanı lise mezununa çeviren bir yönetimle karşı karşıyayız.

Erdoğan, Ergenekon ve Balyoz'da ben bu davaların avukatıyım diyordu. Ben Zekeriya Öz'e kefilim diyordu. Ben de bu milletin şerefli askerlerine, aydınlarına kefil oldum. Ben İlker Başbuğ'a, Mustafa Balbay'a, Mehmet Haberal'a kefil oldum. 

Zekeriye Öz, fare gibi kaçtı. Benim kefil olduklarım sizin aranızda alnı açık, başı dik geziyorlar. Şimdi o yine birine kefil oluyor, ben birine. Ekrem İmamoğlu'na kefil oluyorum. Milletimden ve rabbimden af diliyorum, yine af mı dileyecek?

Erdoğan'a tarih önünde son ihtarımda bulunuyorum: Böyle savcılara talimat verip sonra da arkasına geçme, adaletten şaşma. Çünkü bu sefer yaptığını yanına bırakmayacak, Ekrem Başkanı orada bırakmayacak, seni indireceğiz, onu o makama mutlaka getireceğiz

İleride yine kandırıldım dememek için güvendiğin 3 hukukçuyu görevlendir, soruşturmayı incelesinler. Bu davanın savcısıyım diyeceksen ben de avukatıyım, hodri meydan. İddianameyi yazın, tutuksuz yargılayın, TRT'den canlı yayınlayın. Bu millet iftirayı da duysun, cevabı da duysun. Ekrem Başkan o salonu o savcıya nasıl dar ediyor bunu da görsün millet" 

Bu ülkenin onurlu yargı mensuplarına bir kez sesleniyorum. Bu yapılanlardan her birinizin hoşnut olmadığını biliyorum. Bilin ki bu millet sizin doğru, vicdanlı, cesur kararlarınızın arkasında duracaktır. 

Hukukun yanında duranlar şerefleriyle tarihe geçecekler ancak bu darbeciler bir daha insan içine çıkamayacaklar. Tarafsız olun, hukuka uyun, bu milletin gönlünde tarihe geçin. Suç işleyenlerin değil hukukun peşinden gidin. Suç işleyenlere değil, millete kardeş olun"

CHP lideri Özgür Özel, İzmir mitinginin ardından Antalya'da da arşiv görüntülerini açtı, kalabalığa izletti.

Özel, "İzleyelim. 'Ahtapot' neymiş? Kolları neredeymiş?" ifadelerini kullandı.

Özel, "İmza sayımız 15 milyonu, 17 milyonu aştı. 20 milyona yaklaştı. Hedefe ulaşmamıza çok az kaldı" diyerek vatandaşları İmamoğlu'na özgürlük ve erken seçim talebi ile düzenlenen imza kampanyasına davet etti.

 

 

 

HABER: Ayten  YILMAZ