Siyaset
- Kategori: Siyaset
- Gösterim: 370304
Akşener partisinin anketlerdeki oy oranını verdi: 9 anketin ortalamasına göre yüzde 16 görünüyoruz...
İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, canlı yayında partisinin oy oranını verdi. Akşener, "Özel anketlerimiz yok, tüm anketlere üyeyiz sadece size gelen bize de geliyor. 9 anket şirketinin toplamını hesapladığınızda yüzde 16 görünüyoruz. En yüksek gösteren 17 gösteriyor" dedi. Akşener, AK Parti'nin oy oranının da yüzde 25-30 arasında olduğunu ifade etti.
İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, HalkTV Genel Yayın Yönetmeni Suat Toktaş'ın sorularını cevaplandırdı. Ekonominin durumu, fahiş fiyatlar ve genel siyasetle ilgili değerlendirmelerde bulunana Akşener, partisinin anketlerdeki durumuyla ilgili açıklamalarda bulundu.Özel olarak anket yaptırmadıklarının altını çizen Akşener, "Tüm anketlere üyeyiz sadece size gelen bize de geliyor. 9 anket şirketinin toplamını hesapladığınızda yüzde 16 görünüyoruz. En yüksek gösteren 17 gösteriyor. Metropoll, Area, Kemal Özkiraz, İstanbul Ekonomi, Hakan Bayrakçı bunlara üyeyiz." dedi. Akşener sözlerinin devamında ise AK Parti'nin oy oranıyla ilgili de, "AKP bazı anketlerde 25-30 arasında bir yerde görünüyor" dedi.
Akşener'in açıklamalarından satır başları şu şekilde:
"ANADOLUYU GEZMEYE BAŞLAYALI 20 AY OLDU"...
Son gittiğim 5 il bir arada Artvin, Ardahan, Iğdır, Kars, Ağrı ilçeleri de dahil. Ben sayısını hatırlamıyorum. Arkadaşlar çetelesini tutuyor. 20 ay oldu başlayalı. İlk başladığım yer Antalya'ydı. Bir gün gruptan çıktım. Güzel konuşmuştu. Basın mensubu sordu; Erdoğan, Kılıçdaroğlu'na şöyle dedi, siz ne diyorsunuz. Dedim bana ne cevap vermedim yürüdüm gittim. Arkadaşlarla bir araya geldik sonra ülkenin gündemi bu olmamalı. Antalya'ya gittik. AKP'lisi de esnafı gezdik. Oy derdimiz yok dedik. Allah razı olsun diyen Reis'ten diyenle karşılaşmadım. Yaklaşık bir yıldır.
"ELEKTRİK VE STOPAJIN YÜKSEK OLDUĞUNU DÜKKANLARDAN ÖĞRENDİM"...
Ben yol acıktığımda korona yoktu. O ekonomiyi daha da kırılgan yaptı. Sokakta esnafta halktan herkesle karşılaşıyorsunuz. Elektrik faturaların yüksek olduğunu, stopaj ücretinin yüksek olduğunu o dükkanlarda öğrendim. Alım gücünün düştüğünü ben oralarda öğrendim. Bunun üzerinden çözüm üretmeye başladık. Esnafla yakınlaştık çözüm önerilerimiz oldu. Açık sistem üzerinden iktidara yönettik. Pandemi döneminde. Bir kısmı yapıldı ama çoğu yapılmadı. Tarımın nasıl yok olduğunu gördük. Doğu Anadolu inanılmaz bir kuraklık geçirmiş Aras Nehri'ni yürüyerek geçebilirsiniz. Göle'ye gittim; yüzde 75 Kürt vatandaşın ikamet ettiği bir yer. Vatandaş çık konuş dedi. Çıktım bir yere, bana bir şey duyurmaya çalışıyorlar. Benim üzerimden sizlere duyurmaya çalışıyorlar aslında. Hepsine tek tek mikrofon tuttum. Çiftçi resmen ağlıyor. Yaşadığı durumu ağlayarak anlatanı gördüm. Besicinin durumu perişan. Şimdi işsiz gençler, atanamıyorlar. 92 puan almış mülakatta elenmiş diyor ki; 65 puan alan atandı.

"OY VERENLER DAHİ PARTİLİ CUMHURBAŞKANINDAN ŞİKAYETÇİ"...
20 aydır gezdiğim için korku duvarının nasıl yıkıldığını gördüm. Ben bizzat genel başkan olarak gidiyorum. Eskiden kulak verilmiyorsa da şimdi kulan veriliyor. Bir ayrıştırmaya yönelik… Bu sistemden çok şikayetçi vatandaş. Dün AKP'ye oy verenler dahi partili Cumhurbaşkanlığı sisteminden şikayetçi. Her şehirde kayırılan ve zenginleşen insanlar olmuş. Anadolu'nun her yerinde gördüm, belediyeler eliyle zenginleşenler var. Müthiş bir kayırma var, bir de fakirler var. Zenginleşmiş bu gruplar AKP'li aşağıdakiler, garipler her partili.
"EMEKLİ MAAŞLARI ASGARİ ÜCRET SEVİYESİNDE OLMALI"...
Emekliler mesela; bin 500'den 3 bine 5 çeşit emekli maaşı var. Bin 500 alan bir emekli nasıl geçinir. Tüm bu maaşların asgari ücret seviyesinde olması lazım. Asgari ücret alan vatandaş nasıl geçinecek. Çalıştıklarını var saydıklarımız bu insanlar. Bu ülkede Sayın Erdoğan bu sistemle iktidarda kaldığı sürece; Herkes bir defa terörist olmayı tadacaktır. Biz 19 Mayıs seçimlerine giderken halciler terörist oldu, pazarcı esnafı terörist oldu. Tanzim satış yerleri açıldı. Hatta ben "Merhaba teröristler" deyince beni hapse attıracağını söyledi Sayın Erdoğan. Bir zaman sonra üretici terörist oldu. Bugün de zincir market sahipleri terörist oldu. Yarın da tüketiciyi terörist ilan edecek. Bu kadar çok tüketmeyin kardeşim diyecek. Herkes bir şekilde terörist damgası yiyecek.
"ENFLASYONUN HESAPLANDIĞI ÜRÜNLERİN KARINI MİNİMUM TUTTULAR"...
Murat Bey konuşmuş. Müteahhitler grev yapıyor. Zincir market sahiplerinin de birliği var. "Siz bizimle dalga mı geçiyorsunuz" dedi. Küçük esnafın zincir marketten şikayeti var her şeyi satıyor diye. Bunu sağlayan kim peki? Bugünkü iktidar. Enflasyonun hesaplandığı ürünlerin karını minimum tutturdular bu marketler. TÜFE için… Ben nerede hata yaptım demek yerine siz suçlusunuz diyor. Her ölümlü terörist damgasını yiyecek. Murat Bey olmaz Suat Bey olur mesele o değil.
"SAYIN ERDOĞAN SADAKA DAĞITMIYOR"...
Sakarya Milletvekilimiz bir yıldır her hafta aynı marketten aynı ürünleri alıyor. Bildiğim bir şey var müthiş bir beceriksizlik var. Sayın Erdoğan'ın her konuşmasına baktığınızda. Öğrencilere "gözünüze dizinize dursun" diyor. Nereden veriyor bu parayı, sizin, benim vergilerimizden veriliyor. Sayın Erdoğan sadaka dağıtmıyor. Öğrenciye 650 lira veriyor. İstanbul'da bir öğrenci otobüse veriyor 1 günde 5 lira, sabah, öğlen, akşam bir simit bir çay toplam 20 lira. Bitti para… Yöneticinin birinci önceliği açını doyurmak, fakirini giydirmektir. Sayın Erdoğan, sadaka vermiyorsun, Milletin vergilerinden veriyorsun. 650 TL de yetmiyor yani.
GENÇLİK "CEBİME PARA DOLDURUN" DEMİYOR...
Gençlik 'cebime para doldurun' demiyor. Bedavadan mezun olmamı sağlayın demiyor. Eşit şartlarda rekabet sağlayın, umutlarımı almayın diyor. Üniversite bitiren genç KPSS'den 92 puan alıyor. Siz 65 puan almış bir genci şunun eşi, bunun akrabası diye alırsanız diğer gencin bütün umudunu yıkarsınız. Özel kalemlikten devlet memurluğuna geçiriliyor insanlar. Gençler, hakkımı ara diyorlar bana. Gençlerin sizin liyakata önem verdiğinize kanaat etmeleri, hayallerini gerçekleştirmek için onlara yol göstereceğinize inandıkları zaman o gençler bu ülke için çalışmaya hazırlar.
"BARAJ KONUSUNA İTİRAZIMIZ YOK"...
Bizim güçlendirilmiş parlamenter sistem önerimizde barajı yüzde 5 için önermiştik. Baraj konusunda itirazımız yok, arkasında ne hesap varsa artık.
"9 ANKETİN ORTALAMASINA GÖRE YÜZDE 16 GÖRÜNÜYORUZ"...
Özel anketlerimiz yok, tüm anketlere üyeyiz sadece size gelen bize de geliyor. 9 anket şirketinin toplamını hesapladığınızda yüzde 16 görünüyoruz. En yüksek gösteren 17 gösteriyor. Metropoll, Area, Kemal Özkiraz, İstanbul Ekonomi, Hakan Bayrakçı bunlara üyeyiz. Bir de üniversitede Prof. olan arkadaşımız var onun ekibiyle de sosyolojik çalışma yapıyoruz. AKP'den kopan vatandaş ne istiyor. Böyle bir çalışma da yapıyoruz. Akademisyen geçmişim var ve DYP'de partinin mutfağını da bir ara idare etmiştim. Ciddi bir tecrübem var o konuda. AKP bazı anketlerde 25-30 arasında bir yerde görünüyor.
"HDP'NİN GERÇEK OYU ANLAŞILMIYOR"...
HDP'nin gerçek oyu nedir anlamak mümkün olmayabilir. İnsanlar söylemekten çekiniyor olabilir. Kars, Ardahan'da HDP'ye oy verenler diyor; AKP'ye oy verirken makbul vatandaş, HDP'ye oy verince terörist oluyorum.
"İSTER ZAMANINDA İSTER ÖNCE, ONLARIN SEÇİM KAZANMASI MÜMKÜN DEĞİL"...
Millet İttifakı'nın 4 birleşeniyiz. Talep ediyoruz görüşüyoruz. Bazen özel bazen telefonla görüşüyoruz. Ben davet ettim. İstanbul'da 30 Ağustos'ta bir konuşma yaptım. Orada Sayın İmamoğlu'nun üzerine çok yüründü. Sayın İmamoğlu'nun adaylığını halletmişiz gibi medya bir şey yaptı. Hiç öyle bir şey aklımızdan geçmemiş. Nezaket gösterdim yanımda durmasından etkilendim. Güzel bir şey yapayım derken Sayın İmamoğlu'nun başına bir bela sarmışım gibi göründü. O yüzden çağırdım bir konuştuk. İster zamanında ister önce bu sistemde onların seçim kazanmaları mümkün değil.
"CUMHURBAŞKANI ADAYI DEĞİLİM, BAŞBAKANLIĞA ADAYIM"...
İvedilikle parlamenter sisteme geçişin yolunu döşeyecek ve Cumhurbaşkanı olarak kalacak. Seçimi kazandık, parlamenter sisteme geçtik… O Cumhurbaşkanı herkesin cumhurbaşkanı olacak. Yanlış anlaşılan şey şu biz ikinci bir Erdoğan seçmeyeceğiz. İş birliği içinde rekabet diye bir kavram tanımlarım. Ondan sonra rakip olacağız biz. Bana çeşitli sorular soruyorlar. Sayın Kılıçdaroğlu'nun aday profili anlatımına katılıyorum. Ben Cumhurbaşkanı adayı değilim, başbakanlığa adayım.
KAYNAK: Ajanslar
- Kategori: Siyaset
- Gösterim: 95691
Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer, AK Parti Antalya İl Teşkilatı’nı ziyaret etti. Özer Alanya’nın beklediği müjdeli haberleri verdi. Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer bugün bir takım ziyaretler ve görüşmeler için Antalya’ya geldi. Bakan Özer AK Parti Antalya İl ve İlçe Teşkilatları ile de bir araya geldi. AK Parti Alanya İlçe Başkanı Mimar Mustafa Toklu'da toplantıda yer aldı. Eğitimle alakalı gelişmelerin görüşüldüğü toplantıda Alanya için de 2 müjdeli haber verildi...
Bakan Özer, Demirtaş Mahallesi’ne yapılması planlanan 100 öğrenci kapasiteli yurt için ihale sürecinin başlatılması talimatını verirken, Mahmutlar Mahallesi’ne bir ilkokul yapılması için gerekli çalışmalar başlanılacağını söyledi.
Toplantı sonrası çıkan kararları değerlendiren AK Parti Alanya İlçe Başkanı Mustafa Toklu, “Bakanımız Sayın Mahmut Özer beklediğimiz güzel haberleri bizlere getirdi. Geçtiğimiz aylarda gerçekleştirdiğimiz Demirtaş Çok Programlı Lise ziyaretimizde söz verdiğimiz 100 öğrenci kapasiteli yurdumuzun ihale izni çıktı. Ayrıca Mahmutlar ve Kargıcak bölgemize hizmet vermek üzere Mahmutlar Mahallemize 1 ilkokul yapılacak. Bu okulumuzda; anaokulu ve özel eğitim anaokulu yer alacak.” dedi. Başkan Toklu Alanya’nın eğitim ağını genişletmek ve kaliteyi arttırmak için devletin tüm imkanları ile seferber olduğunu belirterek, “Bakanımız Sayın Mahmut Özer’in talimatları sonrası çalışmalara en kısa sürede başlayacağız. Kendisine çok teşekkür ediyoruz. Ayrıca bu isteklerimizin onaylanmasında emeği olan Sayın Dışişleri Bakanımız Mevlüt Çavuşoğlu’na, İl Başkanımız Sayın İbrahim Ethem Taş’a ve bölge milletvekillerimize teşekkürlerimizi sunuyoruz.” diye konuştu
HABER: Halime Yağmur AKDAĞ
- Kategori: Siyaset
- Gösterim: 151379
Büyükşehir Belediyesi’nden öğrencilere yurt desteği.
Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek, üniversite eğitimi için Antalya’ya gelen ve barınma sorunu yaşayan gençler için harekete geçti. Başkan Böcek, Kültür Mahallesi’nde açılacak 3 bloktan oluşan 330 kişilik kız ve erkek öğrenci yurdu için başvuruların belediye sitesinden başladığını müjdeledi. “Geleceğimizin teminatı gençlerimizi sokakta bırakamazdık” diyen Başkan Böcek, yurtların devamının geleceğini söyledi...

Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek, üniversite öğrencilerinin yeni eğitim öğretim yılının başlamasıyla baş gösteren yurt sorununa çözüm için harekete geçti. Yurtların yetersizliği ve yüksek kiralar nedeniyle barınma sorunu yaşayan öğrencilere kucak açan Antalya Büyükşehir Belediyesi, Akdeniz Üniversitesi’ne yakın olan Kültür Mahallesi’nde 330 kız ve erkek öğrenci kapasiteli bir yurt açıyor.
GENÇLERİMİZİ SOKAKTA BIRAMAZDIK...
Öğrencilere yurt müjdesini veren Başkan Muhittin Böcek, “Geleceğimizin teminatı gençlerimizi sokakta bırakamazdık. Sevgili gençler kiminiz 19 aydır okulunuzdan ve Antalya’mızdan uzaktınız. Kiminiz ise Antalya’mıza ilk defa geldiniz. Ülkemizdeki ekonomik durumun sonucu olan kira artışlarından en çok sizler etkilendiniz. Devlet yurtlarında yer bulamayıp yüksek kiralar yüzünden ev de kiralayamayıp açıkta kaldınız” diye konuştu.

GÖRMEZDEN GELEMEZDİK...
Barınma sorununu görmezden gelemeyeceklerine vurgu yapan Başkan Böcek, şöyle devam etti; “Bu sorun ortaya çıktığı andan itibaren hemen bir çözüm bulmak için çalışma arkadaşlarıma gerekli talimatı verdim. İlk etapta 330 kız ve erkek öğrencimizin barınmasına imkan veren 3 bloklu yurdumuzu hemen açıyoruz. Bugünden itibaren başvurularınızı belediyemizin resmi internet sitesi www.antalya.bel.tr adresi üzerinden yapabilirsiniz. Bu yurdumuz bir başlangıç ve devamı gelecek. Öğrencilerimizin yanında olmaya ve çözüm üretmeye devam edeceğiz.”
Anne babalara da seslenen Başkan Böcek, “Sizlerin emaneti evlatlarımızın akıllarında sadece derslerinin olması için öğrencilerimize yönelik projelerimizi üretmeye devam edeceğiz” dedi.
Antalya Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler Daire Başkanlığı, 27 Eylül Pazartesi gününden itibaren öğrencileri önce geçici barınma noktalarına yerleştirecek. Ardından tadilat ve tefrişat çalışmaları tamamlanan yurt binalarına aktararak, kalıcı barınmalarını sağlayacak.
HABER: Ayten YILMAZ
- Kategori: Siyaset
- Gösterim: 307956
Cumhurbaşkanı Erdoğan, MHP lideri Devlet Bahçeli'nin Kürt sorunuyla ilgili 'Türkiye'de Kürt sorunu yoktur' açıklamasının sıcağı geçmeden benzer bir açıklama yaptı.
Erdoğan, 'Türkiye'de böyle bir sorun yok' dedi...
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Yok Kürt sorununu çözmektir, yok şudur, yok budur… Türkiye’de böyle bir sorun yok. Biz bu işi çoktan çözdük, aştık, bitirdik" açıklamasını yaptı.
Sorulan bir soru üzerine Erdoğan; "Bu konuyla eğer biz meşgul olursak yazık olur. Yani İmralı mıdır, değil midir, onların sorunu. Varsın onlar bu şekilde yola devam etsinler; yani HDP midir, şu mudur, bu mudur… Biz diyoruz ki bu ülkede şu anda Cumhur İttifakı bu işin tek çözüm noktasıdır ve Cumhur İttifakı olarak da biz bu çözümün mücadelesini sürdürüyoruz. Çünkü bizim şu anda kitabımızda birlik var, beraberlik var, kardeşlik var ve bununla da bu yolda devam ediyoruz. “Yok Kürt sorununu çözmektir, yok şudur, yok budur…” Türkiye’de böyle bir sorun yok. Biz bu işi çoktan çözdük, aştık, bitirdik. Eğer birliğe, beraberliğe, kardeşliğe inananlar varsa buyursunlar hep beraber yola devam edelim” dedi.
KAYNAK: Ajanslar
- Kategori: Siyaset
- Gösterim: 342232
Cumhurbaşkanı Erdoğan, New York'taki Türkevi'nde gazetecilere açıklamalarda bulundu. ABD-Türkiye ilişkileriyle ilgili Erdoğan, "Şu an gidiş pek hayra alamet değil" dedi. Erdoğan, fahiş fiyatlarla ilgili de 5 zincir marketi işaret etti...
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ABD ziyareti sonunda New York'taki Türkevi'nde gazetecilerle bir araya geldi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Birleşmiş Milletler 76'ncı Genel Kurulu toplantılarına katılmak geldiği New York'taki programları tamamladıklarını belirterek, şunları söyledi;
*BM Genel Kurul toplantıları bu yıl ilk kez karma bir formatta gerçekleşti. Üye ülkelerin neredeyse üçte ikisi devlet ya da hükümet başkanı veya bakan düzeyinde fiziken katılım sağladı.
*Geçtiğimiz yıllardan farklı şekilde etkinliklerin bir bölümü çevrim içi olarak icra edildi. Bu kapsamda biz de BM Gıda Sistemleri Zirvesine ve BM Yüksek Düzeyli Enerji Diyaloğu Toplantısına video konferansla katıldık.
*Amerika'daki temaslarımızda ilk olarak 19 Eylül Pazar günü Türk-Amerikan ve Amerika Müslüman toplumu temsilcileriyle bir araya geldik. Bu toplantıda hem ABD'de yaşayan vatandaşlarımızla ve Müslüman kardeşlerimizle kucaklaştık hem de daha adil bir dünya özlemimizi bir kez daha vurguladık. 
“ÜLKEMİZE HAYIRLI OLSUN”
20 Eylül'de Türkevi binasının resmi açılışını gerçekleştirdiklerini belirterek, “Bu güzel günümüzde bize BM Genel Sekreteri, çok sayıda devlet ve hükümet başkanı, dışişleri bakanı, üst düzey yerli ve yabancı misafirlerimiz ile dostlarımız eşlik etti. New York'un siluetine kazandırdığımız bu yeni başyapıtın Amerika Birleşik Devletleri'nde yaşayan vatandaşlarımıza ve ülkemize hayırlı olmasını Rabbimden niyaz ediyorum.” diye konuştu.
Ziyaret kapsamında pazartesi günü Dış Politika Derneği isimli düşünce kuruluşu ve SETA DC tarafından tertiplenen etkinliğe katıldıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu toplantıda, dış politika alanındaki değerlendirmelerimizi Amerika Birleşik Devletleri'nde düşünce dünyasının önde gelen temsilcileriyle paylaştık. Ayrıca çeşitli Amerikan basın yayın kuruluşlarının temsilcilerine mülakat verdik” şeklinde konuştu.
“Ekonomi alanındaki temaslarımız çerçevesinde, Türk Amerikan İş Konseyi tarafından düzenlenen 11. Türkiye Yatırım Konferansı'na iştirak ettik” diyen Erdoğan, “Bu toplantıda, Amerikan iş dünyasının önde gelen temsilcileriyle ülkelerimiz arasındaki ekonomik ilişkileri değerlendirdik” dedi.
“DAHA ADİL BİR DÜNYA…”
Birleşmiş Milletler Genel Kurulu açılış oturumundaki konuşmasında, uluslararası barış ve güvenliği ilgilendiren meseleler hakkındaki görüşlerini açık yüreklilikle ortaya koyduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Daha adil bir dünyanın mümkün olduğunu, bunun için uluslararası topluma ne gibi sorumluluklar düştüğünü Genel Kurul kürsüsünden dile getirdik. İnsanlığın, salgın tehdidi ve tabii felaketler ile bunların ağır sonuçlarının cenderesi altında bunaldığı bir dönemde, iş birliği ve dayanışmanın önemini tekrar hatırlattık. Afganistan'daki son gelişmeler başta olmak üzere Suriye'den Libya'ya, Kudüs ve Filistin meselesinden Kafkasya'ya, Türkistan'dan Kıbrıs'a kadar geniş bir alanda ülkemizin yaklaşımlarını ifade ettik” dedi.
PARİS İKLİM ANLAŞMASI
Birleşmiş Milletler Genel Kurul kürsüsünden, Paris İklim Anlaşması'nın onay sürecini tamamlayacakları müjdesini dünyayla ve Türk kamuoyuyla paylaştıklarını belirten Erdoğan, şunları kaydetti:
*Dünyamızın bu hale gelmesinde en çok payı olanların, iklim değişikliğinin yol açtığı sorunların çözümünde de en çok katkı sağlaması gerektiği görüşümüzü açıkça muhataplarımıza söyledik.
*Orman varlığını artıran, nispeten modern teknolojik altyapısı sayesinde oldukça düşük karbon salımı değerlerine sahip bir ülke olarak bu konuda da üzerimize düşeni yapmakta kararlıyız.
*Ülkemize söz verilen desteklerin sağlanmasıyla birlikte ve ulusal katkı beyanımız çerçevesinde, Paris İklim Anlaşması'nda belirtilen hususlara uygun adımlarımızı atacağız. Karbon nötr hedefini, 2053 vizyonumuzun ilk ve en önemli hedeflerinden biri olarak milletimize armağan ediyoruz.
*Avrupa Yeşil Mutabakatına uyum için gereken eylem planını da devreye almış bir ülke olarak, bu süreci başarıyla yürüteceğimize yürekten inanıyoruz. 
“BURADA BU BEDELİ ÖDEMESİ GEREKEN AMERİKA'DIR”
Türkiye’nin Afganistan’daki rolü ve stratejisinin ne olacağına ilişkin soru üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi;
*Burada önceki gün Amerika'nın önemli bir yayın organıyla yaptığımız mülakatta da söyledim; 20 yıl önce Amerika Afganistan'a niçin girdi? Afganistan'da ne işi vardı ve şimdi Afganistan'dan niye çıkıyor?
*Herhalde bunun bir bedelinin olması lazım? Ve bunca mülteci şu anda nereye gidecek? Türkiye'nin kapıları açması ve bunları kabul etmesi düşünülemez. Burası bizim için bir açık hava koridoru değil. Böyle bir şeyi kabullenmek öyle kolay da değil.
*Bunun bir maliyeti var, bir bedeli var. Amerika burada “kapılar açılsın ve Afgan halkı Türkiye'ye girsin” diyemez. Nitekim böyle bir şeye biz açık da değiliz, müsaade de etmeyiz. Afgan halkı bizim için kardeş halktır.
*Tarihe dayalı bir geçmişimiz var fakat bu kuru kuruya bir kardeşlik olmuyor. Aynı şeyi biz Suriye'de de yaptık. Aynı durum Irak’ta oldu. Bunları böyle toparladığımız zaman, geçmişten alırsak girip çıkanla neredeyse 10 milyona varan bir sayı söz konusu.
*Şu anda bunun 5 milyonu Türkiye'de kaldı. Burada bu bedeli ödemesi gereken Amerika'dır. Amerika'nın bununla ilgili adımlar atması lazım. Fakat şu ana kadar böyle bir hava görünmüyor.
*Amerika'nın bu noktada kapıları açmak gibi bir derdi şu anda yok gibi. Fakat kapsayıcı, kuşatıcı bir yönetim Afganistan'da oluşursa, bu yönetimle bazı görüşmelerimiz olabilirse ve gerçekten sağlıklı bir iletişim kurabilirsek, bundan sonra ne olabileceğinin adımlarını bu görüşmelerden sonra atabiliriz.
*Afganistan'da şu ana kadar bizim ciddi yatırımlarımız oldu; alt yapı ve üst yapı yatırımlarımız oldu. Bu yatırımlardan da rahatsız değiliz. Bundan sonraki süreçte de bu tür adımları atabiliriz.
*Ama Taliban'ın şu andaki yaklaşım tarzına bakıldığında kucaklayıcı, kuşatıcı bir yönetim maalesef oluşmadı. Şu anda sadece bazı sinyaller geliyor; bazı değişikliklerin olabileceği, yönetimde bazı kuşatıcı, kapsayıcı bir havanın oluşacağı istikametinde.
*Bunu tabi daha henüz görmüş değiliz. Eğer böyle bir adım atılabilirse o zaman birlikte neler yapabileceğimizi kendileriyle görüşme, konuşma noktasına gidebiliriz. Kaldı ki kendi içlerinde de şu anda bazı sıkıntılar yaşanıyor.
*Bu sıkıntıları aşabilirlerse ve ondan sonra Türkiye ile bazı görüşmeler olursa, adımlar atılabilirse bunları nasıl gerçekleştiririz, nasıl bir yol haritası belirleriz, ona bakar ona göre de Afganistan'la böyle bir adımı gerçekleştirmiş oluruz.
S-400 AÇIKLAMASI
Türkiye-ABD ilişkilerinin seyrini nasıl gördüğünün sorulması üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi;
*Amerikan ilişkilerinde sağlıklı bir sürecin işlediğini doğrusu söyleyemem. Niye? Bakın biz F-35'leri aldık, 1 milyar 400 milyon dolar ödeme yaptık ve bu F-35'ler bize teslim edilmedi. Amerika önce bunu bir defa halletmeli.
*Bize S-400 konusunu bahane edip F-35'leri vermemek, her şeyden önce bir defa devletlerarası ilişkilerde ne diplomasi noktasında ne de münasebetler noktasında bir kimlik ortaya koymadır. Amerika'nın önce bunu bir defa düzeltmesi lazım.
*Tabi biz uluslararası hukuka dayalı olarak ne yapılması gerekiyorsa bunu yapacağız. Bize sürekli S-400'ü dayatmalarını bir defa bizim kabul etmemiz mümkün değil.
*Bizim için S-400 işi bitmiştir. Buradan geri adım atmamız da mümkün değil. Amerika'nın bunu uluslararası diplomaside, ilişkilerde doğru bir yere oturtması gerekir. Ama şu ana kadar bunu oturtamadılar.
*Biz Türkiye olarak dürüst davranıyoruz, duruşumuz dürüsttür ama Amerika maalesef dürüst davranmadı, davranmıyor. Bizim şu anda Amerika ile ilişkilerimizde zaten 20 milyar dolar civarında bir ticaret hacmimiz var.
*Bu ticaret hacmimizin artmasını biz arzu ediyoruz, ederiz de Savunma sanayiine yönelik de biz adımlarımızı atıyoruz ve atmaya da devam edeceğiz.
“SAYIN BİDEN İLE İYİ BAŞLADIK DİYEMEM”
“Şunu da bilmeleri gerekir ki artık eski Türkiye de yok. Bu Türkiye başka bir Türkiye” diyen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü;
*Savunma sanayiinde de biz her geçen gün daha ileri gidiyoruz, daha ileri gideceğiz. Ama yarın “Niçin F-35'i almıyorsun?” diyemezler. Vermezsen almayız.
*O zaman biz daha başka kapılara da müracaat ederiz. Burada CBS ile yaptığım röportajda onlara da onu söyledim. “Yani başka yerlerden almayı mı düşünüyorsunuz?” diye sordu. “Gerekirse alırız” dedim.
*Sen bana şimdi Patriot vermeyeceksin, ondan sonra biz S-400'ü aldığımızda “Niye S-400’ü aldın?” diyeceksin. Türkiye kendini savunmasına yönelik ne gerekiyorsa onu alır.
*Gerekirse bunları üretmeye de başlar. Zaten şu anda başladık. Bundan sonra bunu daha da ileri safhalara taşıyacağız.
*İnşallah kendi insansız savaş uçaklarımızı da üreteceğiz. Bunu da görecekler. Bu adımları da inşallah atıyoruz. Temennim odur ki iki NATO ülkesi olarak birbirimizle hasmane değil, dostane davranalım.
*Ama iki NATO ülkesi olarak şu andaki gidiş pek hayra alamet değil. Benim Başbakan, Cumhurbaşkanı olarak yaklaşık 19 yıllık yöneticilik hayatımda Amerika ile olan münasebetlerimde geldiğimiz nokta maalesef iyi bir nokta değil.
*Ben oğul Bush ile iyi çalıştım, Sayın Obama ile iyi çalıştım, Sayın Trump ile iyi çalıştım ama Sayın Biden ile iyi başladık diyemem.
MÜLTECİ SORUNU
Mülteci sorunuyla ilgili de Erdoğan şunları kaydetti:
*“Tabi kendisi “benden sonrası tufan” dediyse, aynı şeyi ona da söylerler. Amerika şu anda eğer Afganistan'da bir şekillendirme yapamadıysa burada düşünmek lazım. Şu anda Afganistan'da Amerika'nın bir yönlendirme veya bir şekillendirme durumu olmuştur diyebilir miyiz? Hayır. İşte her şeyi bıraktı, gidiyor.
*Ama şimdi bir bedel çıkacak ortaya. Bu bedel nedir? Şu anda Taliban'ın elindeki silahlara baktığınız zaman, bu silahlar Amerika'nın silahları. Dolayısıyla bu bedeli de ödemek durumunda kalacaktır. Buradan bir yere daha geliyorum.
*Sayın Trump döneminde binlerce tır silah, mühimmat terör örgütlerine verildi. Bunları ben Sayın Trump'a defalarca ifade ettim, anlattım.
*Şimdi aynı durum Biden döneminde de var. Yine Biden terör örgütlerine silah, mühimmat, araç gereç taşımaya başladı.
*Biz bunu elimizi kolumuzu sallaya sallaya seyredecek değiliz. Dikkatle takip ediyoruz. Vakti saati geldiğinde de söylenmesi gereken neyse onu da kendilerine söyleriz.
PARİS İKLİM ANLAŞMASI
Paris İklim Anlaşması’nın Meclis onayına sunulacağına yönelik açıklamaları ile Türkiye’nin bu konuda çekinceleri bulunduğu hatırlatılarak, “Türkiye çekincelerinden vaz mı geçti? Yoksa karşı tarafta bir tutum değişikliği mi oldu? Yoksa bu süreci zorlayacak yeni bir sürecin başlangıcından mı bahsediyoruz?” sorusu üzerine Erdoğan, şunları kaydetti:
*Biz bu tutumdan vazgeçmiş değiliz. Böyle bir şey yok. Ancak o dönem Hollande dönemiydi. Hollande döneminde de Sayın Şansölye Merkel'le üçlü bir konferansımız olmuştu. Bu üçlü konferansta da biz dedik ki “Türkiye gelişmiş ülkeyse ayrı değerlendirmek lazım. Eğer gelişmekte olan ülkeler kategorisindeyse ayrı değerlendirmemiz lazım. Her şeyden önce bunun kararını vermeniz lazım. Bu karara göre de bize yapmanız gereken ödemeyi de yapmanız lazım.”
*Tabi o zaman bunlar bu ödemeyi yapacaklarını söylüyorlardı ama bu olmadı. Şu anda geldiğimiz noktada ise tabi bütün incelemeleri ilgili arkadaşlar yapacaklar ve Meclis'in açılmasıyla birlikte de biz bunu Meclis'e taşıyacağız.
*Meclis'e taşıyarak, bu süreci özellikle Glasgow’da gündeme getireceğiz ve Türkiye olarak iklim değişikliği noktasında düşüncemizi Glasgow'da vereceğimiz mesajlarla da ortaya koyacağız.
“SURİYE'DEKİ DURUMU MASAYA YATIRACAĞIZ”
29 Eylül'de yapılacak olan Soçi görüşmesiyle ilgili Erdoğan, şunları söyledi;
*29 Eylül'de nasip olursa Sayın Putin'le Soçi'de yapacağımız ikili görüşme gerçekten önem arz ediyor. Heyetler arası görüşme yok, Sayın Putin'le sadece ikili görüşme yapacağız. Bu tabi sadece İdlib'i içeren bir görüşme olmayacak. Aynı zamanda Türkiye-Rusya ikili ilişkilerini ve Suriye'deki durumu masaya yatıracağız.
*Suriye'de nereye geldiğimizi, bundan sonraki süreçte de nereye geleceğimizi kendileriyle konuşacağız. Kimseyi üçüncü bir şahıs olarak yanımıza almadan bu görüşmeyi yaparken orada tabi Türkiye-Rusya ilişkilerinde önemli bir karara da varacağız. Çünkü bölgede Türkiye ve Rusya önemli iki ülke.
*Önemli iki ülke derken bir şeyi daha ifade etmem lazım; biz Rusya ile ilişkilerde şu ana kadar herhangi bir yanlış görmedik. Ticaret hacmine baktığımız zaman iyi bir konumdayız ve sürekli ilerleyen bir ticaret hacmi var.
*Suriye'deki gelişmeleri daha iyi bir konuma taşıma noktasında zaman zaman bazı sıkıntılar yaşamıyor değiliz. Ama bunu da gerek şahsım, gerek Savunma Bakanım, gerek Dışişleri Bakanım attığımız adımlarla hemen telafi edebiliyoruz. Örneğin Sayın Putin Azerbaycan'da eğer devlet adamlığını tam manasıyla ortaya koymamış olsaydı, Azerbaycan'dan bu şekilde çıkılmazdı.
*Ama bunu ortaya isabetli kararlarla koyduğu için Azerbaycan'dan çok çok olumlu bir şekilde çıkma şansını yakaladık. Şu an itibarıyla da Azerbaycan'da yoğun bir çalışma devam ediyor. Örneğin Sayın İlham Aliyev istediği anda istediği gibi rahatlıkla Sayın Putin'le görüşüyor, konuşuyor.
*Ben hakeza öyle Çok kısa sürelerde irtibatlarımızı kurup görüşmelerimizi yapabiliyoruz. Tabi, çok daha önemlisi, şu anda attığımız adımlarla biz Iğdır'dan Azerbaycan'a yolu inşallah yapacağız. Buna demiryolu da dahil. Bu yolun yapımı çok çok önemli bir adım olacak. Bizim 5'li veya 6'lı platform dediğimiz olay vardı.
*Şu anda bu konuyla ilgili de Paşinyan'dan olumlu sinyaller geliyor. Şimdi bu olumlu sinyallerle beraber bu konuda da bazı adımları atacağız. Yani bölgeyi barış noktasında da iyi bir konuma taşıma fırsatını inşallah yakalamış olacağız.
*Ay sonunda Sayın Putin'le yapacağımız görüşmede bunlar da tabi konunun içinde yer alacak. Böylece Türkiye-Rusya ilişkilerinde inşallah çok daha güçlü, çok daha farklı bir döneme girmiş olacağız.
SOSYAL MEDYA DÜZENLEMESİ
Sosyal medya düzenlemesi çalışmalarının hangi aşamada olduğu ve hangi adımların atılması planlandığıyla ilgili soru üzerine Erdoğan, “Şu anda bununla ilgili arkadaşlarımız gerek İletişim Başkanım gerek Medya Tanıtım Başkanım birlikte çalışmalarını sürdürüyorlar ve Meclis'in açılmasıyla birlikte de biz hazırlıklarımızı Meclis'e sunacağız. Böylece sosyal medya konusundaki atacağımız adımların ülkemiz için, milletimiz için hayırlı olmasını temenni ediyorum. Çünkü sosyal medyanın maalesef tahribatı çok açık ve net ortada. Bu tahribatın artık bitmesinden yanayım. Artık bu tahribatı bitirmenin vaktinin geldiğine inanıyorum. Arkadaşlarımız da hazırlıklarını yaptılar ve Meclis'e bunu sunacaklar” dedi.
KÜRT SORUNU
Erdoğan yeniden gündeme gelen Kürt sorunu tartışmalarıyla ilgili de, şunları kaydetti:
*Hayırlı olsun. Bu konuyla eğer biz meşgul olursak yazık olur. Yani İmralı mıdır, değil midir, onların sorunu. Varsın onlar bu şekilde yola devam etsinler; yani HDP midir, şu mudur, bu mudur Biz diyoruz ki bu ülkede şu anda Cumhur İttifakı bu işin tek çözüm noktasıdır ve Cumhur İttifakı olarak da biz bu çözümün mücadelesini sürdürüyoruz.
*Çünkü bizim şu anda kitabımızda birlik var, beraberlik var, kardeşlik var ve bununla da bu yolda devam ediyoruz. “Yok Kürt sorununu çözmektir, yok şudur, yok budur” Türkiye'de böyle bir sorun yok. Biz bu işi çoktan çözdük, aştık, bitirdik. Eğer birliğe, beraberliğe, kardeşliğe inananlar varsa buyursunlar hep beraber yola devam edelim.
ALİ ERBAŞ AÇIKLAMASI
Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş'a yönelik eleştirilerle ilgili de Erdoğan, şunları söyledi;
*Bir defa ana muhalefetin Ali Erbaş hocamıza, Diyanet İşleri Başkanımıza bu denli hakaret etme ne hakkı ne yetkisi vardır. Bu densizliktir, terbiyesizliktir. Zaten CHP'nin cemaziyelevveli de hep bizim din adamlarımıza hakaretle geçmiştir.
*Şimdi de aynısını Diyanet İşleri Başkanımıza hakaretle yürütüyorlar. Ama şunu bilsinler ki Diyanet İşleri Başkanımız yalnız değildir. Diyanet İşleri Başkanımız CHP'nin bu kendini bilmez tiplerinin hiçbir zaman muhatabı da olmamıştır, olmayacaktır.
*Diyanet İşleri Başkanımızı bu noktada biz asla yalnız bırakmayız. O makam önemli bir makamdır. Dolayısıyla bu makama hakaret edenler, bu ülkede dinini, diyanetini bilenlere hakaret etmiş olurlar. Yeni ortaya çıkmış olan birisi daha var; o da böyle sallayıp sallayıp duruyor. Dur bakalım; daha parti olduğun bile değil. Ana muhalefet, beraber bir şeyler yapıyorlar.
FAHİŞ FİYAT AÇIKLAMASI
Fahiş fiyat konusuyla ilgili bizzat ilgileneceğini söylediği hatırlatılarak “Bu konuyla ilgili tespit ettiğiniz problem başlıkları neler? Nasıl bir yol haritası izlenecek?” sorusu üzerine Erdoğan,
“Bu konuda kısmen özellikle bu zincir marketlerin sınırsız uygulamaları var. Bu sınırsız uygulamalar karşısında biz de Ticaret Bakanlığı olarak bunların üzerine üzerine gideceğiz. Zincir marketlerin bu uygulamalarıyla mücadelede Ticaret Bakanlığımız gerekli olan her türlü tedbiri alıyor, alacak ve bunlara da gerekli operasyonları yapacaktır” dedi.
5 ZİNCİR MARKETİ İŞARET ETTİ
“Tek problem zincir marketler mi?” sorusuna Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ağırlıklı olarak iş orada toplanıyor. Bütün üreticiden tüketiciye olan yerde zincir marketlerin buradaki yoğun ürünleri toparlaması Bu da 5 tane zincir market. Bunlar bütün o ürünü toparlıyor. Bu 5 tane zincir marketin topladığı ürünle piyasalar alt üst oluyor. Bunlar eğer bu noktada daha adil davranırlarsa hem vatandaş uygun fiyatla ürün alabilecektir hem de üretici şu an itibarıyla kazanımını, parasını zamanında alma şansına ulaşacaktır” yanıtını verdi.
KAYNAK: Ajanslar








