head

2183026 810x458 75f08
Pazartesi, 31 Ağustos 2026

 

 

Manşetler

 

CHP Antalya Milletvekili Aykut Kaya, çiftçilerin yıllardır yaşadığı krediye erişim sorununa çözüm getirmek amacıyla önemli bir kanun teklifini Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine taşıdı...

Kaya, 29 Ocak 2026 tarihinde TBMM’ye sunduğu Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile, çiftçilerin Sosyal Güvenlik Kurumu prim borçları ve vadesi geçmiş vergi borçları gerekçe gösterilerek kamu destekli tarımsal kredilerden dışlanmasının önüne geçilmesini hedefliyor.

Kanun teklifinin gerekçesinde, artan girdi maliyetleri, yüksek enflasyon ve finansmana erişimde yaşanan güçlükler nedeniyle üreticilerin ciddi bir darboğazdan geçtiği vurgulandı.

Mevcut uygulamada çiftçilerin prim ve vergi borçları nedeniyle kamu bankaları, Tarım Kredi Kooperatifleri ve kamu destekli kredi mekanizmalarına fiilen erişemediği, bunun ise üretimin durmasına yol açtığı ifade edildi.

Teklif ile birlikte, tarım faaliyeti yürüten çiftçilerin SGK prim borçlarının ve vergi borçlarının kredi kullanımında mutlak bir engel sayılmaması, kredi başvurularında “borcu yoktur” şartının aranmasının kaldırılması öngörülüyor.

Borçların ise üretimi aksatmayacak şekilde kısmen ve zamana yayılarak tahsil edilmesi amaçlanıyor.

Aykut Kaya, düzenlemenin hem çiftçinin üretimde kalmasını sağlayacağını hem de kamu alacaklarının daha sağlıklı tahsil edilmesine imkân tanıyacağını belirterek, “Çiftçiyi üretimden koparan değil, üretimde tutan bir anlayışa ihtiyaç var. Bu teklif tam da bunun için hazırlandı” dedi. Kaya, tarımın sürdürülebilirliği ve gıda arz güvenliği açısından söz konusu düzenlemenin hayati önemde olduğunu vurgulayarak, kanun teklifinin Meclis’te takipçisi olacaklarını ifade etti.

 

 

 

HABER: Ayten  YILMAZ

Ekrem İmamoğlu’nun diplomasının iptaline karşı açtığı davada verilen ret kararının gerekçesi açıklandı. Mahkeme, yatay geçiş sürecinde üniversite yönetiminin mevzuata aykırı işlem yaptığını kabul etti ancak bu durumun öğrenciye kazanılmış hak sağlamayacağına hükmetti. Kararda, Girne Amerikan Üniversitesi’nin ilgili dönemde YÖK tarafından tanınmaması, kontenjan artışlarının usulsüzlüğü ve yatay geçiş şartlarının ihlali gerekçe gösterilerek sorumluluğun başvuru sahibine ait olduğu belirtildi...

Tutuklu İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun diplomasının iptaline ilişkin açtığı davada mahkemenin ret kararının gerekçesi belli oldu. İstanbul 5. İdare Mahkemesi, yatay geçiş sürecinin hukuka aykırı yürütüldüğü sonucuna vardı.

Mahkeme, 1990 yılında Girne Amerikan Üniversitesi’nden İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi’ne gerçekleşen yatay geçiş işleminin mevzuata uygun yapılmadığını değerlendirdi. Kararda, yatay geçiş işlemleri sırasında İstanbul Üniversitesi yönetimi tarafından kurallara aykırı olarak hareket edildiği ifade edildi. Ancak mahkeme, bu idari hatanın İmamoğlu’na kazanılmış hak oluşturmayacağını belirtti ve sürecin bütün sorumluluğunu öğrenciye bıraktı.

ÜNİVERSİTE, YÖK TARAFINDAN 1993 YILINDA TANINDI

Yükseköğretim Kurulu’nun 1990 yılında yalnızca Doğu Akdeniz Üniversitesi’ni tanıdığı; Girne Amerikan Üniversitesi’nin ise YÖK tarafından ancak 1993 yılında resmen tanındığı bildirildi. Bu nedenle 1990’daki yatay geçiş işleminin hukuken mümkün olmadığı sonucuna varıldı.

Ayrıca, Yükseköğretim Denetleme Kurulu’nun hazırladığı raporda, yatay geçiş ilanlarının ilan edilen tarihlerden önce sonlandırıldığı, yeni ilan açılmaksızın kontenjanın artırıldığı ve sürecin yönetmeliklere aykırı yürütüldüğü tespitlerine yer verildi. Söz konusu dönemde İmamoğlu’nun not ortalamasının asgari şartları sağladığı kabul edilirken, başarı sıralaması bakımından kontenjan dışında kaldığı açıklandı.

Kararda, İstanbul Üniversitesi yönetiminin yatay geçiş kontenjanlarını mevzuata aykırı biçimde artırmasının “açık idari hata” olarak tanımlandığı vurgulandı. Ancak bu durumun öğrenci lehine bir hak oluşturmayacağı ve sorumluluğun başvuruyu yapan kişiye ait olduğu vurgulandı.

Sonuç olarak, mahkeme, diplomanın iptaline dair işlemin hukuki gerekçeler temelinde geçerli olduğuna karar verdi ve Ekrem İmamoğlu’nun başvurusu reddedildi.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

KAYNAK: Ajanslar

Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek, cezaevinde fenalaşarak acilen hastaneye kaldırıldı...

22 ayrı ilaç kullanan başkanın durumu ciddiyetini koruyor.

Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında demir parmaklıklar ardında bulunan Başkan Böcek, sağlık durumunun aniden kötüleşmesi üzerine cezaevinden çıkarılarak apar topar hastaneye sevk edildi.

CEZAEVİNDEN ACİL MÜDAHALE

Daha önce de benzer sağlık şikayetleri nedeniyle hastaneye kaldırılan ve tedavisinin ardından hücresine geri gönderilen Böcek, rahatsızlığının nüksetmesi üzerine Antalya Şehir Hastanesi’ne getirildi.

Alanya’dan Gazipaşa’ya tüm Antalya kamuoyunun yakından takip ettiği süreçte, Böcek’in sağlık tablosunun cezaevi koşullarını kaldırıp kaldıramayacağı tartışmaları yeniden alevlendi.

GÜNDE 22 İLAÇ VE AĞIR TANI...

Hastanede yapılan ilk incelemelerde, Başkan Böcek’in sağlık risk haritasının oldukça kabarık olduğu vurgulandı. Uyku apnesi tanısı bulunan ve hayati fonksiyonlarını dengede tutmak için günde tam 22 farklı ilaç kullanmak zorunda olan Böcek’in durumu, sağlık ekipleri tarafından mercek altına alındı.

 

GÖZLER HASTANE RAPORUNDA...

Böcek’in hastanedeki tetkikleri sürerken, buradan çıkacak karar hem hukuki süreci hem de Antalya siyasetini doğrudan etkileyecek. Tedavinin hastane ortamında devam edip etmeyeceği belirsizliğini korurken, yetkili makamlardan henüz resmi bir açıklama yapılmadı.

Alanya’daki vatandaşların da endişeyle izlediği süreçte, hastaneden gelecek haber bekleniyor.

 

 

HABER:  Ayten  YILMAZ

Kara Harp Okulu Mezuniyet töreninin resmi kısmı bittikten sonra kılıç çatıp “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” diye haykırdıkları için Mustafa Kemal’in ordusundan atılan beş teğmen arasında bulunan Deniz Demirtaş’a TSK’ya geri dönüş yolu açıldı. Ankara 21. İdare Mahkemesi Milli Savunma Bakanlığı Kara Kuvvetleri Komutanlığı Yüksek Disiplin Kurulu'nun ihraç kararını oy birliği ile iptal etti...

30 Ağustos 2024 tarihinde Milli Savunma Üniversitesi Kara Harp okulundan teğmen rütbesiyle mezun olan Deniz Demirtaş, mezuniyet töreninin ardından bir kısım devre arkadaşları ile birlikte mevzuattan kaldırılan Subay Andı’nı okudu, kılıç çatıp Cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önder Atatürk’e bağlılık yemini etti.

Ancak Deniz Demirtaş 4 arkadaşı ile birlikte “disiplinsizlik ve TSK’nın itibarına zarar verdiği” bahanesi ile 16 Ocak 2025’te Milli Savunma Bakanlığı Kara Kuvvetleri Komutanlığı Yüksek Disiplin Kurulu kararı ile TSK’dan ihraç edildi.

619818169 2091381231625093 499597412051929352 n bff7f

TEĞMENLER YARGIYA GİTTİ...

Türkiye’nin büyük kısmının tepkisini çeken uygulamanın ardından beş teğmen TSK’ya geri dönmek için dava açtı. Deniz Demirtaş tarafından Ankara 21. İdare Mahkemesinde açılan davada tabur komutanının teğmenlere tören sonrası için bahse konu andı okumamaları yönünde bir emir vermediği, adil yargılanma hakkının ihlal edildiği, subay andının içeriğinin herhangi bir olumsuzluk içermediği, andın Devletin veya TSK'nın itibarına zarar verebileceğinin düşünülemeyeceği ifade edildi.

KARAR OY BİRLİĞİ İLE ÇIKTI...

Ankara 21. İdare Mahkemesi, 23 Ocak’ta oybirliği ile verdiği kararda Demirtaş’ın tören sonrası mevzuattan kaldırılan andın okunmasına ilişkin planlamada yer aldığına ilişkin herhangi bir eyleminin bulunmadığının anlaşıldığını ifade etti.

Mahkeme, dava konusu işlemin iptaline, davacının yoksun kaldığı parasal haklarının sigortalı çalışmalarından kaynaklı elde ettiği kazançları da dikkate alınmak suretiyle hak ediş tarihlerinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idare tarafından davacıya ödenmesine karar verdi. Karar tebliğinden itibaren 30 gün içerisinde istinaf yolu açık olmak üzere uygulanması gerekiyor.

DİĞER TEĞMENLER NE OLACAK?

Deniz Demirtaş ile birlikte Ebru Eroğlu, İzzet Talip Akarsu, Serhat Gündar ve Batuhan Gazi Kılıç da Türk Silahlı Kuvvetleri’nden ihraç edildi. Diğer 4 teğmenin TSK’ya geri dönüş için açtığı davalar farklı mahkemelerde görülmeye devam ediyor.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

KAYNAK: Ajanslar

Nusaybin-Kamışlı hattında YPG taraftarı olduğu söylenen kişiler, Türk bayrağını indirdi...

Bayrağa provokasyon, tansiyonu bir anda yükseltti.

 

Mardin'in Nusaybin ilçesi ile Suriye'nin Kamışlı kenti arasındaki sınır hattında, bugün öğle saatlerinde gerilim yaşandı.

DEM Parti'nin grup toplantısının ardından terör örgütü sempatizanları tarafından Türk bayrağına yönelik provokatif bir saldırı oldu. Sınır hattındaki bayrak indirildi, askerlerin havaya ateş açtığı görüldü.

Sosyal medyada dolaşıma giren görüntülere göre, Nusaybin'de toplanan bir grup sınır barikatlarını aşmaya çalıştı.

Suriye tarafına (Kamışlı) doğru ilerleyen kalabalık, Türk bayraklarını indirmeye veya tahrip etmeye yönelik eylemlerde bulundu.

Sınır hattında görevli askerler kalabalığın dağılması için önce havaya uyarı ateşi açtı. Kalabalığın artmasıyla sınır hattına takviye ekipler sevk edildi. Güvenlik güçleri kalabalığı bu kez biber gazı ve göz yaşartıcı kapsüller kullanarak dağıttı.

Sınır hattına sızan bazı kişilerin, Türkiye-Suriye sınırındaki duvarları aşıp Kamışlı kentine geçtikleri görüldü.

MSB: İDARİ TAHKİKAT BAŞLATILDI...

Milli Savunma Bakanlığı'ndan (MSB) yapılan açıklamada "Nusaybin’de bulunan geçişe kapalı sınır kapısından terör örgütü sempatizanları tarafından sınır geçme teşebbüsünde bulunulması ve sınır kapısındaki bayrağımıza saldırılmasıyla ilgili idari tahkikat başlatılmıştır" denildi.

CEVDET YILMAZ: BAYRAĞIMIZA YAPILAN SALDIRIYI LANETLİYORUM...

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda şunları belirtti:

- "Birliğimize, beraberliğimize ve milletimizin huzuruna kast eden bu menfur girişiminin; kardeşliğimize gölge düşürmesine, Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge hedefimize zarar vermesine asla izin vermeyeceğiz.

- Devletimiz tüm kurumlarıyla sahadadır. Aziz milletimiz; her türlü fitneye, tahrike ve nifak girişimine karşı sağduyusuyla dimdik duracak, kardeşliğimiz en güçlü bağımız olmaya devam edecektir.

- Olayın failleriyle ilgili kapsamlı bir soruşturma başlatılmış olup, bu alçaklığı planlayan ve uygulayanlar hukuk önünde mutlaka hesap verecek, bayrağımıza karşı gerçekleştirilen saldırı hiçbir şekilde cezasız kalmayacaktır."

"CEZASIZ KALMAYACAK"...

Olaya dair ilk resmi açıklama Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Prof. Dr. Burhanettin Duran'dan geldi.

Duran, olaya dair soruşturma başlatıldığını duyurdu:

- "Nusaybin-Kamışlı sınır hattında, Suriye tarafındaki terör örgütü YPG yandaşları tarafından şanlı bayrağımıza yapılan hain saldırı, milletimizin huzuruna yönelmiş, terörle mücadele kapsamındaki gelişmeleri hedef alan açık bir provokasyondur.

- Bu tür eylemleri planlayan ve icra edenler bilmelidir ki, Türkiye Cumhuriyeti’nin güvenliğine yönelik her tehdit ve mukaddesatımıza yönelik her alçaklık, en kararlı şekilde karşılık bulacaktır.

- Söz konusu saldırıyla, terörsüz Türkiye hedefini sabote etmeye yönelik karanlık odakların bir kez daha devreye girdiği görülmektedir. Bu girişimler, ne devletimizin kararlılığını zayıflatabilecek ne de milletimizin birlik ve beraberliğine zarar verebilecektir.

- Olayla ilgili olarak ilgili kurumlarımız tarafından derhal soruşturma başlatılmıştır. Bu hain teşebbüsün failleri ve arkasındaki yapılar, hukuk devleti ilkeleri çerçevesinde tespit edilerek gerekli tüm adli ve idari işlemler gecikmeksizin uygulanacaktır. Hiçbir saldırı ve provokasyon cezasız kalmayacaktır."

BAKAN YERLİKAYA: SALDIRIYI LANETLİYORUZ...

İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, olaylarla ilgili sosyal medya hesabından açıklama yaptı. Bakan Yerlikaya, şu ifadeleri kullandı:

- "Nusaybin-Kamışlı sınır hattında şanlı bayrağımıza yönelik YPG terör örgütü yandaşları tarafından gerçekleştirilen saldırıyı lanetliyoruz.

- Bu alçak provokasyon, milletimizin birlik ve beraberliğini hedef alan, Terörsüz Türkiye yürüyüşümüzü sekteye uğratma çabasından başka bir şey değildir.

- Bu provokatörler aklından çıkarmasın. Ay yıldızlı bayrağımız, şehitlerimizin emaneti, milletimizin namusudur. Bayrağımız için milletimizin her bir ferdi şehadete yürümekten asla geri durmaz.

- Bayrağımıza uzanan her kirli el, tarih boyunca hak ettiği cezayı bulmuştur ve her daim bulacaktır. Bundan da kimsenin şüphesi olmasın!

- Kardeşliğimize pusu kuranlara karşı en büyük cevabımız; daha fazla kenetlenmek, Büyük ve Güçlü Türkiye’yi inşa etmek için canla başla çalışmaktır."

KURTULMUŞ: TERÖRSÜZ TÜRKİYE SÜRECİNE AÇIK BİR SABOTAJ...

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada şunları belirtti:

- "Aziz milletimizin bağımsızlığının ve egemenliğinin simgesi olan bayrağımıza yönelik Nusaybin-Kamışlı sınırında terör örgütü unsurlarınca gerçekleştirilen saldırıyı lanetliyorum. Şanlı bayrağımıza uzanan her el tüm milletimize ve asırlık kardeşliğimize uzanmış demektir.

- Terörsüz Türkiye hedefi doğrultusunda büyük bir hassasiyet ve titizlikle yürütülen sürece karşı bir süredir devam eden provokasyonların son halkası olan bu menfur eylem, ülkemizin barış ve huzur iklimini zehirlemek, tarihî fırsatları boşa çıkarmak üzere planlanmış açık bir sabotajdır. Unutulmamalıdır ki milletimiz, sınırlarımız içinde veya dışında bayrağımızın şanını koruma iradesine, gücüne ve kararlılığına sahiptir."

ÖZEL: HİÇBİR PROVOKASYON AMACINA ULAŞAMAYACAK VE KARDEŞLİĞİMİZİ BOZAMAYACAK...

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda "Mardin’in Nusaybin ilçesinde şanlı Türk bayrağımıza yönelik saldırıyı şiddetle lanetliyorum. Hiçbir provokasyon amacına ulaşamayacak ve kardeşliğimizi bozamayacaktır. Ay yıldızlı al bayrağımız vatanımızın her karışında onurla dalgalanmaya devam edecektir" dedi.

DERVİŞOĞLU: İHANET SÜRECİNİN ORTAKLARINA SESLENİYORUM...

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda "İhanet sürecinin ortaklarına sesleniyorum; teröristten medet umup, şereften taviz vermek sizin tercihiniz. Ama Milletimizin ve Cumhuriyetimizin şerefine leke düşüremezsiniz. Bayrağa el uzatanın akıbeti bellidir ve tarih bunun örnekleri ile doludur. Ve herkes bilir ki; 'Bir kere kalkan Bayrak, bir daha yere inmez!..'" ifadelerini kullandı.

ÖMER ÇELİK: BEDELİNİ ÖDEYECEKLER...

AKP Sözcüsü Ömer Çelik de olaya ilişkin açıklamasında "Şanlı bayrağımıza yapılan alçak saldırıyı lanetliyoruz. Suriye tarafındaki terör örgütü SDG yandaşları tarafından Nusaybin-Kamışlı sınır hattında şanlı bayrağımıza yapılan alçak saldırıya en net ve güçlü karşılık verilecektir. Bayrağımız tüm değerlerimizin sembolüdür. Değerlerimize saldıranlar bunun bedelini muhakkak ödeyecektir" ifadelerine yer verdi.

ÖZDAĞ: TERÖRSÜZ TÜRKİYE'NİN DETAYI MI?

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ ise çözüm sürecini eleştirerek "DEM’liler Nusaybin’de Türk bayrağını gönderden indirdiler. Lozan’ın çizdiği sınırı tanımıyoruz diyerek Suriye’ye geçtiler. Bu arada TBMM’de Öcalan komisyonu raporun taslağı üzerinde anlaşmış. Detaylar üzerinde çalışıyorlarmış. Bundan tam bir yıl önce bugün Türk bayrağını gönderden indirecek bu sürece karşı çıktığım için gözaltına alınıp tutuklanmıştım. Merak ettim, bayrağımızın gönderden indirilmesi Terörsüz Türkiye’nin detayı mı?" paylaşımı yaptı.

Özdağ, başka bir paylaşımında da "Nusaybin'de Şanlı Türk Bayrağı'na yönelik çirkin saldırıyı Zafer Partisi olarak kınıyor ve Türk Devleti'nin bayrağımıza yönelik saldırıya, tıpkı KKTC sınırında bir zamanlar olduğu gibi verilmesi gereken cevabı vermesini bekliyoruz" dedi.

DAVUTOĞLU: AY YILDIZLI BAYRAĞIMIZ AZİZ MİLLETİMİZİN NAMUSU, ONURU VE EN KUTSAL DEĞERİDİR...

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Rengini aziz şehitlerimizin mübarek kanından alan ay yıldızlı bayrağımız; bütün kesimleriyle aziz milletimizin namusu, onuru ve en kutsal değeridir. Bayrağımıza yapılan bu saygısızlık, aralarında şehitleri bu bayrağa sarılmış Kürt vatandaşlarımızın da bulunduğu 86 milyonluk aziz milletimizin tamamına yapılmış açık bir saldırıdır ve asla cezasız, karşılıksız bırakılmamalıdır" dedi.

MANSUR YAVAŞ: LANETLİYORUM...

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ise "Şanlı Türk bayrağımıza yönelik, terör örgütü YPG yandaşları tarafından gerçekleştirilen saldırıyı lanetliyorum. Bu tür provokasyonlar, kimden ve nereden gelirse gelsin asla amacına ulaşamayacaktır. Birliğimizden ve kardeşliğimizden vazgeçmeyeceğiz" dedi.

ÖNDER AKSAKAL: TÜRK BAYRAĞINA UZANAN ELLER HER ZAMAN KIRILMIŞTIR...

DSP Genel Başkanı Önder Aksakal, "Nusaybin-Kamışlı hattında Suriye tarafında YPG/PKK yandaşlarınca şanlı Türk bayrağına yönelik saldırı asla kabul edilemez ve karşılıksız bırakılamaz. Sadece bölücü terör örgütü değil, tüm dünya bilmelidir ki şehitlerimizin kanından rengini almış şanlı Türk bayrağına uzanan eller her zaman kırılmıştır. Bu hain saldırıyı en sert şekilde kınıyor ve lânetliyorum. Bu zıvanadan çıkmış emperyalist uşağı teröristlere hak ettikleri ceza zaman geçirmeden en ağır şekilde yaşatılmalıdır" dedi.

ARIKAN: NİFAK TOHUMU EKMEYİ AMAÇLAYANLAR HAİN EMELLERİNE ULAŞAMAYACAK..

Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, konuya ilişkin olarak sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, "Mardin Nusaybin’de bayrağımıza yapılan alçak saldırıyı lanetliyorum. Bu topraklarda nifak tohumları ekmeyi amaçlayanlar hiçbir zaman hain emellerine ulaşamayacaktır. Hangi kirli el uzanırsa uzansın, ay-yıldızlı bayrağımız bu gök kubbede kıyamete dek gururla dalgalanmaya devam edecektir" ifadelerini kullandı.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

KAYNAK: Ajanslar