Siyaset
- Kategori: Siyaset
- Gösterim: 109332
İYİ Parti Antalya İl Başkanı Ahmet Aydın, “Her geçen gün sıkıntısı artan ve adeta kangren haline gelen Suriyeli mültecilerle ilgili referandum yapılmalı” dedi...
Suriyeliler ile ilgili Ak Parti iktidarına çağrıda bulunan Aydın, Türk milletinin üstünden bu kamburun kaldırılması gerektiğini söyledi.
Suriyelilere maaş, gıda ve kira yardımı, bedelsiz sağlık hizmeti verilirken Türk milletinin gittikçe ağırlaşan hayat şartları altında inim inim inlediğini dile getiren Aydın, “Sağlık hizmetleri Suriyelilere bedava. Motorlu Taşıtlar Vergisi ödemiyorlar. 1.200 TL öğrenci bursu, 250 TL kira yardımı alıyorlar. Bayramlarda ülkesine giden Suriyelilere 2 bin TL ikramiye veriliyor” dedi.
‘KADINLARIMIZ RAHAT YÜRÜYEMİYOR’
Bunların işin mali tablosu olduğunu, bir de manevi sıkıntılar yaşandığını söyleyen Ahmet Aydın, “Sahilde analarımız bacılarımız denize giremiyor, kız evlatlarımız kaldırımlarda çekinerek yürüyor. Adli olaylara karışanların başını Suriyeliler çekiyor. Türk milletinin çok büyük bir bölümü, sağduyusuyla, bütün medya kaynaklarından yanıltıcı bilgi aktarılmasına rağmen Suriyeli sığınmacıların oluşturduğu tehdidin büyüklüğünü hissetmişlerdir. Bilgi Üniversitesi tarafından yapılan ‘Kutuplaşan Türkiye’ adlı araştırmada seçmenlerin yüzde 84-85'inin Suriyelilerin ülkelerine dönmesini istediğini görüyoruz. Bu oran, İyi Parti seçmeninde yüzde 97, MHP seçmeninde yüzde 95, CHP seçmeninde yüzde 94 ve Ak Parti seçmeninde yüzde 84 civarındadır” diye konuştu.
‘SURİYELİLER MEMLEKETİNE GÖNDERİLSİN’
Aydın, “Türk milletinin üzerinde uzlaştığı tek şey, Suriyelilerin Türkiye'den gitmesidir. Başka hiçbir konu üzerinde bu kadar büyük bir uzlaşma yoktur. Suriyeli sığınmacılar vatanlarına dönsün. Bu aslında Türk milletinin talebidir. Ben de iktidara bu konuda referandum yapmasını, milli iradenin sesini dinlemesini öneriyorum. Tarihin bu döneminde Suriyeli sığınmacılar konusunun ülkemiz için oluşturduğu büyük tehdidi görmeyen, buna aktif tepki göstermeyenler asla ‘Ben Türk milliyetçisiyim’ dememelidir” dedi.
- Kategori: Siyaset
- Gösterim: 39707
Akdeniz Belediyeler Birliği ve encümen üyeleri Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek’e ziyaret gerçekleştirdi...
Aralarında Alanya Belediye Başkanı Adem Murat Yücel’in de bulunduğu Akdeniz Belediyeler Birliği Başkanı Hakan Tütüncü ve encümen üyeleri ile birlikte Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek’e makamında ziyaret gerçekleştirildi.
Ziyarette yapılan çalışmalarla ilgili karışıklı fikir alışverişinde bulunuldu.
- Kategori: Siyaset
- Gösterim: 87395
Dal atıkları kompost gübre oluyor...
Muratpaşa Belediyesi, parklarıyla birlikte sitelerin bahçelerinden çıkan dal atıklarını kompost gübreye dönüştürüyor. Üçüncü yılına giren çalışma kapsamında belediyenin yıllık kompost üretiminin piyasa fiyatı 150 bin liraya ulaştı...
![]()
Muratpaşa Belediyesi, kentsel çöpün önemli bir bölümünü oluşturan park ve bahçe atıklarını kompost gübre olarak değerlendirilmesine yönelik çalışmalara 2016 yılında başladı. İlçede, belediyenin parklarıyla birlikte site ve apartmanlarının bahçelerinden yıllık ortalama 5 bin ton dal atığı çıkıyor. Bu atıklar Park ve Bahçeler Müdürlüğü’nün Ermenek Mahallesi’nde bulunan tesislerinde doğal süreçler izlenerek komposta dönüştürüyor.
Muratpaşa Belediyesi’nin bu sistemi her mahalle için ilan edilen günde park ve bahçe atıklarının belediyenin belediye ekiplerince toplanmasıyla başlıyor. Toplanan dal atıkları, özel makinelerden geçiriliyor, parçalanıp öğütülüyor. Ardından parçalanan atıklar katkı maddesi ve hayvan gübresiyle karıştırılarak sulanıyor ve büyük yığınlar haline getiriliyor. Oluşturulan yığınların sıcaklık ve nem takibi yapılarak fermantasyonu ve olgunlaşması sağlanıyor. Atıkların komposta dönüşümü yaklaşık 8 ay sürerken günde yaklaşık 4 kamyon atık tesiste kompost gübre dönüşüm sürecine ekleniyor.
Muratpaşa Belediyesi’nin yıllık kompost üretimi yaklaşık bin 500 metreküp olarak gerçekleşiyor. Bu kompost belediyenin parklarıyla birlikte yine Ermenek Mahallesi’nde bulunan bitki üretim tesisinde değerlendiriliyor. Muratpaşa Belediyesi’nın dal atıklarını kompost gübreye dönüştürerek yıllık ortalama 150 bin lira tasarruf sağlıyor.
- Kategori: Siyaset
- Gösterim: 127819
Kılıçdaroğlu, Afyonkarahisar’ın Sandıklı ilçesinde bir termal otelde düzenlenen CHP Belediye Başkanları Çalıştayı’nda gazetecilerin sorularını cevapladı...
Eski Halk Bankası Genel Müdür Yardımcısı Atilla'nın tahliyesini değerlendiren Kılıçdaroğlu, “Hakan Atilla Amerika’da boşu boşuna yattı. Yazık günahtı. Ne suçu var Hakan Atilla’nın? Reza Zerrab’ı niye istemediler?
Niye istemiyorlar Reza Zerrab’ı?
Asıl fail o, rüşveti dağıtan o, rüşveti yiyen, yolsuzluk yapan o. El üstünde tuttular. Reza Zerrab için iki kez nota verdiler Amerika’ya. ‘Ona dokunmayın’ diye. Kabak kimin başına patladı, bir devlet memurunun, bir bankacının başına patladı. Boşu boşuna hapse girdi.”
Kılıçdaroğlu, bir gazetecinin “Hakan Atilla’nın İstanbul’da havalimanında karşılanmasına" ilişkin sorusuna, “Tamamen şov. Ne yapabilirler yani? Karşılıyorlar da ne yaptılar yani hapisten mi kurtardılar? Erdoğan, Trump’a telefon açıp ‘Derhal serbest bırakın’ diyebilirdi. Bırakmadı. Ama Trump telefon etti ‘Papazı derhal serbest bırakın’, ‘Emredersiniz’ dedi. Talimatı aldı ve papazı hemen serbest bıraktı. Merkel telefon etti, hemen serbest bıraktılar. Dolayısıyla yöneticiler açısından söylüyorum, kimsenin ayaklarının yere basmadığı bir Türkiye’de yaşıyoruz. Ayakları yere basmıyor ve gerçekleri görmüyorlar. Hakan Atilla konusunda ne yaptılar bunlar? Trump’ın papaz için yaptığının en azından 10’da birini yapsalardı. Boşu boşuna hapse girdi o. Hiçbir günahı olmayan birisi.” yanıtını verdi.
Anayasa Mahkemesi'nin, "barış bildirisi" olarak adlandırılan metne imza atan 9 akademisyen için verdiği hak ihlali kararını değerlendiren Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:
"Anayasa Mahkemesi’nin bu kararı doğru. Üniversitede çocuklarımıza ders veren hocalar bir görüş dile getirdiler, hapse mi atılır? Üniversitelerden mi atılır bu insanlar? Yanlıştı bu. Anayasa Mahkemesi’nin kararı bu bağlamda doğru bir karar. Beni üzen, kararın 1 oy farkla cıkmış olması. Normalde oy birliğiyle çıkması lazımdı. Eğer demokrasiyi insan haklarını, düşünce özgürlüğünü savunuyorsak, Barış Bildirisi’ne imza attı diye adam üniversiteden mi atılır? Hangi çağda yaşıyoruz? Bu, Orta Çağ kafası, emin olun. O nedenle alınan karar doğru ama bu kararın bir oy farkla alınması demokrasimiz açısından kaygı verici."
Kılıçdaroğlu, ülkede yeni siyasi parti oluşumuna ilişkin de şöyle konuştu:
"Siz gazeteciler, haberciler olarak yeni siyasal oluşumları nasıl büyük bir dikkatle izliyorsanız biz de siyasetçi olarak dikkatle izliyoruz. Elbette insanlar ayrılabilirler, yeni bir parti kurabilirler. Yeni parti kuruyorlar diye insanları suçlamanın bir mantığı yok. Elbette onlar da parti kurarsa bir program açıklayacaklardır, neyi, nasıl yapacaklarını açıklayacaklardır. Vatandaş da bakacaktır. Eğer teveccüh edecekse gidip oy verecektir, kabul etmiyorsa da zaten oy vermeyecektir. Dolayısıyla ayrılan kişileri baştan düşman gibi görüp onları ötekileştirmek, bütün dünyada demokratik geleneklere aykırıdır. Eğer demokrasiyi savunuyorsanız herkesin parti kurma hakkı vardır. Buna da sessiz kalacaksınız. Eğer parti kurulur, partinin programı bir başka parti tarafından eleştirilirse, oturulur eleştirilir. ‘Bu parti programı Türkiye’nin sorunlarını çözmez vesaire bir sürü laf söyleyebilirsiniz. Ama ortada bir şey yokken neden Erdoğan böyle bir sürecin içerisine kendisini sürükledi. Ben gayet iyi anlıyorum tabii. Çekiniyor, tahtının sallanmasından korkuyor. Tahtı sallanmaya başladı Erdoğan’ın. Onu görüyor."
Bir gazetecinin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti bizim dönemimizde asla ve kat'a emir alan bir hükümet olmamıştır.” ifadelerine ilişkin sorusu üzerine Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:
"Hiçbir CHP’li genel başkan veya hiçbir CHP’li Batı’nın egemen güçlerinden talimat almamıştır. Asla. Ama Erdoğan’ın talimat aldığını bütün dünya biliyor. Papazın serbest bırakılması talimatını kimden aldı? Trump’tan aldı. Bıraktı mı? Bıraktı. Talimat mıydı, talimattı. Talimatın yerine getirilmesinden sonra Trump, Erdoğan’a teşekkür etti. Dikkatinizi çekiyorum, yargıya teşekkür etmiyor, doğrudan Erdoğan’a teşekkür ediyor. Bir başka gazeteci vardı, Türkiye’de hapisteydi. Merkel’den talimat geldi. Bir gecede, hiç hazırlanmayan, aylardır hazırlanmayan iddianame bir gecede hazırlandı. Ertesi gün davası görüldü, tahliye edildi. Tahliye edilirken eline bir başka mahkemenin tutuklama kararı verildi, havaalanında uçak bekliyordu, uçağa bindi ve Almanya’ya gitti. Talimat nereden geldi? Merkel’den geldi. Ne konuşuyor Erdoğan, neyi anlatıyor yani?. Bütün bunları toplumun bilmediğini, toplumun hafızasının bu kadar kör olduğunu mu sanıyor? Her türlü talimatı alıyor. Talimatın gereğini de yerine getiriyor. Ne için? Çünkü o talimatı almazsa burada rahat oturamayacak. Onu da gayet iyi biliyor. Talimat alanlar bizi suçlayamazlar. Talimat alanlar Türkiye’nin bağımsızlığını savunamazlar."
- Kategori: Siyaset
- Gösterim: 70404
Tansu Çiller'in başbakanlığında ki 52. hükümette Türkiye'nin ilk kadın Çevre Bakanı, Mesut Yılmaz'ın başbakanlığında ki 53. hükümette ilk kadın Turizm Bakanı olarak görev yapan 72 yaşındaki Işılay Saygın, tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti...
Akciğerlerinden kaynaklanan rahatsızlığı bulunan ve solunum yetmezliği teşhisiyle Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinin yoğun bakım servisinde tedaviye alınan Saygın, müdahaleye rağmen kurtarılamadı.
Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Başhekimi Prof. Dr. Tuncay Göksel yaptığı açıklama da , Saygın'ın ileri derecede akciğer sertleşmesi hastalığına bağlı solunum yetmezliğinden 03.00 saatlerinde hayatını kaybettiğini söyledi.
Göksel, ailesinin isteği üzerine Saygın'ın pazartesi düzenlenecek törenle son yolculuğuna uğurlanacağını dile getirdi. Saygın, 4 Temmuz'da evinde rahatsızlanarak hastaneye kaldırılmıştı.
ÇEŞİTLİ BAKANLIK GÖREVLERİNDE BULUNDU
İzmir'de doğan Işılay Saygın, 1973-1980 yıllarında Buca Belediye Başkanlığı yaptı.
12 Eylül askeri darbesiyle görevden ayrılan Saygın, 1983, 1987, 1991, 1995 ve 1999 yıllarındaki seçimleri kazanarak beş dönem İzmir Milletvekilliği yaptı.
Saygın, Tansu Çiller'in başbakan olduğu 52. hükümette 23 Şubat - 6 Mart 1996 tarihlerinde ilk kadın Çevre Bakanı olarak görev aldı. Mesut Yılmaz'ın
başbakanlık yaptığı 53. hükümette de 6 Mart - 28 Haziran 1996 yıllarında ilk kadın Turizm Bakanı olarak görev yaptı.
Saygın, 51, 52, 54 ve 55. hükümetlerde devlet bakanı olarak görev aldı.







