head

2183026 810x458 75f08
Çarşamba, 22 Nisan 2026
rek_lam_11_386cd_1aab8.jpg

Siyaset

Erdoğan’dan faiz açıklaması: Naslar neyi gerektiriyorsa onu yapacağım, hüküm bu...


Faizlerle ilgili yeni bir açıklamada bulunan Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Neymiş efendim? Faizleri düşürüyormuşuz. Benden başka bir şey beklemeyin. Bir Müslüman olarak naslar neyi gerektiriyorsa onu yapmaya devam edeceğim. Hüküm bu" dedi.

İlim Yayma Ödülleri töreninde konuşan Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, ekonomiye dair önemli mesajlar verdi.

erdoğandan garip açıklamalar d0003

“SON 8 YILDIR YAŞADIĞIMIZ HER HADİSENİN ETRAFINDA EKONOMİ HEP VARDI”...

Erdoğan'ın konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

“Eğer artık Türkiye, küresel krizlere karşı bu derece dayanıklıysa, krizleri fırsata çevirme konusunda bu derece özgüven sahibiyse gerisinde işte bu güçlü altyapı vardır. Şimdi aynı mücadeleyi ekonomide veriyoruz. Aslında son 8 yıldır yaşadığımız her hadisenin bir tarafında ekonomi, hep vardı.”

FAİZ MESAJI...

Büyüme rakamlarımızla, üretimimizle, istihdamımızla, ihracatımızla, bütçe dengelerimizle tüm göstergeler, ülkemiz bakımından küresel çapta bir başarıyı işaret ederken, kurda yaşanan dalgalanmayı da bu çerçevede değerlendirmemiz gerekiyor.

Neymiş efendim? Faizleri düşürüyormuşuz. Benden başka bir şey beklemeyin. Bir Müslüman olarak naslar neyi gerektiriyorsa onu yapmaya devam edeceğim. Hüküm, bu. Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin faiz rakamlarıyla enflasyon rakamları arasındaki fark 10 katı bulmuşken, bizim yaptığımız sınırlı faiz indirimleri bu tablonun gerekçesi olamaz.

“AMERİKA'DA AVRUPA'DA HEPSİNDE DURUM BİR FELAKET”...

Amerika'ya bakın, Avrupa'ya bakın. Hepsinde durum bir felaket. Coğrafyamızdaki iki asırlık kavganın gerisinde ne varsa, bugünkü gelişmelerin gerisinde de o vardır. Cumhuriyetimizin bir asra yaklaşan tarihindeki kalkınma hamlelerimizin önünün kesilmesinin sebebi neyse, bu gelişmelerin sebebi de aynıdır.

Son 19 yıldır attığımız her adımda, önümüzde çıkartılan engellerin arkasında saik neyse, bugünlerde yaşananların sebebi de aynıdır.

19 yıl önce göreve geldiğimizde faiz, enflasyon bu durumda değil miydi? Buydu. Biz, aldığımız kararlarla, attığımız adımlarla, faizi de, enflasyonu da, ve hatırlayın 6 sıfırı attığımız zaman bana karşı çıkanlar, Taksim Meydanı'nda anırırım diyen köşe yazarları şimdi yine aynı şeyleri söylüyorlar. Anırdılar mı? Hayır. Ama bunlar şu anda da hala köşe yazarı. Aynı şeyleri bunlar yine yazıyorlar. Anırsalar da, anırmasalar da…Elhamdülillah biz doğru yoldayız.

“KİMSE BUNLARI KONUŞMUYOR”...

Çünkü faiz, zengini daha zengin, fakiri daha fakir yapar hükmü bize öyle sıradan gelen bir hüküm değil. Diğer ülkeler hayata geçirdiğinde alkışlanan her adım, Türkiye teşebbüs ettiğinde akıl dışı bir saldırıyla karşılaşıyor. Ülkemizin yatırımla, istihdamla, üretimle, ihracatla büyümesi yerine sanayisiyle, teknolojisiyle, finansıyla, altyapısıyla dışarıya bağımlı kalmasını isteyenler var güçleriyle direniyor.

Kardeşlerim, bu kadar altyapı-üstyapı çalışmalarıyla 19 yıldır bir mücadele veriliyor değil mi?

Eğitimde, sağlıkta, ulaşımda attığımız adımları bir yere koymak mümkün mü? 26 havalimanından 56'ya çıkarken, artık Anadolu'da evine yarım saat mesafede gidebilme imkanını yakalama lüksüne ulaşmış bir Türkiye varken kimse bunları konuşmuyor.

“SIKINTILAR VAR”...

Türkiye büyüyor, kimse bu büyümeyi konuşmuyor. Sıkıntılar var. Ama unutmayın ki Allah'ın yardımı ve milletimizin ferasetiyle bu mücadeleden de alnımızın akıyla çıkacağımızdan ben şüphe duymuyorum.

“FİYAT ARTIŞLARININ YOL AÇTIĞI SIKINTIYI ELBETTE BİLİYORUZ”...

Fiyat artışlarının, insanlarımızın günlük hayatları üzerinde yol açtığı sıkıntıyı elbette biliyoruz. Kurdaki dalgalanmanın, fiyatlar üzerinde oluşturduğu istikrarsızlığın ve bunun yol açtığı belirsizliklerin elbette farkındayız. Ama vesayete, terör örgütlerine, darbecilere, küresel güç baronlarına nasıl direndiysek bunlara karşı da direneceğiz.

TÜSİAD'A SESLENDİ...

Buradan sesleniyorum, çekinme yok; Ey TÜSİAD ve yavruları! Size sesleniyorum. Siz, tek göreviniz var. Yatırım, üretim, istihdam, büyüme. Siz bunda ne yapıyorsunuz, önce ortaya koyun. Kalkıp da hükümete saldırmanın değişik yollarını, versiyonlarını aramayın bizimle mücadele edemezsiniz. Sizin cinsinizi de cibilliyetinizi de gayet iyi biliyorum. Sizin derdiniz başka. Ama bizim derdimiz bambaşka. Biz vatan sevgisiyle, millet sevgisiyle yürüyoruz. Siz ise acaba, “Biz bu hükümeti nasıl çökertir de isteyeceğimiz, sömüreceğimiz bir yönetimi iş başına getirtiriz, bunun için gayret ediyorsunuz. Bu millet size bu fırsatı vermeyecek.

“DÜN İSTİKLALİ VE İSTİKABLİ KORUDUK BUGÜN DE PARAMIZLA, MALIMIZLA AYNI FEDAKARLIĞI YAPACAĞIZ”...

Dün millet olarak kendi canımız ve kanımız pahasına ülkemizin istiklalini ve istikbalini korumuştuk. Bugün de paramızla, malımızla aynı fedakarlığı yapacağız.”

“OHAL İHTİYACI OLABİLECEĞİ DEĞERLENDİRMESİ AKIL KARIŞIKLIĞININ ÖTESİNDE BÜYÜK BİR YANLIŞTIR”...

Erdoğan, OHAL ve Kambiyo rejimi iddialarına da yanıt verdiği açıklamasını şöyle sürdürdü:

*Bu ülkeyi 1 dolar  karşılığında vatanlarını satanların ellerine de bırakmadık, bırakmayacağız. İnşallah bu ülkeyi döviz kuru üzerinden yeniden şekillendirmek isteyenlere de teslim etmeyeceğiz. Bu vesileyle, sorumsuz açıklamalarla milletimizi karamsarlığa sürüklemek, yalan yanlış haberler yayarak piyasaları korkutmak isteyenlere de itibar edilmemesi gerektiğinin altını bir kez daha çizmek istiyorum.

*Türkiye'nin ekonomide olağanüstü hâle (OHAL) ihtiyacı olabileceği değerlendirmesi, akıl karışıklığının ötesinde büyük bir yanlıştır.

“KAMBİYO REJİMİ GİBİ ZIRVALIKLARI GÜNDEME GETİRENLER MASUM DEĞİL”...

*Hükümetimizin uyguladığı ekonomi politikası, kur tarafındaki konjunktrüel dalgalanmalar dışında tamamen belirlediğimiz doğrultuda ilerlemektedir. Aynı şekilde, kontrollü Kambiyo rejimi gibi zırvalıkları gündeme getirenleri de asla masum görmüyoruz.

*Türk ekonomisi, bugüne kadar olduğu gibi, bundan sonra da serbest piyasa ekonomisi kurallarına uygun şekilde yoluna devam edecektir. Döviz kurundaki istikrarı bu tür zırva yöntemlerle değil, piyasanın kendi işleyişi içerisinde sağlayacağız. Ekonomide bir kural vardır. Dere, yatağında akar. Bizim de şu anda takip ettiğimiz yol budur.

VATANDAŞA ÇAĞRIDA BULUNDU...

*Buradan tüm vatandaşlarıma, ekonomide verdiğimiz mücadelede, devletlerinin ve hükümetlerinin yanında daha güçlü şekilde yer almaları çağrısında bulunuyorum. Geldiğimiz noktada sırf daha çok kazanç hırsıyla, fiyatları şişirmekle, stokçuluk yapmakla, dün ülkemizi darbeyle esir almaya çalışanlara destek çıkmak arasında bir fark kalmamıştır.

‘KARA PAZARTESİ’ İDDİASINA YANIT VERDİ: BÖYLE BİR DURUM SÖZ KONUSU DEĞİL...

*Cuma gününden beri bir dedikodudur almış başını gidiyor. Pazartesi gününden itibaren, ciddi manada finans dünyasında sıkıntılar yaşanacakmış. Bunu ancak ihanet içinde olanlar söyler. Biz, nasıl ayakta dimdik duracağız demiyor. Pazartesi'den itibaren bu tür sıkıntıları nolacağından bahsediyor. Bunlar aynı zamanda keramet ehli galiba. Merak etmeyin, böyle bir durum söz konusu değil. Biz dimdik ayaktayız.

*Göreve geldiğimizde Türkiye'nin IMF'ye olan borcu 23,5 milyar dolardı. Kimlerden devraldık biliyorsunuz. Merkez Bankası'nın döviz rezervi 27,5 milyar dolardı.

“DÖVİZ REZERVİNDE DÜŞÜŞ YAŞANDI, YOKTUM, CUMHURBAŞKANIYDIM…”

*Başbakanlığım döneminde bu döviz rezervini 135 milyar dolara kadar çıkardık. Bunu biz yaptık. Daha sonra bir düşüş yaşandı. Yoktum. Cumhurbaşkanıydım. Şimdi yeniden hamdolsun 100 milyar doların üzerine döviz rezervimiz çıkmış vaziyette. Toparlayacağız. Daha yukarılara bu rakam çıkacak.

*Herhalde George, Hanz, bunlar gelip de bizim Merkez Bankamızın döviz rezervini yükseltmeyecek. Biz yükselteceğiz biz. Bundan hiç endişeniz olmasın.

“KASAMIZ BOŞ DEĞİL”...

*Bizim kasamız boş değil. Kasa mevcudumuz gayet iyi. Türkiye karşı oynanan oyunun en etkili silahı haline gelen döviz kurunu dengeye oturtmak da, fiyatları makul seviyede tumak da bizim elimizdedir. Şayet bugün, her birimiz üzerimize düşeni yaparsak emin olun birkaç ay içerisinde çok daha güçlü, müreffeh Türkiye'nin kapılarının önümüze açıldığını göreceğiz. Biz buna yürekten inanıyoruz.”

ÖDÜLLER VERİLDİ...

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın katılımıyla Dolmabahçe Sarayı'nda gerçekleştirilen ödül töreninde iki yıllık bir hazırlık, başvuru ve değerlendirme süreci sonrasında 3 kategoride belirlenen isimler açıklandı.

İlim Yayma Ödülleri 2021'de “Büyük ödül”, bilim dünyasında “Suyun Profesörü” olarak bilinen “Nobel Ödül Beraatı” sahibi ve “Dünyadaki 500 Bilim Öncüsü”nden biri olarak seçilen Prof. Dr. Zekai Şen'e verildi.

Mühendislik, Doğa ve Sağlık Bilimleri Ödülü'nü ise kimya alanındaki araştırma ve çalışmalarıyla akademik dünyada öne çıkan Prof. Dr. Mustafa Soylak aldı. Sosyal Bilimler Ödülü'ne de Doç. Dr. Hümeyra Özturan “Ethostan Ahlaka: Antik Yunan Ahlak Literatürünün İslam Dünyasına İntikali ve Alımlanışı” adlı temel eseri ile layık görüldü. İlim Yayma Ödülleri'nde Büyük Ödül 600 bin lira, Mühendislik, Doğa ve Sağlık Bilimleri ile Sosyal Bilimler Ödülleri ise 200’er bin lira ile mükâfatlandırıldı.

İlk olarak 2017 yılında gündeme gelen ve 2 yılda bir düzenlenen İlim Yayma Ödülleri'ni kazanan isimler ödülleri Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Mustafa Şentop ve AKP Genel Başkan Vekili Binali Yıldırım'ın ellerinden aldı.                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                              

AK Parti Genel Merkez AR-GE ve Etiğim Başkanlığı tarafından düzenlenen Teşkilat Akademisi Antalya Eğitim Programına ilgi yoğundu...

akp 2023 2 d6bdf

Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) Genel Merkez AR-GE ve Eğitim Başkanlığı tarafından düzenlenen ve Antalya'da 19 ilçenin ana kademe, kadın kolları ve gençlik Kolları yönetimlerinin yer aldığı, alanında uzman kişilerin konuk olduğu Teşkilat Akademisi programına İlçe Teşkilatlarının yoğun ilgisi vardı.

akp 2023 3 5d222

2 gün boyunca siyaset ve sanat camiasından önemli isimlerin yer aldığı programların ardından eğitim programını değerlendiren AK Parti Alanya İlçe Başkanı Mimar Mustafa Toklu, "Ak Parti Genel Merkez AR-GE ve Etiğim Başkanlığımız tarafından 2 gün boyunca süren Teşkilat Akademisi Antalya Eğitim Programına Alanya İlçe Teşkilatı olarak Ana Kadememiz, Kadın Kollarımız ve Gençlik Kollarımız tam kadro yerini aldı. Programın açılış dersinde önceki dönem Sağlık Bakanımız Sn. Recep Akdağ'ın Ak Partimizin demokrasi yolculuğu ve liderliği konulu sunumunu dinledik. Daha sonra Denizli Büyükşehir Belediye Başkanımız Sn. Osman Zolan, araştırmacı-yazar Sn. Selim Cerrah, Abdurrahman Uzun ve Çoşkun Başbuğ'un eğitim ve motivasyon üzerine konuşmalarını dinledik. Son olarak sanatçı Uğur Işılak'ın eşsiz müzikleri ile eğitim programımızın 1. gününü tamamladık.

akp 2023 4 1b285

Teşkilat Akademisi Antalya Eğitim Programının 2. gününde önceki dönem Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanımız Sn. Faruk Çelik, İstanbul Milletvekilimiz Sn. Erol Kaya, gazeteci-yazar Hikmet Genç ve şair Dursun Ali Erzincanlı'yı dinledik. Antalya'da 19 ilçemizim tüm kademelerinin yer aldığı eğitim programımız çok verimli geçti. AK Parti'nin neden Türkiye'nin en güçlü teşkilatı, en büyük ailesi olduğunu bir kez daha gördük. Rabbim birliğimizi ve beraberliğimizi bozmasın. Hedefimiz 2023, el birliğiyle çalışmalarımıza durmadan, yorulmadan devam edeceğiz." ifadelerine yer verdi.

akp 2023 4 1b285

 

 

 

HABER: Mertcan YILMAZ

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı eleştiren DEVA Partisi lideri Babacan'a sert sözlerle yüklendi...

Ali Babacan, dün İstanbul’da partisinin Kadıköy ilçe kongresinde konuştu. Babacan burada yaptığı konuşmada, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı eleştirdi. Babacan'ın "Kabine kelimesi yerine kabile kelimesi daha doğru. Reis dedikleri de şu anda maalesef kabile devletinin reisi" sözleri ise AKP'liler tarafından tepkiyle karşılandı.

BABACAN'A "KÖPEK" BENZETMESİ...

Babacan'ın konuşması üzerine Twitter hesabından paylaşımda bulunan Bakan Varank, DEVA Partisi liderini Arapça'da "köpek" anlamına gelen "kelp" sözüyle hedef aldı. 

Katıldığı bir televizyon programında, AKP ve FETÖ'nün bürokraside kol kola girmesini “farklı darbecileri tasfiye etmek için” şeklinde gerekçelendiren AKP MKYK Üyesi Emre Cemil Ayvalı'nın paylaşımını alıntılayan Varank, "Kelp, kağnı gölgesinde yürür, kağnının gölgesini kendi gölgesi sanırmış…" dedi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Kayseri’de Engelsiz Yaşam Buluşması’nda konuştu. Salondaki kalabalığa seslenen Kılıçdaroğlu, “Hiç merak etmeyin. Bu ülkenin kaderini değiştireceğim, kararlıyım. Bana ister oy verin, ister vermeyin, her yere huzuru getirmenin sözünü veriyorum” dedi...

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Kayseri’de Kadir Has Kongre ve Spor Merkezi’nde gerçekleştirilen Engelsiz Yaşam Buluşması’nda engelli vatandaşlar, aileleri, engelli dernek ve federasyonun temsilcileriyle bir araya geldi. Burada sorunları dinleyen Kılıçdaroğlu daha sonra salondaki kalabalığa hitap etti.

“ENGELLİLERİN SORUNLARINI ORTADAN KALDIRACAĞIZ”...

Türkiye'de haksızlığa uğrayan herkesin sözcüsü olacağını söyleyen Kılıçdaroğlu, engellilerin sorunlarını ortadan kaldıracaklarını ifade etti. Anayasada engellilerin haklarına ilişkin yer alan konular hakkında bilgiler veren Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

* Burada eğitimin ne kadar önemli olduğu anlatıldı. Bir arkadaşımız konuşurken devletin gerekli görevi yerine getirmediğini söyledi. Şunu unutmayın bir devlet vardır bir de hükümet vardır. Hükmet geçici devlet bakidir.

* Hükümetler devleti yönetmek üzere gelirler. Devlet zaten engellilerle ilgili düzenleme yapmış. Anayasada, ‘engelliler özel olarak korunur' diyor. ‘Engellilere her türlü eğitim verilir' diyor. Daha ne desin anayasa. Peki, yapmayanlar kim? Yapmayanlar bizim oy verdiğimiz ve iktidara getirdiğimiz hükümetler. Bunlar yapmıyorlar. Sorun oradan çıkıyor zaten.

* Bunun için bir sigorta dalına ihtiyacımız var. Bunun için bir kurumsal yapıya ihtiyacımız var. Bu kurumsal yapının içerisinde yönetici kadrosunda mutlaka engelli ailelerin bulunması gerekiyor. Sorunu tartışırken ya da karar verirken mutlaka engelli ailelerin olduğu temsilcilerin orada olması lazım.

* Biz getiriyor kararı veriyoruz kimin ne yaptığı belli değil. Az önce bir evladımız geldi ve diyalize gitmek için erken ayrıldı. Yardım yapmıyorlar. Niye yardım yapmıyorlar? Yardım alabilmesi için illa gidip bir siyasi mi bulması lazım. Böyle bir rezalet olabilir mi?                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                             KILIÇDAROĞLU KAYSERİDE 2 deedc

“BÜTÜN BELEDİYELERİMİZ KREŞ AÇIYOR”...

Eğitimin kreşten itibaren başlaması gerektiğini kaydeden Kılıçdaroğlu şunları devam etti:

* Anne getirecek çocuğunu kreşe bırakacak ve bütün çocuklar orada sosyalleşecek. Kreş açmanın önünde hiçbir engel yok. Hepimiz gibi engellilerde vergi veriyorlar. Vergi veriyorsak neden kreş açmıyorsunuz? Neden bizim çocuklarımız kreşe gitmiyor.

* Fakir aileler bazen çocuklarını göndermiyorlar. Hani biz sosyal devlettik. Hani fakir fukaranın devletiydik. Neden bu çocukları bakılıp hizmet edilmiyor? Neden bu çocukların eğitim sorunu çözülmüyor? 40 saat ders alması gerekir 2 saat veriyorlar. Bu ne demektir, engelliliğe süreklilik kazandırmak demektir.

* Bütün belediye başkanları arkadaşlarıma şunu söyledim: ‘Bütün fakir mahallerden başlayarak kreş yapın' dedim. Anne güven içerisinde getirsin çocuğunu kreşe teslim etsin. Bunu yapmak devlet için de çok mu zor? Hayır zor değil.

* Belediyeler olarak biz bunları yapmaya çalışıyoruz. İstanbul'da var olan kreşlerin yanına ayrıca 150 kreş yapacağız. Nerede belediyemiz varsa kreşler açıyoruz.

“AİLE DESTEKLERİ SİGORTASI KANUNU ÇIKARTACAĞIZ”...

‘Aile Destekleri Sigortası Kanunu’ çıkartacaklarını kaydeden Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

* Belki de hiç kimsenin duymadığı bir sigorta var. Aile Destekleri Sigortası. Kaç kişi duydu bunu? Aile destekleri sigortası geliri olmayan ya da geliri asgari ücretin altında olan ailelere gelir garantisi sağlayan sigorta dalıdır. Bu aileler devletten düzenli banka üzerinden yardım alırlar.

* Sizin desteklerinizle bu sigortayı çıkartacağız ve hiçbir anne çocuğunu yatağa aç yatırmayacak.  Siyasiler şimdi fakirleri sıraya diziyor yardım ediyor ve bir de fotoğraf çekiyorlar sonra ‘biz bunlara yardı yaptık' diyorlar. Bu olmaz, insan haklarına aykırıdır. İnancımıza da dinimiz de aykırıdır.

* Bu nedenle aile destekleri sigortası çıkartacağız, parayı bankadan ev kadının hesabına yatıracağız. Ev kadını da emekli ya da memur gibi düzenli şekilde gidip aylığını çekecek ve evinin rızkını sağlayacak. Onu ele güne asla muhtaç etmeyeceğiz.                                                                                                                           

“HERKES BU ÜLKEDE MUTLU YAŞAYACAK”...

İktidara gelmeleri durumunda sosyal yardım alan kimsenin yardımını kesmeyeceklerini belirten Kılıçdaroğlu şöyle konuştu:

* Bazen şunu söylüyorlar, ‘CHP iktidara gelirse yardımları kesecek.' Niye keselim? Akıl var mantık var. Belediye başkanlarımız için de ‘gelecek yardımları kesecek.' Tam tersine hiçbir yardım kesilmedi. Her aileye düzenli yardım gitti.

* Çoğu yerde yeni doğan çocuk varsa süt gitti. Bunu Türkiye genelinde kurumsal hale getireceğiz. Ayrıca Türkiye genelinde hiçbir aile ‘devlet bana bakmıyor' demeyecek. Devlet onu görecek ve yoksulluğunu giderecek. Herkes çoluğuyla çocuğuyla bu ülkede mutlu yaşayacak. Bundan emin olmanı isterim.

* Ayrıca yoksul ailelerde engelli bir birey varsa, onlara ayrıca bir yardım yapacağız. O çocuğun eğitimini de devlet finanse edecek. Anne eğer engelliye bakmak zorundaysa veya anne evde yaşlı birisine bakmak zorundaysa devlet anneyi sigortalı yapacak. Sigorta primini de devlet ödeyecek. Böylelikle anne sigortalı olacak ve zamanı gelince de emekli olacak.

* Durumu olmayan bir ailede öğrenci olanlar, göreceksiniz yurtta kalacak, eğitim imkanları sağlanacak, gerekirse bursu sağlanacak. Yardım yapılırken kimsenin siyasi görüşüne ya da inancına bakmadan yardım yapacağız. Aksi insanlık dışı bir durumdur.

* İnsansak, insanı seviyorsak görüşü, kimliği, yaşam tarzı ne olursa olsun herkese bakacağız. Belediye başkanlarımıza da söyledim insanlar hangi inançtan olursa olsun, onların ibadet yerlerini tertemiz yapacaksınız.

“BU ÜLKENİN KADERİNİ DEĞİŞTİRECEĞİM”...

Ülkenin her yerine huzuru getireceklerine söz veren Kılıçdaroğlu sözlerini şöyle noktaladı:

* Başlangıçta bana engelli kardeşimiz ‘Güneşimiz olur musunuz?’ dedi. Hiç merak etmeyin. Bu ülkenin kaderini değiştireceğim kararlıyım. Bana ister oy verin, ister vermeyin her yerde huzuru getirmenin sözünü veriyorum.

* Devletin dini adalettir. Unutmayın eğer adaleti yok ederseniz devletin dibine dinamit koyarsanız. Adalet soylu bir kavramdır. Kainat adalet üzerine inşa edilmiştir. Bir aile düşünün zor geçiniyor bir de diğer tarafı düşünün bir, iki, üç, dört, beş maaş birden alıyor. Bu mudur adalet? Söz veriyorum bunların tamamını bitireceğim.

* Benim zenginleşmek gibi bir düşüncem yok. Çoluk çocuğumun nasıl yaşadığını pek kimse bilmez. Şundan emin olun birlikte olduğumuz zaman aslında çok güçlüyüz biz. Gücümüzün farkında değiliz.

* Göreceksiniz birlikte hareket ettiğimizde hak istemenin ne kadar önemli olduğunu. Göreceksiniz hakkınız teslim edildiğinde ne kadar mutlu olacağınızı. Asla umutsuzluğa kapılmayın Türkiye büyük ve güçlü bir ülkedir. Yeter ki kaynaklar halk için harcansın. Bunu yapacağız.                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                  KAYNAK: Ajanslar

                                                                                                                                                                                                                                                                              

  

Antalya Büyükşehir Belediyesi geçtiğimiz hafta yaşanan fırtınada seraları zarar gören çiftçilere 180 bin lira değerinde 6 bin metrekare sera naylonu yardımında bulundu. İki yılda  çeşitli afetlerden zarar gören 1658 çiftçiye destek sağlandı...

sera desteği 1 66f28

Antalya Büyükşehir Belediyesi, zor günlerinde çiftçinin yanında olmaya devam ediyor. Yerelden kalkınma hamlesiyle Antalyalı çiftçilere her alanda destek olan Büyükşehir Belediyesi, geçtiğimiz hafta yaşanan fırtınada seraları zarar gören çiftçileri yalnız bırakmadı. Fırtına sonrası ilçelerde hasat tespiti yapan Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Daire Başkanlığı, en çok sera naylonlarının zarar gördüğünü belirledi. Bunun üzerine ilk etapta Serik, Korkuteli ve Elmalı’da örtü altı tarım yapan küçük işletmelere 6 bin metrekarelik yaklaşık 180 bin lira değerinde sera naylonu yardımı yapıldı. Üreticiler, sera naylonlarını Tarımsal Hizmetler Daire Başkanlığı’ndan teslim aldı.

sera desteği 2 e3a29

1658 ÇİFTÇİYE DESTEK...

Tarımsal Hizmetler Daire Başkanı Seda Özel, Büyükşehir Belediyesi’nin iklim değişikliğine bağlı olarak meydana gelen afetlerde üreticinin yanında olduğunu ifade ederek, “Çiftçimizin üretimine devam etmesi ve üretimden kopmaması adına 2 yıl önce oluşturulan Afet Komisyonumuzla gelen ihbarları değerlendirerek hasar tespitlerini yapıyor ve en kısa sürede üretimin devamlılığı adına desteklerimizi yapıyoruz. Özellikle küçük işletmelerde meydana gelen zararlarda üreticiyi yüzde 50’den az olmamak kaydıyla destekliyoruz. Geçen hafta meydana gelen fırtınada da birçok ihbar aldık. Hasar tespiti ardından yardımlara başladık. Son 2 yılda çeşitli afetler nedeniyle zarar gören 1658 çiftçiye sera naylonu, sera demiri, çimento, canlı hayvan ve yem desteği sağladık” diye konuştu.

BAŞKANIMIZA TEŞEKKÜR EDİYORUM...

Büyükşehir Belediyesi’nin sera naylonu desteğinden faydalanan üretici Turan Gönül “Fırtınada seramın naylonları yırtılmıştı. Çok mağdurduk. Antalya Büyükşehir Belediyesi’ni yanımızda bulduk ve desteğini gördük. Sera naylonlarımızı bugün teslim aldık. Yaramızı saran Büyükşehir Belediye Başkanımız Muhittin Böcek’e çok teşekkür ediyorum” dedi.

 

 

 

 

HABER: Halime Yağmur AKDAĞ