Dünya
- Kategori: Dünya
- Gösterim: 338343
ABD, uluslararası sularda iki petrol tankerine el koyduğunu duyurdu, Rusya'dan sert tepki geldi...
ABD İç Güvenlik Bakanı Kristi Noem, uluslararası sularda iki petrol tankerine yönelik art arda operasyonlar gerçekleştirildiğini açıkladı.
Noem, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundan yaptığı paylaşımda, biri Atlantik Okyanusu'nun kuzeyinde diğeri Karayipler bölgesinde iki petrol tanker gemisine el konulduğunu duyurdu.

Gemilere el konulma anlarının videolarını da paylaşan Noem, "Bugün şafak öncesi düzenlenen iki operasyonda, Sahil Güvenlik, iki 'hayalet filo' tanker gemisine yönelik titizlikle koordine edilmiş art arda operasyonlar gerçekleştirdi." ifadelerine yer verdi.
Noem, uluslararası sularda el konulduğunu belirttiği iki geminin de "ya son olarak Venezuela'da demirlediği ya da oraya doğru yola çıkmış olduğunu" öne sürdü.
Gemilerin isimlerini "Motor Tanker Bella I" ve "Motor Tanker Sophia" olarak açıklayan Noem, ilk geminin, "haftalarca kaçmaya çalıştığını, takip sırasında bayrağını ve gövdesindeki ismi değiştirdiğini" iddia etti.
Noem, açıklamasının devamında, "Dünyanın suçluları uyarıldı. Kaçabilirsiniz ama saklanamazsınız. Amerikan halkını koruma ve uyuşturucu terörizminin finansmanını nerede bulursak bulalım, kesintisiz olarak engelleme misyonumuzdan asla vazgeçmeyeceğiz." ifadelerini kullandı.
RUSYA'DAN TEPKİ...
Rusya Ulaştırma Bakanlığı, ABD'nin Rusya tescilli petrol tankerine uluslararası sularda el koymasının Birleşmiş Milletler (BM) Deniz Hukuku Sözleşmesi'ne aykırı olduğunu bildirdi.
Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, ABD Avrupa Komutanlığının Kuzey Atlantik'te Rusya tescilli ve adını Marinera olarak değiştiren Bella 1 petrol tankerine el koymasına tepki gösterildi.
Geminin, 24 Aralık 2025'te Rus mevzuatı ve uluslararası hukuka uygun bir şekilde Rus bayrağı altında seyir için geçici izin aldığına işaret edilen açıklamada, "Bugün, Moskova saatiyle yaklaşık 15.00'te, herhangi bir devletin kara suları dışında, açık denizde, gemiye ABD deniz kuvvetleri çıktı ve gemi ile iletişim kesildi." ifadesine yer verildi.
Açıklamada, 1982 tarihli BM Deniz Hukuku Sözleşmesi hükümlerine atıfta bulunularak "Buna göre, açık denizde serbest seyrüsefer kuralları geçerlidir ve hiçbir devlet, başka devletlerin yargı yetkisi altında uygun şekilde kayıtlı gemilere karşı güç kullanma hakkına sahip değildir." denildi.
"RUS VATANDAŞLARININ HAKLARINA SAYGI GÖSTERİLMELİ"...
Rusya Dışişleri Bakanlığı, ABD'nin el koyduğu Rusya tescilli petrol tankerindeki Rus vatandaşlarının haklarına saygı göstermesi ve Rusya’ya dönüşlerini engellememesi gerektiğini bildirdi.
Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, ABD Avrupa Komutanlığının, Kuzey Atlantik'te Rusya tescilli ve adını "Marinera" olarak değiştiren "Bella 1" petrol tankerine el koyması değerlendirildi.
Gemide, Rus vatandaşlarının bulunduğuna işaret edilen açıklamada, “Gemideki Rus vatandaşlarının haklarına saygı gösterilmelidir. ABD, Marinera gemisindeki Rus vatandaşlarının anavatanlarına hızlı şekilde dönmelerini engellememelidir.” ifadelerine yer verildi.
Açıklamada, gemiyle ilgili gelişmelerin yakından takip edildiği kaydedildi.
İNGİLTERE YARDIM ETTİ...
İngiliz Savunma Bakanlığından yapılan açıklamada, "İngiltere, Bella 1 gemisinin durdurulmasına ABD'nin talebi doğrultusunda destek vermiştir." ifadesi kullanıldı.
Açıklamada İngiltere-İzlanda-Grönland arasındaki bölgede "Bella 1"i takip eden ABD askeri unsurlarına üslenme de dahil olmak üzere operasyonel destek verildiği belirtilerek "Askeri ikmal tankeri Tideforce, ABD güçlerinin Bella 1'i durdurmasına destek vermiş, Kraliyet Hava Kuvvetleri unsurları ise havadan keşif ve gözetleme desteği sunmuştur." ifadesine yer verildi.
ABD'ye verilen desteğin uluslararası hukuka uygun olduğu kaydedilen açıklamada değerlendirmelerine yer verilen Savunma Bakanı John Healey, "Bugün İngiliz ordusu, Rusya'ya giden Bella 1 gemisini başarılı şekilde durduran ABD ordusuna verdiği destekle yeteneğini ve profesyonelliğini gösterdi." ifadesini kullandı.
Healey, Rusya'ya uygulanan yaptırımlar kapsamında bu adımın atıldığının altını çizerek "Bu gemi, kötü geçmişiyle Orta Doğu'dan Ukrayna'ya kadar terörü, çatışmayı ve acıyı körükleyen Rusya ve İran'ın yaptırımdan kaçınma eylemlerinin bir parçasıdır." değerlendirmesinde bulundu.
İngiltere'nin ekonomisi, güvenliği ve çıkarları için Rusya'ya karşı mücadelenin süreceğini ifade eden Healey, Bella 1'i durdurma operasyonunun ABD-İngiltere savunma işbirliğine de örnek teşkil ettiğini dile getirdi.
“YASA DIŞI FAALİYETLERDE BULUNUYORDU”...
ABD Güney Saha Komutanlığı'nın (SOUTHCOM) Amerikan X şirketinin adresinden yapılan açıklamada, Motor Tanker Sophia isimli geminin ele geçirilmesi esnasında hiçbir çatışma yaşanmadığı belirtildi.
Açıklamada, "Ele geçirilen gemi, M/T Sophia, uluslararası sularda faaliyet gösteriyordu ve Karayip Denizi'nde yasa dışı faaliyetlerde bulunuyordu." ifadelerine yer verildi.
Söz konusu tanker gemisinin ele geçirilmesi esnasında "hiçbir olayın yaşanmadığı" bilgisine yer verilen açıklamada, geminin hangi ülkeye ait olduğunun bilinmediği vurgulandı.
Açıklamanın devamında, geminin, Sahil Güvenlik ekibi tarafından "nihai işlem için" ABD'ye götürüldüğü aktarıldı.
"Güney Mızrağı" adı verilen operasyonla, ABD Savunma Bakanlığı'nın "Batı Yarımküre'de yasa dışı faaliyetleri yok etme misyonunda kararlı olduğu ve Amerika kıtasında güvenliğin yeniden tesis edileceği" vurgulandı.
KAYNAK: Ajanslar
- Kategori: Dünya
- Gösterim: 189073
Paris’te bir araya gelen "İstekliler Koalisyonu", Rusya ile olası bir ateşkesin ardından Ukrayna’ya sağlanacak güvenlik garantilerini, Avrupa liderliğindeki çok uluslu gücü ve ABD’nin izleme mekanizmasındaki rolünü içeren taslak metni değerlendiriyor. Taslak'ta yer alan ifadeye göre, Rusya’nın gelecekteki olası bir saldırısı durumunda ABD, Ukrayna’yı desteklemeyi taahhüt edecek...
Fransa'nın başkenti Paris'te bugün düzenlenen ve "İstekliler Koalisyonu" (Coalition of the Willing) olarak adlandırılan zirvede, Ukrayna'nın müttefikleri Rusya ile olası bir ateşkes sonrası devreye girecek güvenlik mimarisini şekillendirmek üzere bir araya geldi.
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ve ev sahibi Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un yanı sıra 35’ten fazla ülkeden lider ve temsilcinin katıldığı toplantıda, ABD kanadından da üst düzey katılım sağlandı.
Zirvede ABD Başkanı Donald Trump’ı, özel temsilcisi Steve Witkoff ve damadı Jared Kushner temsil ediyor.
RUSYA’NIN OLASI SALDIRISINA KARŞI BAĞLAYICI TAAHHÜTLER
Reuters haber ajansının ulaştığı taslak bildiriye göre, müttefik ülkeler Rusya'nın gelecekte yeni bir saldırı düzenlemesi ihtimaline karşı Kiev yönetimine siyasi ve yasal olarak bağlayıcı taahhütler vermeyi planlıyor.
Ateşkesin yürürlüğe girmesiyle aktif hale gelmesi öngörülen garantiler kapsamında, askeri yeteneklerin kullanımı, istihbarat paylaşımı, lojistik destek, diplomatik girişimler ve ek yaptırımların uygulanması gibi maddeler yer alıyor.
Taslak metin, Ukrayna’ya yönelik uzun vadeli askeri yardımın sürdürülmesini de içeriyor. Belgede, Ukrayna silahlı kuvvetlerinin yeniden inşasını desteklemek ve Rusya’ya karşı caydırıcılık sağlamak amacıyla Avrupa liderliğinde bir "çok uluslu kuvvet" kurulması hedefleniyor. ABD’nin de bu kuvvete destek vermesi planlanırken, sahadaki ateşkes izleme mekanizmasının doğrudan ABD liderliğinde yürütülmesi öngörülüyor.
ZELENSKİY: DİPLOMASİ VE GERÇEK YARDIM EL ELE GİTMELİ...
Henüz liderler tarafından nihai onayın verilmediği ve değişikliklere açık olduğu belirtilen taslak metin, Ukrayna'ya yönelik ortak bir pozisyon belirlemeyi ve Rusya ile olası müzakerelerde masaya konulacak güvenlik paketini somutlaştırmayı amaçlıyor.
Zirve öncesinde açıklamalarda bulunan Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, ülkesinin hava savunma sistemlerine duyduğu acil ihtiyacı hatırlatarak, "Diplomasi ve gerçek yardım el ele gitmeli" ifadelerini kullandı. Diplomatik kaynaklar, Avrupa ülkelerinin taahhütlerini netleştirmesinin, ABD'nin sürece katılımını ve desteğini güçlendirebileceğini belirtiyor.
KAYNAK: Ajanslar
- Kategori: Dünya
- Gösterim: 302304
Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen, ABD Başkanı Donald Trump’ın Grönland’ı ele geçirme konusunda ciddi olduğunu düşündüğünü belirterek, "Maalesef, ABD Başkanı’nın Grönland’ı istediğini söylediğinde ciddiye alınması gerektiğini düşünüyorum. ABD başka bir NATO ülkesine saldırırsa, her şey durur" dedi...
Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen, Danimarka basınına ABD Başkanı Donald Trump’ın Grönland hakkındaki açıklamalarıyla ilgili değerlendirmede bulundu.
Frederiksen, Trump’ın Grönland’ı ele geçirme konusunda ciddi olduğunu düşündüğünü ve hem Danimarka hem de Grönland’ın bunu açıkça reddettiğini söyledi.
Frederiksen, "Maalesef, ABD Başkanı’nın Grönland’ı istediğini söylediğinde ciddiye alınması gerektiğini düşünüyorum. Danimarka’nın tutumunu çok net bir şekilde ortaya koydum ve Grönland da defalarca ABD’nin bir parçası olmak istemediğini söyledi. ABD başka bir NATO ülkesine saldırırsa, her şey durur" dedi.
''GRONLAND'A İHTİYACIMIZ VAR''...
Dün yaptığı açıklamada, Grönland’ın stratejik önemine vurgu yapan Trump, "Ulusal güvenlik açısından Grönland’a ihtiyacımız var. Şu anda son derece stratejik bir konumda. Grönland çevresi Rus ve Çin gemileriyle dolu. Ulusal güvenlik perspektifinden Grönland’a ihtiyacımız var ve Danimarka bunu tek başına sağlayabilecek durumda değil" demişti.
KAYNAK: Ajanslar
- Kategori: Dünya
- Gösterim: 457230
BM-- Birleşmiş Milletler tarafından yayınlanan veriler baz alınarak yapılan tahminlere göre dünya nüfusu, 2025 yılında 8,2 milyarı aştı...
Dünya nüfusu 8 milyarı aştı.
1998’de 6 milyar, 2010’da 7 milyar, 2022’de 8 milyar seviyesine ulaşan dünya nüfusu, Birleşmiş Milletler (BM) verileri temel alınarak yapılan farklı tahminlere göre günümüz itibarıyla 8,2 ila 8,3 milyar arasında bulunuyor.

İstatistik platformu Worldometer tarafından resmi veriler temel alınarak hazırlanan tahminlere göre dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 59’a Asya’da, yüzde 19’u Afrika’da, yüzde 9’u Avrupa’da, yüzde 8’i Latin Amerika ve Karayipler’de ve yaklaşık yüzde 5’i de Kuzey Amerika'da yaşıyor.
Dünya nüfusunun 2037’de 9 milyar, 2060 senesinde ise 10 milyara ulaşması bekleniyor.

NÜFUSU 100 MİLYONU AŞAN 16 ÜLKE VAR
2025 itibarıyla dünya genelinde nüfusu 100 milyon sınırını aşan 16 ülke bulunuyor. Nüfus bakımından küresel liderler olan Çin ve Hindistan, milyar sınırını aşan iki ülke iken, bu iki ülke birlikte dünya nüfusunun yaklaşık üçte birini oluşturuyor.
1,46 milyar nüfuslu Hindistan ile 1,41 milyar nüfuslu Çin’i, nüfusu 200 milyonun üzerinde olan beş ülke izliyor.
Bunlar, 347 milyonu aşan nüfusuyla üçüncü sırada yer alan ABD, 285 milyon nüfusla en kalabalık Müslüman ülke Endonezya, 255 milyon nüfuslu Pakistan, 237 milyon nüfusla Afrika’nın en kalabalık ülkesi Nijerya ve 212 milyon nüfusla Güney Amerika’nın en büyük ülkesi Brezilya’dan oluşuyor.
Nüfusu 100 ila 200 milyon arasında olan ülkeler arasında ise Bangladeş, Rusya, Etiyopya, Meksika, Japonya, Mısır, Filipinler, Demokratik Kongo Cumhuriyeti ve Vietnam yer alıyor.
AVRUPA'NIN DURUMU
Dikkat çekici bir şekilde, topraklarının tamamı Avrupa’da olup nüfusu 100 milyonun üstünde olan hiçbir ülke bulunmuyor. Buna en yakın ülke olarak 80 milyon nüfusla Almanya öne çıkıyor.
Bu tablo, Avrupa genelinde nüfus artış hızının yavaşladığını ve birçok ülkenin yaşlanan nüfus ve göç gibi zorluklarla karşı karşıya olduğunu ortaya koyuyor.
ÇİN'DE DOĞUM KONTROLÜ DAHA PAHALI HALE GELDİ
Avrupa ülkelerinin yanı sıra Çin de düşük doğum oranları ile mücadele eden ülkeler arasında yer alıyor.
Nüfus artış hızını kontrol altında tutmak amacıyla 1979-2015 yılları arasında tek çocuk politikası izleyen Çin, doğum oranlarında görülen tarihi azalma, hızla yaşlanan nüfus ve çalışan işgücü oranının azalması nedeniyle 2026 itibarıyla doğum oranlarını artırmaya yönelik yeni önlemleri uygulamaya koyuyor.
Ülkenin uzun vadeli istikrarını tehdit eden düşük doğum oranına karşı Çin’de, 1 Ocak 2026 tarihi itibarıyla hükümet çeşitli doğum kontrol ürünlerine yüzde 13 oranında katma değer vergisi uygulamaya başladı. Bu karar ile 1993 yılında tüm doğum kontrol ürünlerini vergiden muaf tutma kararı rafa kaldırılmış oldu.
Toplam nüfusu son 3 yıldır istikrarlı bir şekilde azalan Çin, dünyanın en kalabalık ülkesi unvanını 2023’te Hindistan’a devretmişti.
İTALYA'DA 100 YAŞIN ÜZERİNDEKİ NÜFUS 2 KAT ARTTI
Güney Avrupa ülkesi İtalya’da 100 yaşın üzerindeki nüfus, 2009 yılına oranla iki kat arttı. 2025’te bir asrı deviren İtalyanların sayısı, 2009 yılına nazaran yaklaşık iki kat artarak 23 bin 548 kişi oldu. Yüz yaşın üstündeki İtalyanların yüzde 82,6’sını kadınlar oluşturdu.
Yüz yaşın üstündeki nüfus Avrupa Birliği üyesi diğer ülkelerde de hızlı bir artış gösterirken, yüz yaşın üstündekilerin en yüksek oranda olduğu ülkeler ise Fransa, İtalya ve Yunanistan oldu.
Dünyanın en kalabalık şehri unvanı, Tokyo’dan Cakarta’ya geçti 2025 yılında Endonezya’nın başkenti Cakarta, 42 milyon nüfusla dünyanın en kalabalık şehri unvanını Japonya’nın başkenti Tokyo’dan devraldı. Cakarta’ya 37 milyon nüfusla Bangladeş’in başkenti Dakka izlerken, Tokyo ise 33 milyon nüfusla üçüncü sırada yer aldı.
Sıralamadaki radikal değişim, BM’nin nüfus tahminlerinde şehir, kasaba ve kırsal alanları sınıflandırma biçiminde daha tutarlı olan yeni bir metodolojiyi benimsemesinden sonra gerçekleşti.
KAYNAK: Ajanslar
- Kategori: Dünya
- Gösterim: 185125
Almanya'daki banka soygununda çalınanların toplam değerinin açıklanan 30 milyon Euro'dan çok daha fazla olduğu ortaya çıktı. Binlerce kişinin mağdur olduğu olay da Türklerin de zararı büyük...
Almanya'da 5 günlük Noel tatilini fırsat bilen hırsızların filmleri aratmayan banka soygununda bilanço arttı.
Kuzey Ren Vestfalya eyaletindeki Gelsenkirchen kentinde yer alan Sparkasse bankasından hırsızların çaldığı para ve kıymetli eşyaların maddi tutarı ilk tespitlerin aksine 30 milyon Euro değil 100 milyon Euro'dan fazla olduğu ortaya çıktı.
Alman basınında yer alan haberlerde, hırsızlar 2 bin 500 müşteriye ait 3 bin 250 kasayı özel matkap kullanarak açtıklarında beklediklerinden daha fazla para, altın, mücevher, özel ziynet eşyaları ile hisse senedi bulduğu aktarıldı.

EN ÇOK MAĞDUR OLANLAR GÖÇMENLER...
Sparkasse bankasından hırsızların çaldığı para ve kıymetli eşyaların sahiplerine ilişkin bilgiler de netleşmeye başladı. Soygunun ertesi günü bankada hesabı bulunan ve kişisel kasalarındaki değerli eşyaları çalınan Türklerin sayısı 100 ile 150 arasında olduğu ifade edilirken, mağdur Türklerin kurduğu ortak iletişim grubunda bin kişiden fazla üye olduğu belirtildi. Ayrıca mağdurların ağırlıklı olarak kentteki göçmen kökenlilerden oluştuğu öğrenildi.
ÖZEL BİRİM KURULDU...
Müşterilerin endişeli bekleyişi sürerken, soyguna ilişkin soruşturmada polisten dikkat çekici bir adım geldi. Gelsenkirchen polisi, soygunun birinci haftasına girilirken özel bir birim kurdu.
Özel Görev Gücü olarak tanımlanan birim, banka soygunları ve hırsızlık vakalarında uzman polislerden oluşuyor. Birim, gelen tüm ihbarları da dikkate alarak kapsamlı bir araştırma yapacak gerekirse başka uzmanlardan da yararlanacak.
Banka soygunun öncesi ve sonrasına ilişkin güvenlik kamera görüntülerinin incelendiği ve faillerin kaçtığı araçlara ilişkin araştırmaların da devam ettiği bildirildi.
Polis şu ana kadar yapılan ihbarlar sonrası somut bir sonuca ulaşılamadığını da bildirdi.
"UZUN ZAMAN PLANLANMIŞ"...
Banka hırsızlığını "Uzun zamandır planlanmış bir operasyon" olarak tanımlayan bir polis sözcüsü, duvarların delindiği özel matkabın hırsızlar tarafından geride bırakılmadığını ve götürüldüğünü açıkladı. Polis sözcüsü, şu ana kadar herhangi bir şüphelinin gözaltına alınmadığını da belirtti.
SOYGUN NASIL GERÇEKLEŞTİ?
Filmleri aratmayan soygun Gelsenkirchen Polisinden yapılan açıklamaya göre, kimliği belirsiz kişiler Noel tatilinin sakinliğinden faydalanarak Gelsenkirchen şehrine bağlı Buer semtindeki bankada büyük çaplı bir soygun gerçekleştirdi.
Polise göre, hırsızlar bir otoparkın alt katındaki tüneli kullanarak tasarruf bankasının bodrum katına kadar ardından da matkapla duvarları delen hırsızlar sonrasında kasaların olduğu bölüme ulaştı.
Kişisel eşyaların ve birikimlerin de saklandığı kasaları açan hırsızlar çaldıkları paralarla kaçtı. Polis, hırsızlık vakasından 29 Aralık Pazartesi yerel saatle saat 03.58'de yangın alarmının devreye girmesiyle bankaya ulaşan itfaiye ekiplerinin bilgilendirmesiyle haberdar oldu.
Profesyonel oldukları belirtilen hırsızların bankanın kasasına ulaşırken duvar delme işlemi sırasında ortaya çıkan ısının ve tozun yangın alarmını tetikleyebileceğini düşünerek su püskürtme işlemi yaptı.
Gelsenkirchen Polis sözcüsü, Alman basınına yaptığı açıklamada, hırsızların teknik bilgilere sahip olduklarını varsaydıklarını, kullanılan matkap ucunun bir nalburdan alınabilecek türden olmadığını, hırsızlığın Noel tatiline denk getirilmesinin de planlı bir soyguna işaret ettiğini belirtti.
Hırsızların ne kadar süre bankada kaldıkları belirsizliğini koruyor.
Almanya'da 24-25-26 Aralık günleri bankalar başta olmak üzere resmi daireler Noel arifesi ve bayramı nedeniyle kapalıydı. 27 ve 28 Aralık tarihleri de hafta sonuna denk geldiği için Noel tatili 5 günü çıkmıştı.
KAYNAK: Ajanslar








