Siyaset
- Kategori: Siyaset
- Gösterim: 345335
İbrahim Köşdere hakkında şok eden iddiaların ardı arkası kesilmiyor. Köşdere’nin kiracısı Mehmet Emre Öğütçüoğlu, bu kez de Köşdere’nin paravan bir şirket kurarak insanları mağdur ettiğini iddia etti...
Alanya'nın tanınmış turizmcilerinden Mehmet Emre Öğütçüoğlu, 3 yıl evvel İbrahim Köşdere’ye ait oteli 10 yıllığına kiraladığını, ancak şu an Köşdere’nin oteli satmak istediği için kendisini otelden çıkarmak istediğini iddia etmişti. Sözleşme gereği haklarını talep eden Öğütçüoğlu’nun Köşdere tarafından tehdit edildiği de ortaya atılan iddialar arasındaydı. Yanı sıra sözleşmenin perde arkasında şok eden vergi kaçırma iddiaları da mevcuttu. Öğütçüoğlu, 10 yıllık kira bedeli olarak ödediği 1 milyon 165 bin doların karşılığında yalnızca 200 bin TL’lik bir fatura kesildiğini ifade ederek Köşdere’nin vergi kaçırdığını iddia etmişti. “İbrahim Köşdere, beni de o mağdurlar arasına almak istiyor" diyen Öğütçüoğlu, yardım talebini Yeni Alanya aracılığı ile duyurmuştu.
İDDİALARIN İKİNCİ PERDESİ...
İddiaların ikinci perdesinde Köşdere’nin Öğütçüoğlu’ndan geciktirdiği çeki için ödeme yapmasına rağmen fahiş miktarda bir vade farkı istediği kaydedilmişti. Öğütçüoğlu “Geciken çekimi ihtarın ardından hemen ödememe rağmen önce 10 bin TL, ardından ise vade farkı olarak 195 bin TL istedi. Ben 'Bu fark niçin?' diye sorduğumda bana 'Kur farkı' dedi. Tüm bu talepleri belgeli ve şikayet dilekçelerime ekledim" demişti.
ŞİMDİ DE PARAVAN ŞİRKET İDDİASI...
İbrahim Köşdere'nin kurduğu paravan şirketle Alanya’da çok sayıda turizmci ve iş insanını mağdur ettiğini de iddia eden Öğütçüoğlu "Alanya'daki eski şirketini feshetti ve bir paravan şirket kurdu. Bu paravan şirketi, yanında maaşlı çalışan bir personelinin üzerine yaptı. Ancak bu şirket Köşdere tarafından yönetiliyor. Dolayısıyla feshettiği eski şirketin çekleri patladı. Çok sayıda mağdur var. Alanya'nın tanınmış turizmcileri ve simaları ile bu yüzden mahkemelik. Bu paravan şirkete ait lojmanı ben İbrahim Köşdere'den kiralamıştım. Bu lojmanda yaşanan bir olaydan dolayı tanık olarak polis merkezinde ifademe başvuruldu. Bu ifademde, bana sorulan paravan şirket ve sahibi olarak gözüken kişiyi tanımadığımı, ben lojmanı Köşdere'den kiraladığımı söyledim” dedi.

‘ALACAKLILARI BENİ BULDU’...
Öğütçüoğlu “Örneğin A. Group adlı bir firma var. Bu firmanın Köşdere'den 10 milyon dolar alacağı var ancak alamıyor. Kiraladığım Köşdere Otel'in tapusuna 7 milyon 800 bin TL şerh koymuşlar. A. Group, oteli ilk kiraladığım zaman benim Köşdere'nin kiracısı olduğumu öğrenince bana ihtar çekti. İhtarda "Biz alacaklıyız, kirayı bize ödeyeceksin" yazıyordu. Köşdere'ye "Böyle bir ihtar geldi, ne yapacağız?" diye sordum. Bana "İki kelime ile cevap ver. 'Borcum yoktur' diye yaz' dedi. Ben de dediğini yaptım. Köşdere ile yaptığımız bu yazışma da belgelidir" şeklinde konuştu.
KAYNAK: Yeni Alanya Gazetesi
- Kategori: Siyaset
- Gösterim: 177885
Alanya Belediyesi’nin kasım ayı meclisinde Alanyalı Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’na vefa örneği sergilendi. Yeni çevreyolunun ilk etabının ismi Mevlüt Çavuşoğlu Bulvarı olarak belirlendi...
Alanya Belediye Meclisi bugün saat 14.00’de Belediye Başkanı Adem Murat Yücel başkanlığında toplandı.
Meclis bünyesindeki Cadde ve Sokak İsimleri Belirleme Komisyonu üyeleri, Şehit Eren Bülbül ve Şehit Yusuf Önder’in isimlerini iki parka, Alanyalı Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun ismini de bir bulvara verilmesini kabul etti.
Her iki konu, karara bağlanması için bugün Belediye Meclisi gündeminde masaya yatırıldı. Ekim ayı meclisinde Ak Partili meclis üyelerinin Ticaret Lisesi kavşağından başlayarak Aşağıoba Mezarlığı kavşağına kadar olan çevreyolunun ilk etabının isminin Mevlüt Çavuşoğlu Bulvarı olarak belirlenmesi talebi, Meydan, Cadde, Sokak, Park, Tesis ve Benzerlerine Ad Verme Komisyonu tarafından kabul edilmişti.
Komisyon tarafından 17 isimsiz cadde ve parka da yeni isimler verildi. Hakkari’de atış yapıldığı sırada yaşanan patlamada şehit olan askerlerden Topçu Er Yusuf Önder'in ismi Kadıpaşa Mahallesi’nde bir parka verildi.
Öte yandan Trabzon Maçka'da PKK'lı teröristler ve askerler arasında çıkan çatışmada şehit olan Eren Bülbül’ün ismi ise Pazar Pazarı civarındaki bir parka verildi.
Komisyon ayrıca zaman zaman tartışma konusu olan Alaaddin Keykubat Üniversitesi Kestel Yerleşkesi’ne giden yolun isminin “Konya Çimento Caddesi” yerine “Üniversite Caddesi” olmasına karar verdi.
HABER: Ayten YILMAZ
- Kategori: Siyaset
- Gösterim: 799023
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Üsküdar’da gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun, Strasburg’da yaptığı konuşma üzerinden kendisine isim vermeden “ahmak” nitelemesinde bulunmasına tepki gösteren İmamoğlu, “Ben lafa bakarım laf mı diye, bir de söyleyene bakarım adam mı diye. Seviyesine inmeyeceğim bir alan bu. Seçim sürecinde de seviyesine inmeyeceğimi defalarca dile getirmiştim. 31 Mart’ta seçimi iptal edenler ve dünyada, Avrupa’da, onların gözünde nereye düştüğümüz noktasında, o olan şeylere, biten şeylere baktığımızda, tam da işte 31 Mart’ta seçimi iptal edenler ahmaktır. Daha çok haddini bilen bir tavrı olmadığı için Allah’a havale ediyorum. Ama ben, orada memleketimle ilgili çok değerli, çok güzel tespitler yaparak, savunmamı da yaparak, Avrupa’yı sorumluluğa da davet ederek cümleler kurdum. Üzücü. Bir İçişleri Bakanı’na yakışmadı” yanıtını verdi...
ÜSKÜDAR / İSTANBUL
İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını, Üsküdar’daki Fethi Paşa Korusu’nda yanıtladı. İmamoğlu’na ilk olarak, “Dün akşam korumalarınızın, bir şoförü darp ettiği, görüntüleri izlediniz mi. Korumalarınız bu olaya nasıl karışmış” sorusu yöneltildi. İmamoğlu, bu soruya şu yanıtı verdi:
KORUMA YANITI
“Süreci takip ediyorum. Koruma arkadaşlarımızın, ne yazık, böyle hiç de yakışmayan ve kabul etmeyeceğim şekilde vatandaşla bir diyaloğu oluşmuş. Tarif edilenler doğru değil. Darp, tekme tokat ve bunun gibi saldırı biçimleri doğru değil. Ama her ne koşulda olursa olsun, hangi koşulda olursa olsun benimle çalışan hiç kimsenin böyle bir münasebetsiz tavrına ve sürecine asla müsaade etmem. Etmeyeceğim de. Çok görüntüler oldu böyle, tekme tokat vesaire ama burada böyle bir şey yok. Belki başka görüntülerle karıştırmış olabilirler. Ama burada takibimde. Aileden de özür dilediler. Aile bu özrü kabul etti. Yani çoluk çocuk, eşi bu ayrı olsa da yapamazlar. Hiç kimse yapamaz. Birisi polis memuru arkadaş, diğeri güvenlik arkadaşımız. Süreci takip ediyorum. Gerekli soruşturma da yapılacak. Benim yanımda olan hiç kimsenin böyle hadsizliği, tavrı davranışı olamaz. Ben de aileden özür diliyorum, aile ile irtibattayım ben de kendileriyle görüşeceğim zaten.”
İmamoğlu, korumalara yönelik bir yaptırımı olup olmayacağına yönelik soruya, “Tabii ki olur. Şu anda soruşturması devam ediyor. Aileyi dinleyeceğim, sonra onları dinleyeceğim, dinleteceğim. Arkadaşlarımız var. Burası bir kurum ama şahsi alanımda olması da gerekmiyor aslında. İstanbul’da benim çalıştığım organizasyonun içerisinde kim olursa olsun, sadece yanımda diye değil, kim olursa olsun vatandaşına güler yüzle, anlayışla ve bir seviye içerisinde davranış içerisinde bulunmak zorundadır” yanıtını verdi. İmamoğlu, “Siz görüşebilirdiniz mi korumalarınızla” sorusunu da “Yok. Şu anda görüşmedim, görüşmeye de şu an için ihtiyaç duymuyorum. Arkadaşlarım soruşturmalarını bitirsinler ondan sonra görüşeceğim” şeklinde yanıtladı. İmamoğlu, dün yaşanan ve bir özel halk otobüsü şoförünün karıştığı olayla ilgili soruya şu yanıtı verdi:
ÖZEL HALK OTOBÜSÜ YANITI
“İstanbul’daki toplu ulaşım meselesinde çok kronik sorunlar var. Özel halk otobüslerinin dizaynı konusunda da sorunlar var. Bu bizim masamızı oldukça meşgul eden bir konu. Biz, bu konu da en az yedi-sekiz kez toplantı yaptık. Aralık sonunda çalıştay koyduk. Özel halk otobüslerinin verilme biçimi var. Mesela belli kişilerin yüksek sayıda otobüsü var. Bu yanlış. Olması mümkün değil. Statüsünde doğru da değil. Bu bakımdan biz orayı daha sağlıklı, daha halkına hizmet eden, mesela dar bölgelerde görev yapıyorlar, başka bir yoğun olan bölgeye aktarım yapamıyoruz. Böyle kısıtlılık içerisinde süreç söz konusu. Bütünüyle bunu tamir edecek bir çalışma içerisindeydik. Dün yaşananlar trajik ve çok üzücü. Kaza demek mümkün değil. Adli bir durum söz konusu. Kişinin oraya dalış biçimi, ardından yaptıkları tümüyle farklı sebepler içeriyor elbette. Bu anlamda da adli soruşturmaları devam ediyor. Bizim de almış, almakta ve alacak olduğumuzu tedbirleri bütünleştirirsek bu konu bizim için çok hassas ve önemli. İstanbul’da minibüsünden taksisine, özel halk otobüsünden diğerlerine varıncaya kadar, bir düzen ve disiplin olacak. İstanbul’da taksiye, minibüse binen her insan mutlu olmalı. Bu konuda ilgili kurum ve kuruluşlarla zaten bir aradayız. Aralık’ta az önce değim gibi çalıştayımız var. Sürücü belgesi verilmesi konusundaki hassasiyetimizi daha çok arttıracağımızı belirlemiştik. Daha sık denetim yapacağımızı belirlemiştik. Birçok psikoteknik analizler yapılıyor. Birçok aşaması var. Günde milyonlarca insanın hareket halinde olduğu, milyonlarca insanın misafiri olduğu bu toplu taşıma veya bireysel taşımacılık yapan araçların tamamındaki disiplin ve şoför koşunda çok kuralcı olacağımızı, çok üstüne gideceğimizi bütün odalardaki yöneticilere iletmiştim. Umuyorum ki, çok daha iyi bir 2020 yılı bizi bekliyor. Birikmiş sorunlar ve problemler var. Bunlar yeni değil. Toplumun bu kadar ilgili olması, süreci sorgulaması çok güzel. Biz de motiveyiz daha da üst seviyede motivasyonumuz artıyor.”
İmamoğlu, “Otobüs şoförü sabıkalı olduğu ortaya çıktı. Sabıkalı insan nasıl o direksiyonun başına geçiyor diye sorgulanıyor. Bir şoförde bıçağın olması sorgulanıyor” hatırlatması üzerine, “Yüzde yüz haklısınız. O gün bir iki saat öncede binmiş olabilir. Aldığı sertifikaya bakıyoruz. Sertifikasyon sürecini sorguluyoruz. Bu konuda çok kararlıyız bunun altını çizelim. Hemen her şey düzelmiyor. Gönül ister ki bir akşamda her şey düzelsin. Ama biraz zamana ihtiyacımız var. Ama gerçekten bu tür kamuya ait alanlarda hem disiplin hem vatandaşa saygı olmalıdır. Neresi olursa olsun. Otogar mantığındaki gibi kendi haline bırakılmış. Biz hiçbir yeri kendi haline bırakmayacağız. Hiçbir kişi hiçbir aracı vatandaşa ya da buraya 1,2 günlüğüne dünyanın her yerinden gelen insanlara böyle davranamaz. Davranış biçimi de dahil çok üst seviyede eğitim ve disiplin sürecini başlatacağız. Tümüyle söylediğiniz şeyler bir adli soruşturma sürecidir. Onun için sadece kaza değil dedim. Biz de süreci an be an takip ediyoruz. Olayın üzüntü verici tarafı bir vatandaşımızın hayatını kaybetmesidir. Çok üzgünüz, Allah rahmet eylesin. Yaralanan vatandaşlarımızı da her hastanede takip eden arkadaşlarımız var. Allah’tan diğer arkadaşlarımızda can kaybı tehlikesi yok. Bu da bizi teselli eden durum. Allah korumuş” yanıtını verdi.
Gazeteciler, İmamoğlu ile “Vatan Emniyet Müdürlüğü’ne Özel Halk Otobüsleri Derneği Başkanı geldi. ‘Bir şoförde bıçağın ne işi var’ diye sorduk. Kendini koruma amaçlı bıçak taşıdığını, linç edildiğini söyledi” bilgisini paylaştı. İmamoğlu, bunun üzerine, “Biz, o açıklamayı yapanı bile soruşturacağız. Bu kadar derin bir iş. O açıklamayı yapanın mantığını soruşturacağız. Tam da söylemek istediğim bu. Orada var olan yapıyı tümüyle analiz edeceğiz. O cevabı veren insanın nasıl oda başkanı olduğunu dahi sorgulayacağız” açıklamasını yaptı.

İÇİŞLERİ BAKANI YANITI
İmamoğlu’na son olarak, “İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun bir açıklaması oldu. Bir yandan kayyum atamaları da devam ederken, sizin Strazburg’da yaptığınız konuşmayı eleştirdi. Onun cümleleriyle söyleyeceğim; “Avrupa Parlamentosu’na gidip Türkiye’yi şikayet eden ahmağa sesleniyorum. Yazıklar olsun bu milletin sana verdiğine. Kursağından geçenlere yazıklar olsun” sorusu yöneltildi. İmamoğlu, bu soruyu da şu şekilde yanıtladı:
“Ben lafa bakarım laf mı diye, bir de söyleyene bakarım adam mı diye. Seviyesine inmeyeceğim bir alan bu. Seçim sürecinde de seviyesine inmeyeceğimi defalarca dile getirmiştim. Bu seviye noktasından söyledikleri ve yaptıkları da zaten belli. O tarafına çok girmek istemiyorum. Ve bu seviye noktasında söyledikleri, yaptıkları da zaten belli. O tarafına çok girmek istemiyorum ama oraya bir cümle kurmak isterim. 31 Mart’ta seçimi iptal edenler ve dünyada, Avrupa’da, onların gözünde nereye düştüğümüz noktasında, o olan şeylere, biten şeylere baktığımızda, tam da işte 31 Mart’ta seçimi iptal edenler ahmaktır. Önce ona bir odaklansın. Ama çok tabi benim inmeyeceğim seviyede. Yine ben onu devlet adamlığı yapmaya davet ediyorum ama yeter! Bıktım artık! Artık davet ede ede o da bir karşılık bulmadı. Birincisi; ben, Strasburg’da Türkiye’yi nasıl anlattığımı çok iyi biliyorum. Tamamı YouTube’da var. Bir-iki kelimeyi bilgi edinip, bunu söylemek… Sadece işte böyle araştırmadan, lafını bilmeden, bugün söylediğini yarın unutan kişiler ancak bunu yapabilir. 6-7 sene önce birini övüp, ona karşı tehdit savuranlar ancak böyle hatalar yapabilir. Ben, o seviyeyi bilmiyorum. Ama ben, Strasburg’da memleketimi gayet iyi savundum. Onların söyleyemeyeceği, yapamayacağı derinlikte ve şiddetle, mülteci konusunda, sığınmacı konusunda Avrupa’nın Türkiye’yi nasıl yalnız bıraktığını anlattım. Aynı zamanda, buraya gelip raportör olarak çalışan heyete, hükümetin izin vermesi konusunun önemli olduğunu söyledim ve hükümete teşekkür ettim. Birçok içeriği var. Ben, orada geçerli şeyleri tek tek sıraladım. Bu konuda benim milliyetçiliğimi, benim milli duygularımı eleştirecek veya bunları seviyelendirecek… Makamını bir kenara koyuyorum; öyle bir Allah’ın kulu yok. Benim kimseyi sorgulamayacağım gibi, o da sorgulayamaz. Zaten Allah’a havale ediyorum onu. Daha çok haddini bilen bir tavrı olmadığı için Allah’a havale ediyorum. Ama ben, orada memleketimle ilgili çok değerli, çok güzel tespitler yaparak, savunmamı da yaparak, Avrupa’yı sorumluluğa da davet ederek cümleler kurdum. Üzücü. Bir İçişleri Bakanı’na yakışmadı.”
HABER: Sariye AKDAĞ...
- Kategori: Siyaset
- Gösterim: 271775
Çavuşoğlu, "PKK devleti kurmak istiyorlardı" deyip 2 ülkenin ismini verdi...
Alanyalı Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, "Barış Pınarı Harekatı'na başladıktan sonra büyük kıyamet koptuğunu belirterek, Çünkü burada bir terör devleti kurmak istiyorlardı. Biz büyük oyunu bozduk. Burada PKK/YPG devleti kurmak istiyorlardı. Ve bunun başını da Fransa ile İsrail çekiyor, çok açık konuşuyorum. Kıyametin kopmasının sebebi budur" dedi...
Alanya'lı Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Türkiye'nin güney sınırında oluşturulmaya çalışılan terör koridorunu yok edip büyük bir oyunu bozduklarını belirterek, "Burada YPG/PKK devleti kurmak istiyorlardı. Bunun başını da Fransa ile İsrail çekiyordu. Çok açık konuşuyorum. Bugüne kadar hiç birisinden 'Yok hayır, böyle bir çaba içinde olmadık' diyen de olmadı." dedi.

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, Akdeniz Üniversitesi (AÜ) Hukuk Fakültesi'nde 4'üncü Uluslararası Türk-Alman İlişkileri Sempozyumu ile 2019-2020 Akademik Yılı Açılış Töreni'ne katıldı.
Törene Vali Münir Karaloğlu, AÜ Rektörü Prof. Dr. Mustafa Ünal, akademisyenler ve çok sayıda öğrenci katıldı. Akademik yılın 'Sahada ve Masada Güçlü Diplomasi' konulu ilk dersini veren Bakan Çavuşoğlu konuşmasında, Türkiye ile Almanya'nın çok büyük bağlarla birbiriyle bağlı olduğunu belirterek, Her zaman zor şartlarda dahi ilişkilerini sürdürmeye çalışan iki önemli Avrupa ülkesidir. İlişkilerde bazen iniş çıkışlar olabilir. Bugün Almanya ve hepimizi etkileyen çok önemli sorunlarla ancak birlikte baş edebileceğimizi biliyoruz. Bugüne kadar AB süreci dahil, göç mutabakatı, terör sorunları gibi en önemli konularda bizim en önemli muhatabımız Almanya olmuştur. Burada özellikle sayın Merkel'in liderliğini belirtmek istiyorum. Almanya ve Avrupa ülkelerinin karşı karşıya kaldığı ırkçılık gibi sorunlarda neler yapılabileceği konusunda ve ilişkilerimizi daha ileriye götürmek için samimiyet ve kararlılık var. Ama yeni fikirlere de ihtiyacımız var" dedi.
"YURTTA SULH CİHANDA SULH' DEMEK SUYA SABUNA DOKUNMAMAK DEĞİL"
Bugün dünyadaki çatışmaların yüzde 60'ının başta Suriye olmak üzere bu coğrafyada olduğunu kaydeden Bakan Çavuşoğlu, "Türk dış politikası bu değişim konusunda nasıl şekillenmeli ve Türkiye dış politikada neler yapıyor? Her şeyden önce cumhuriyet kurulurken Mustafa Kemal Atatürk 'Yurtta sulh cihanda sulh' demiş, bu temel prensibi muhafaza ediyoruz, geliştiriyoruz ve her zaman barıştan yanayız. 'Yurtta sulh cihanda sulh' demek suya sabuna dokunmamak değil. Kıbrıs'ta Türkler katledilirken susmak değildir. Veya terör bize tehdidini artırırken görmezden gelmek değil. Onun için tam da bu ilkeyi, prensibi destekleyecek şekilde öncelikle tüm bu sorunlar karşısında Türkiye öncelikle kendi milli çıkarlarını korumak zorunda. Bunun için de sahada ve masada güçlü Türkiye olmak zorundayız" diye konuştu.
"365 BİNDEN FAZLA İNSAN GÖNÜLLÜ DÖNDÜ"
Uluslararası ilişkilerde her zaman diyalogdan yana olunduğunu belirten Çavuşoğlu, diplomasinin yetersiz kaldığı durumlarda ise bazı adımları atmakta tereddüt edilmemesi gerektiğini belirterek, Suriye'de Barış Pınarı Harekatı ile ilgili detaylı süreci anlattı. Çavuşoğlu, şöyle dedi: Biz Suriye'nin öncelikle istikrarını istiyoruz. Sınır bütünlüğü konusunda herkesten daha fazla hassasız. Çünkü en çok bizi ilgilendiriyor. Şu anda yönetilemeyen bir Suriye'den en çok kim etkileniyor, biz etkileniyoruz. Aynı şekilde yanı başımızdaki Suriye'de terör örgütlerinin bulunmasını istemeyiz. Suriye'de kalıcı çözümün siyasi çözüm olduğunu da çok iyi biliyoruz. Ateşkesin İdlib'de ya da muhalefetle iktidar arasındaki bu çatışmaların durması konusunda en çok çaba sarfeden ülkeyiz. Ama yanı başımızda bu kadar terör örgütü varken kendimizi güvende hissedebilir miyiz, hayır. İşte o nedenle Suriye'de biz önce Fırat Kalkanı, sonra da Zeytin Dalı harekatlarıyla 4 bin kilometrekarelik alanı terör örgütlerinden temizledik. DAEŞ, YPG ve PKK'dan. Buralara şimdi 365 binden fazla insan gönüllü döndü, onlara da yardım ediyoruz."
"BURADA PKK/YPG DEVLETİ KURMAK İSTİYORLARDI"
Barış Pınarı Harekatı'na ilişkin yol haritasını özetleyen Bakan Çavuşoğlu, öncesinde Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Trump'ı arayıp, 'Sizinle yaptığımız çalışmalarda biz hiçbir netice alamadık. Siz halen devam ediyorsunuz o yüzden biz kendi operasyonumuzu, harekatımızı başlatıyoruz' dediğini belirterek, şöyle devam etti: Trump dinledi, en sonunda dedi ki, 'Hapishanelerdeki DAEŞ'li teröristler ne olacak?' Cumhurbaşkanımız da, 'DAEŞ'liler herkesten önce bizim düşmanımız, ülkelerin alması için söyleriz, beraber de çalışırız, eğer almazlarsa serbest bırakmayız. Serbest bıraksak ilk önce bizi vururlar. Dolayısıyla yargıya hesap vermeleri konusunda gereğini biz yaparız' dedi. Biz harekatı başlattıktan sonra büyük bir kıyamet koptu. Nasıl kıyamet koptu, maalesef dostumuz Almanya da BM ve AB içinde bu kıyameti koparanların içindeydi Fransa ile beraber. Biz Afrin bölgesinde de YPG ile mücadele ettik. O zaman da eleştiriler vardı. Ve o günkü anlatımlarımız ve bildirimlerimizin 10 katını burada yaptık. Neden kıyamet koptu. Burada da YPG, orada da YPG var dedik. Çünkü burada bir terör devleti kurmak istiyorlardı. Biz büyük oyunu bozduk. Burada PKK/YPG devleti kurmak istiyorlardı. Ve bunun başını da Fransa ile İsrail çekiyor, çok açık konuşuyorum. Bugüne kadar hiçbirisinden 'Yok hayır, böyle bir çaba içinde olmadık' diyen de olmadı. İlk defa söylemiyorum. Kıyametin kopmasının sebebi budur."
"SAHADA VE MASADA GÜÇLÜ OLURSANIZ BUNLARI YAPABİLİRSİNİZ"
ABD ile yapılan mutabakat ve verilen 120 saat sürede YPG'lilerin büyük bölümünün çekildiğini, arada tek tük olabildiğini, bunların da temizleneceğini belirten Bakan Çavuşoğlu, Tam 5 gün sonra dünyanın ikinci süper gücü Rusya ile de bir anlaşma yaptık. Gittik müzakere ettik. Rusya'yla vardığımız mutabakatın özü şudur. 30 km derinliğe kadar tüm YPG/PKK'lılar çıkarıldı. Yani biz iki mutabakatla istediğimizi aldık. Anlattıklarımın özeti, sahada ve masada güçlü olursanız bunları yapabilirsiniz. Biz her zaman diplomasi, çözümden yanayız ve biz her zaman sözümüzü tutarız ve muhataplarımızdan da verdikleri sözleri tutmasını bekliyoruz" dedi.
HABER: İbrahim AKDAĞ
- Kategori: Siyaset
- Gösterim: 91647
Ak Parti Alanya İlçe Teşkilatı Başkanı Mustafa Toklu, yönetimi ve meclis üyeleri doğu bölgesinin mahalle başkanları ile bir araya geldi...
Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) Alanya İlçe Teşkilatı Başkanı Mustafa Toklu, çalışmalarına son hızla devam ediyor. Alanya’daki teşkilatlanmayı tam anlamıyla sağlayan Başkan Toklu, yönetim kurulu ve meclis üyeleri ile birlikte mahalle başkanları ile bir araya geliyor.
Başkan Toklu bugün Alanya’nın doğu bölgesindeki mahalle başkanları ile buluştu.
Mahalle başkanlarının daveti üzerine yönetim kurulu ve meclis üyeleri ile birlikte kahvaltı programı organize edildi.
Kahvaltı sonrası ise Alanya’nın doğu bölgesinde bulunan mahallelerin sorunları görüşüldü ve öneriler masaya yatırıldı.
Ak Parti hükümetinin yaptığı yatırımlardan duydukları memnuniyeti dile getiren mahalle başkanları, vatandaşlar adına Toklu ve yönetimine teşekkür ettiler.
Başkan Toklu’da önümüzdeki süreçte çalışmaların devam edeceğini ve Alanya’ya hizmet yağmurunun süreceğini belirtti.
HABER: Ayten YILMAZ








