head

2183026 810x458 75f08
Salı, 21 Nisan 2026
rek_lam_11_386cd_1aab8.jpg

Siyaset

Antalya'da nişanlısından hamile kalan H.A. (17), hastanenin tuvaletinde dünyaya getirdiği kız bebeği kimse görmesin diye çöp kovasına attı. Hastane personeli tarafından bulunan bebeğin öldüğü anlaşıldı. H.A. hakkında 'canavarca hisle üst soydan akrabayı kasten öldürmek' suçlamasıyla hazırlanan iddianame, Antalya Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi'nce kabul edildi...

İnsanı dehşete düşüren olay, 14 Ocak tarihinde Atatürk Devlet Hastanesi'nde meydana geldi.

H.A., 2018 yılının Temmuz ayında, nişanlısı A.K. (22) ile iki kez birliktelik yaşadı. H.A. ocak ayında karın ağrısı şikayetiyle önce sağlık ocağına gitti. Buradaki doktorların 'Kimseyle ilişkiye girdin mi?' sorusuna korkusundan 'Girmedim' yanıtını veren H.A'ya, doktorlar taş düşürüyor olabileceğini söyledi. İlaç yazılıp eve gönderilen H.A'nın karın ağrısı devam edince, bu kez ablası B.A. tarafından Atatürk Devlet Hastanesi'ne götürüldü.

BEBEĞİ ÇÖP KOVASINA ATTI
H.A.'ya acil serviste serum takıldı. Bir süre sonra H.A., serumu çıkartarak kadınlar tuvaletine gitti. H.A. burada kız bebek dünyaya getirdi. Bebeği çöp kovasına atıp kapağını kapatan H.A., ablasına haber verdi. Tuvalete giren B.A., H.A'yı kan içinde görünce hastane personelini çağırdı. Sedyeye alınıp müdahale edilen H.A'nın doğum yaptığını tespit eden doktorlar, bebeğin nerede olduğunu sordu. Ancak H.A., bebekle ilgili bir bilgisi olmadığını söyledi. Bunun üzerine hastane personeline tuvaletlerin ve hastane içinin kontrol edilmesi talimatı verildi. Yapılan kontroller sırasında bebek çöp kovasının içerisinde ölü bulundu.

BEBEĞİ ÇPE ATTI 2 images 2125e

 

ADLİ TIP: BEBEK CANLI DOĞDU
Gözaltına alınan H.A., çıkarıldığı nöbetçi hakimlikçe adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Bebeğin ölü muayenesinde ise otopsi yapılmasına karar verildi. Soruşturma sırasında dosyadaki mevcut bilgi ve bulgular, İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı'na gönderildi. Orada yapılan inceme sonucunda hazırlanan raporda, kız bebeğin rahim içi 36-37 haftalık gelişim gösterdiğine dikkat çekilerek, "Bebek canlı doğmuştur. Ölümü göbek kordonunun bağlanmaması, hipotermi ve havasız ortamda kalmaya bağlı meydana gelmiş olduğu anlaşılmıştır" denildi.

Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede ise "Adli Tıp Kurumu'nun bu raporuna göre suça sürüklenen çocuğun canlı bebek dünyaya getirdiği, bebek canlıyken tuvalette bulunan çöp kovasına attığı, onun bu şekilde suça sürüklenen çocuk tarafından öldürüldüğü anlaşılmıştır" denildi.

‘ÖLÜ DOĞDUĞUNU DÜŞÜNDÜM’
Gelen raporun ardından H.A., 16 Eylül'de Antalya 2. Sulh Ceza Hakimliği tarafından tutuklandı. Hakkında, 'canavarca hisle üst soydan akrabayı kasten öldürmek' suçlamasıyla hazırlanan iddianamede suçlamaların büyük kısmını kabul eden H.A., "Ben ailemden habersiz ilişkiye girmiştim. Bu nedenle korktum. Onların haberi olmasın diye bebeği çöp kutusunun içerisine attım. Bebeği çöp kutusunun içerisine atınca ağlamıyordu. Öldüğünü zannettim. Kimse bilmesin, görmesin diye de kapaklı çöp kutusunun içine attım. Bana kimse yardım etmedi. Ben bebeğin sağ doğduğunu anlamadım. Hatta ölü doğduğunu düşündüm. Çünkü dediğim gibi ses vermiyordu. Öldürme kastım yoktu. Ben bu olayı kimse tarafından duyulmaması için bu şekilde davrandım. Pişmanım" dedi.

Antalya Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi'nce kabul edilen iddianamede, "Bebeğin canlı olarak çöp kovasına atıldığı, bebeğin kova içerisinde öldüğü, suça sürüklenen çocuğun da bu durumu hastane personelinden gizlediği, ancak görevlilerin dikkati sayesinde öldürülen bebeğin tuvalet içerisindeki çöp kovasının içerisinde bulunduğu, suça sürüklenen çocuğun yeni ve canlı doğmuş bebeğini eziyet çektirerek öldürdüğü, böylelikle üzerine atılı suçları işlediği yolunda deliller bulunduğu anlamıştır" denildi.

İddianamede, bebeğin babası olduğu iddia edilen A.K. ise şikayetçi olarak yer aldı.

 

HABER: Emine YILMAZ

İYİ Parti 'asker selamı' ile destek verdi...
İYİ PARTİ Alanya İlçe Başkanı Yücel Apaydın ve yönetim kurulu üyeleri, haftalık yönetim kurulu toplantısında Barış Pınarı Harekatı'na manevi destek amacıyla asker selamı verdi.

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde ele alınan yargı paketinin en önemli maddelerinden biri olan ve ‘Haber verme sınırlarını aşmayan veya eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmaz’ ilkesini getiren hüküm kabul edildi...

 

Sözcü’den Veli Toprak’ın haberine göre; TBMM Genel Kurulunda ele alınan yargı paketinin en önemli maddelerinden biri olan ve ”Haber verme sınırlarını aşmayan veya eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmaz” ilkesini getiren hüküm, kabul edildi.

Bu değişiklik Terörle Mücadele Kanununun 7. maddesine eklendi. 7. madde terör örgütü propogandası yapanlara verilecek cezaları düzenliyor ve bu suçun basın yolu ile işlenmesi hâlinde cezanın arttırılmasını öngörüyor. Çok sayıda gazetecinin de yargılandığı bu maddeye eklenen fıkra ile, haber verme sınırlarını aşmayan eleştiri ve düşünceler artık suç olmayacak.

CHP ve İYİ Parti sözcüleri TBMM’de yaptıkları konuşmada bugüne kadar, muhalifleri susturma amaçlı kullanılan bu maddenin aynı anlayışla devam ettirilmemesini istediler. AKP Grup Başkanvekili Özlem Zengin ise ”Bu madde özgürlüklerle alakalı… İfade özgürlüğü için önemli bir durum getiriyor” dedi.

Terörle Mücadele yasasının 7. maddesinde ‘’Cebir ve şiddet kullanılarak; baskı, korkutma, yıldırma, sindirme veya tehdit yöntemleriyle, suç işlemek üzere, terör örgütü kuranlar, yönetenler ile bu örgüte üye olanlar Türk Ceza Kanununun 314 üncü maddesi hükümlerine göre cezalandırılır. Örgütün faaliyetini düzenleyenler de örgütün yöneticisi olarak cezalandırılır. Terör örgütünün; cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek şekilde propagandasını yapan kişi, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu suçun basın ve yayın yolu ile işlenmesi hâlinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır.

Ayrıca, basın ve yayın organlarının suçun işlenmesine iştirak etmemiş olan yayın sorumluları hakkında da bin günden beş bin güne kadar adli para cezasına hükmolunur” deniliyor. Şimdi bu maddeye ”Haber verme sınırlarını aşmayan veya eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmaz” hükmü ekleniyor.

CHP Alanya İlçe Başkanı Coşkun Karadağ, haftalık yönetim toplantısında gündemi değerlendirdi...

Ülke ve Alanya gündeminde konuşulan konuları harmanlayan  Alanya CHP İlçe Başkanı CoşkunKaradağ, Barış Pınarı Harekatı'ndan, AGC ödül törenine, ülkedeki işsizlik sorunundan, cadde ve sokakların devrine kadar birçok konuya değindi...

Cumhuriyet Halk Partisi Alanya İlçe yönetimi haftalık toplantısını gerçekleştirdi. Toplantıda bazı açıklamalarda bulunan İlçe Başkanı Coşkun Karadağ ilk olarak Alanya Gazeteciler Cemiyeti'nin 12 Ekim Cumartesi yapılan ödül töreni ile ilgili, "Tören çok güzeldi. Ödül alan gazetecileri tebrik ediyorum" dedi.

ALLAH MEHMETÇİKLERİMİZİ KORUSUN...
Barış Pınarı Harekatı'nın 8'inci gününde olduğunu hatırlatan Karadağ, vatanın güvenliği ve milletin huzuru için yapılan bu operasyonla ilgili sorunların etkisinin bölgeyi aşarak küresel bir nitelik kazandığını Söyledi.Karadağ; "Allah ordumuzu korusun ve muzaffer eylesin"dedi.

ÜLKEMİZDE İŞSİZLER ORDUSU VAR...

CHP Alanya İlçe Başkanı Coşkun Karadağ'ın bir diğer gündem maddesi ülkemizde ki işsizlik oldu.Ülkemizdeki işsizlik sorununun çözülmesi için Ülkemiz de ve Antalya ile ilçelerinde ve tabiiki Alanya'mızda  gerekli adımların atılması gerektiğini belirtti.


"KİMSENİN EKMEĞİ İLE OYNAMAYIZ AMA"; DİYEREK PERSONELLERİ UYARDI...


Büyükşehir'in cadde ve sokakların yerel yönetime verilmesine ilişkin de konuşan Karadağ, caddelerde çalışan herkesin yine çalışmaya devam edeceğini açıklayarak, personelleri siyasi propaganda yapmamaları ve mesailerine dikkat etmeleri konusunda uyardı.

CHP Alanya İlçe Başkanı Coşkun Karadağ: "Daha önce de dediğimiz gibi,biz kimsenin ekmeği ile oynamayız.Bizim Atatürk,Cumhuriyet ve ülke sevdası gibi kırmızı çizgilerimiz ve iş ahlakı gibi prensiplerimiz var.Bunları aşmayan herkes işini -aşını kaybetmeden çalışacak ve kefilide benim."dedi.

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği tarafından “Barış Pınarı Harekatı” için hazırlanan mektup Türkiye ile eş zamanlı olarak Alanya’da da ALTSO ev sahipliğinde okundu. Bu amaçla gerçekleşen basın toplantısına ilçemizdeki oda dernek ve sendika temsilcileri de katıldı. ALTSO Meclis Başkanı Metin Atalay tarafından okunan mektubun tam metni şöyle;

ODALARDAN DESTEK 2 72449450 415090662486855 5432413264640212992 n 84ae3

Değerli Basın Mensupları,

Alanya’daki Meslek Odaları ve sendika temsilcileri olarak bugün buradayız

81 İl’de aynı anda tüm Odalar ve Borsalarla birlikte bu açıklamayı yaparak, sizler aracılığıyla hem ülkemiz, hem de dünya kamuoyuna sesleniyoruz.

Türkiye, 9 Ekim 2019’da Suriye sınırı üzerinde “Barış Pınarı” adı verilen sınır ötesi harekât başlatmıştır.
Amaç, hem ülkemiz sınırlarının güvenliğini sağlamak, hem de ülkemiz ve bölge ülkeleri için tehdit oluşturan terör koridorunu ortadan kaldırmaktır.

Bu bölgeyi PKK/PYD/YPG ve DEAŞ gibi terör örgütlerinden temizleyerek, Suriye halkını teröristlerin baskı ve zulmünden kurtarmak, bölgede huzur, güven ve barış ortamını yeniden tesis etmektir.
Bizler devletimizin aldığı bu kararın arkasındayız ve destekliyoruz.

Zira Türkiye, uluslararası kurallardan doğan hakkını kullanmıştır.
Barış Pınarı Harekâtı, evrensel hukuk ve Birleşmiş Milletler Güvelik Konseyi terörle mücadele kararları ile BM Sözleşmesi’nde yer alan meşru müdafaa hakkı çerçevesinde başlatılmıştır.
Suriye’nin toprak bütünlüğüne, egemenliğine ve siyasi birliğine saygı gösterilmektedir.
Dolayısıyla bu harekât, meşrudur ve uluslararası hukuka uygundur.
Ülkemiz özellikle Fırat’ın doğusunda sınırın ötesinde konuşlu terör örgütü unsurlarınca, son iki yılda yüzün üzerinde taciz ve hasmane eyleme maruz kalmıştır.
Bu terör örgütleri, Suriye içinde ve Suriyelilere yönelik de saldırılar düzenlemektedir.
Suriye’deki yerel halkın da terör örgütlerinin giderek artan insan hakkı ihlalleri, göçe zorlanma, taciz ve zulmüne karşı şikâyetleri ve tepkileri sürekli artmaktadır.
Herkes artık şunu çok iyi görmelidir ki; masum insanları katleden ve ülkemizin güvenliğine de açık tehdit oluşturan terör gruplarına sessiz kalmamız beklenemez.
Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı Harekâtıyla başlayıp devam eden tüm bu operasyonlarıyla Türkiye, terör örgütlerine ve destekçilerine gereken cevabı en güçlü şekilde vermektedir.
Aynı zamanda da sivillerin ve masumların korunmasına azami dikkat gösterilmektedir.
Zaten bunu hem Fırat Kalkanı hem de Zeytin Dalı harekâtlarında da gösterdik.
Önceden terörün hâkim olduğu bölgede hayat normale döndü, barış ve huzur geldi.
Yurtlarını terk etmek zorunda kalmış Suriyelilerin geri dönüşüne de zemin hazırlamış olduk.
Türkiye’nin elinden gelen tüm imkânlarını bu bölgeler için nasıl seferber ettiğini de tüm dünya kamuoyu gördü.
Çünkü biz inanıyoruz ki, gönül dünyasını ve insanları imar edemeyenler, yeryüzünü imar edemezler.
Bizler Türkiye olarak yıkmaktan, yakmaktan yana hiç olmadık, olmayacağız.
Bizim tarafımız huzurdur, barıştır, kardeşliktir.
Türkiye’nin terörle mücadeleye dönük çabaları, etnik ve dini temizlik de dâhil olmak üzere, insanlığa karşı işlenen suç niteliğindeki PKK/PYD/YPG ve DEAŞ eylemleri nedeniyle yerlerinden edilmiş Suriyelilerin geri dönüşlerinin önünü açacak, Suriye’nin toprak bütünlüğü ve birliğinin korunmasına da katkıda bulunacaktır.
Bu nedenle Türkiye’nin başlattığı her harekât, Suriyeli göçmenler, mazlum ve mağdur durumdaki yerel halk tarafından desteklenmektedir.
Tüm bu gerçekler ışığında, uluslararası camiayı, teröre karşı ortak duruş sergileme ve evrensel insan haklarını bu bölgede hâkim kılma yönünde niyetlerini açık bir şekilde göstererek, ülkemize destek vermeye davet ediyoruz.
Son olarak, şunu da herkesin bilmesini istiyoruz.
Türkiye ve Türkiye ekonomisine yöneltilen tehditlere Türk milleti, iş dünyası ve sivil toplumu, bir ve beraber olarak en güzel cevabı verecektir.
Bu tehditler karşısında bu vatanın her bir ferdi, Türkiye’nin geleceği için daha çok çalışacak, daha çok üretecektir.
Gün sessiz kalma değil, milli birlik ruhuyla, bir ve beraber olarak ses verme günüdür.
Öte yandan bütün vatandaşlarımızı, özellikle sosyal medyadaki bilgi kirliliği ve provokasyonlara karşı dikkatli olmaya çağırıyoruz.
Bu bölgede yaşayanlar bizim komşumuzdur, kardeşimizdir.
Aynı medeniyetin, aynı kültürün, aynı inancın mensupları olan bizler arasındaki kardeşlik ve komşuluk hukukunu kimse yok edemez.
Aramıza kimse fitne ve fesat sokamaz, bizi birbirimize düşman edemez.
Türkiye’nin iş dünyası olarak dualarımızla ve bütün gönlümüzle devletimizin ve kahraman askerlerimizin yanındayız.
Türk Silahlı Kuvvetlerimizin bölgedeki terör unsurlarını yok edeceğine ve terör örgütlerini hezimete uğratacağına olan inancımız tamdır.
Tüm şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyoruz, mekânları cennet olsun.
Yaralılarımıza acil şifalar temenni ediyoruz.
Cenab-ı Hak Mehmetçiğimizi korusun, Ordumuzu muzaffer kılsın. Yar ve yardımcımız olsun