head

2183026 810x458 75f08
Pazartesi, 20 Nisan 2026
rek_lam_11_386cd_1aab8.jpg

Siyaset

Ankara Çubuk'taki şehit cenazesinde CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na yönelik saldırı sonrası CHP, çıkan olaylara ilişkin 6 dakikalık yeni görüntüleri savcılığa verdi.
CHP lideri Kılıçdaroğlu'na düzenlenen saldırı sonrası CHP heyeti sopa, taş atanları tespit ettikleri 6 dakikalık videoyu savcılığa verdi.

Çıkan olayların ardından 9 kişi gözaltına alınmış, 3'ü adli kontrol şartıyla olmak üzere hepsi serbest bırakılmıştı.

CHP'Lİ ÖZKOÇ'TAN AÇIKLAMA

Habertürk'te yer alan habere göre, CHP Grup Başkanvekili Engin Özkoç, Çubuk'ta vahim bir olay yaşadıklarına değinirken, bu olayla ilgili bir komisyon kurduklarını anımsattı.

CHP lideri Kılıçdaroğlu'nun, cenazeye geleceğini haber vermediğinin söylendiğini, bunun aksini kanıtladıklarını anlatan Özkoç, "sopa, taş yoktur" söylemlerine yönelik ise sopa, taş, kaya parçası atanları tespit ettikleri 6 dakikalık video hazırladıklarını söyledi. Engin Özkoç, "Ölüm tehdidi yok" denildiğini ancak, "Öldürün, vurun, evi yakın" diyenlerin görüntülerini verdiklerini vurgulayarak, "Bir linç girişimi daha farklı nasıl olur? Birine yumruk atacaksın, tekme atacaksın, 'girdiği evi yakın' diyeceksin, emniyet tedbiri almayacaksın. Bu nasıl bir olaydır? Nasıl kendimizi güvencede hissedeceğiz? Ana muhalefet liderine bu yapılıyorsa, sıradan bir insan bu ülkede kendisini nasıl güvende hissedip, sokakta dolaşıp, fikrini nasıl açıkça söyleyecek?" diye sordu.

"Bu defteri bu süreç kapanana kadar kapatmıyoruz" diyen Özkoç, yasaların bir an önce uygulanması için ellerinden geleni yapacaklarını anlattı. Özkoç, jandarmanın görevini yapmadığını savunarak, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun 550 güvenlik görevlisi, 20 jandarma istihbarat görevlisi olduğunu söylediğini hatırlattı.

CHP Grup Başkanvekili Özkoç, "Bir şehit cenazesinde 20 jandarma istihbarat görevlisi ne yaptı? Herkesin anladığı gerginliği onlar anlamadı mı?İşler kötüye gidiyor, taşlar, sopalar var, insanlar yakmaktan, öldürmekten bahsediyor, üstlerine diyemediler mi? Eğer öyleyse vahim ama eğer söyleyip amirleri 'gereğini yapmayın' dediyse bu ondan da vahim." dedi.

FETÖ'nün, Türk Silahlı Kuvvetleri'ndeki (TSK) yapılanmasına yönelik soruşturma kapsamında hakimliğe sevk edilen 153 şüpheliden 137'si tutuklandı.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nca, örgüt mensubu askerlerden sorumlu sivillerin, askerlerle irtibat amacıyla kullandığı ülke genelindeki kamuya açık büfe, market ve benzeri yerlerdeki hatların içeriklerinin incelenmesi sonucu haklarında gözaltı kararı verilen 210 muvazzaf askerden 184'ü yakalandı.

Adliyeye getirildikten sonra savcılık ifadelerini tamamlanan 184 şüpheliden 153'ü, tutuklama istemiyle nöbetçi İstanbul Sulh Ceza Hakimliği'ne sevk edildi.

137 ŞÜPHELİ TUTUKLANDI

Hakimlik sorguları sabah saatlerinde tamamlanan 153 şüpheliden 137'sinin tutuklanmasına karar verildi. Hakimlik, 16 şüphelinin ise mevcut delil durumu, etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanılması ile şahsi veya ailevi sağlık mazeretleri nedenleriyle adli kontrol tedbirleri uygulanarak serbest bırakılmasına hükmetti.

26 ŞÜPHELİ DE FİRARİ

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nca yürütülen soruşturma kapsamında, 5'i albay, 7'si yarbay, 14'ü binbaşı, 33'ü yüzbaşı, 47'si üsteğmen, 2'si teğmen, 102'si astsubay olmak üzere 210 muvazzaf asker hakkında 26 Nisan'da gözaltı kararı verilmişti.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü ve İstanbul İl Jandarma Komutanlığı ekipleri tarafından yürütülen operasyonlarda 210 muvazzaf askerden 184'ü yakalanmıştı. Savcılıktaki ifadeleri alınan 184 şüpheliden 153'ü tutuklanmaları talebiyle hakimliğe sevk edilmişti. Kalan 28 şüpheli etkin pişmanlık kapsamında, 2 şüpheli değişen delil durumlarına göre, bir kadın şüpheli de küçük yaşta, bakıma muhtaç çocuğu olması nedeniyle adli kontrol hükümleri uygulanarak serbest bırakılmıştı.

Altısının yurt dışında olduğu tespit edilen 26 firari şüphelinin yakalanmasına yönelik çalışmaların ise sürdüğü öğrenildi.

"Kılıçdaroğlu korumalarının ne iş yaptığına bir baksın, ben bunun hesabını sorarım"

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na yönelik linç girişimine ilişkin açıklamada bulundu. CHP liderinin asker cenazesine katılacağının önceden haber verilmediğini ifade eden Soylu, "Kılıçdaroğlu korumalarının ne iş yaptığına bir baksın. O korumalar bana bağlı. Ben bunun hesabını sorarım" ifadesini kullandı. Soylu, “CHP’nin burada seçim öncesi, 24 Haziran’da da çok açık bir şekilde HDP ile siyasal ilişkisi olduğu net belli. Bu çocuklar Çukurca’da sınırlarımızı korumak üzere oradaydılar ve PKK bunları şehit etti. İçişleri Bakanı olarak ‘gitmesin kardeşim’ demeyi kendime yediremem” dedi.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğu’nun Fenerbahçe maçına gitmemesi için Fenerbahçe Başkanı Ali Koç ile görüştüğünü anlatan Soylu, “Beşiktaş maçına gitti. Sayın Cumhurbaşkanımıza oralarda hakaret edildi. Fenerbahçe maçını izlerken, istihbaratım bana şunu söyledi: Sosyal medyada ‘Bu FETÖ’cünün burada ne işi var’ dediler, mazbata meselesini gündeme getirdiler. Ben de sayın Ali Koç’a ‘Burada bir problem olabilir. Siz ev sahibisiniz’ dedim” diye konuştu.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Habertürk Televizyonu’nun canlı yayınında gazetecilerin soruları yanıtladı.

Asker cenazesinde CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve CHP’lilere yönelik linç girişimine değinen Süleyman Soylu, “İklime bakmak lazım. Her seçim sonrası kendine ait bir tortu bırakır. Türkiye’de ilk kez bloklar son 2 seçimdir bu kadar net. Çubuk olayını tam da bunun üzerinden düşünmek lazım. Rahmetli Demirel’e, Ecevit’e başka siyasetçilere Mesut Yılmaz’a da oldu. Tabii bunu normalleştirmez” dedi.

“İçişleri Bakanı olarak ‘Gitmesin’ demeyi kendime yediremem”
“Öncelikle Sayın Cumhurbaşkanımız açıkladı, ben de hassasiyeti gösteririm” diyen Soylu, şunları söyledi:

“Gittiğimiz yer şehit cenazesiyse orayı rahatsız etmememiz lazım. Ben beş altı kez bu hassasiyetin içerisinde oldum, gitsem mi, gitmesem mi. ‘Başınız sağ olsun’ diyoruz, ‘Bu son olsun’ diyorlar sert bir şekilde. Ne diyebilirim ki, buradaki duyguların bir kısmı kontrol edilebilir, bir kısmı kontrol edilemez. CHP’nin burada seçim öncesi, 24 Haziran’da da çok açık bir şekilde HDP ile siyasal ilişkisi olduğu net belli. Bu çocuklar Çukurca’da sınırlarımızı korumak üzere oradaydılar ve PKK bunları şehit etti. İçişleri Bakanı olarak ‘gitmesin kardeşim’ demeyi kendime yediremem”.

 

“Tabloyu gördüğüm için talimat verdim”
“CHP’lilerin şehit cenazelerine alınmaması talimatı verdim” açıklaması hatırlatılan Soylu, “Tam da bu iş için söyledim. Ben itfaiyeci değilim. 24 Haziran’da her CHP’li, Kılıçdaroğlu ve takımı şunu söylemedi mi: ‘Bir oyunuzu CHP’ye bir oyunuzu HDP’ye verin.’ Ben bu tabloyu gördüm” ifadelerini kullandı.

3,5 yıl İstanbul il başkanlığını yaptığını dile getiren Soylu, “İl başkanlarının, şehit cenazelerine, protokol olarak girmemeleri gerektiğini valilere tedbir olarak söyledim. Daha sonra Hande Fırat sordu, ‘iklim yumuşadı istedikleri yere gidebilirler’ dedim. CHP-HDP işbirliğini hem siyaseten onaylamadığımı hem de bu tedbiri almak zorunda olduğumu söyledim” dedi.

“Ali Koç'a, İmamoğlu maça gelirse problem olabilir dedim”
İstanbul Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun mazbatasını almadan önce maçlara gitmemesini istediğini aktaran Bakan Soylu, “Geçen İmamoğlu ile ilgili aynı şeyi söyledim. Beşiktaş maçına gitti. Sayın Cumhurbaşkanımıza oralarda hakaret edildi. Fenerbahçe maçını izlerken, istihbaratım bana şunu söyledi: Sosyal medyada ‘Bu FETÖ’cünün burada ne işi var’ dediler, mazbata meselesini gündeme getirdiler. Ben de sayın Ali Koç’a ‘Burada bir problem olabilir. Siz ev sahibisiniz’ dedim” şeklinde konuştu.

“HDP kongresine ben müdahale ettim”
“HDP’nin Ankara’da yaptığı kongreye ben müdahale ettim” diyen Süleyman Soylu, şöyle devam etti:

“Neden? Bir güvenlik temini için müdahale ettim. Onların bilgisi dahilinde. İşin bir arka perdesi var. Ben bunun iklimini İçişleri Bakanı olarak düşünmek zorundayım. Bir cinsel taciz söz konusuysa orada yakalanan kişinin ilçede karakola alınmamasına kadar müdahale etmek zorundayım. O ilçede o kişi karakola alınırsa insanlar oraya yıkılır ve toplumsal hadise meydana gelir. Bu tip toplumsal olayların tamamında devreye girerim. Ankara’daki cenazede girdiğim gibi. Aysel Tuğluk olayında olduğu gibi. Kalktım oraya gittim. Bir İçişleri Bakanı nasıl mezarlığa gider? Anında müdahale edemezsiniz, toplumsal olaylar beklemediğiniz noktaya itilir. Ali Koç’a ‘Rica ederseniz, böyle bir mesele oldu’ dedim. O da dedi ki, ‘Sizin isminizi verebilir miyim’ dedi. Ben de ‘Memnuniyetle’ dedim. ‘Benim sizden istirhamım bir daha rica edin’ dedim. ‘Bakan beni arasın’ demiş. Ben de Ali Koç’a, ‘Üzerimizdeki sorumluluğu attık, tedbirlerinizi siz de biz de arttıralım’ dedim”.

 

“İnsanlar toleranslı olmalı”
“O insanlar o öfkeye nasıl o hale getirildiler. Siyasetçi olarak söylemleriniz, ifadeleriniz, CHP’lilerin HDP ve dolayısıyla PKK ile işbirliği, terörden CHP’den sorumlu olduğu söylemleriniz etkili olduğunu düşünüyor musunuz?” sorusuna Soylu, şu yanıtı verdi:

“Biz devleti idare ediyoruz, ülkeyi yönetiyoruz. Elimizde hem yaptığımız işin sonuçlarına yönelik, hem etrafımızdaki coğrafyaya yönelik hem bilgilerimiz var hem sonuçlarımız var. İnsanlar toleranslı olmalı tabii. Kemal Kılıçdaroğlu hemen oradan sonra kendisini protesto edenlere, kendisine Artvin’de saldıranlarla iş tuttu, şu anda Apo’nun tecridini bitirmek için eylem yapanlara bizim tolerans göstermemizi istiyorsunuz. Hepimizin evlatları var. HDP, PKK’nın siyasi koludur. PKK a demeden HDP a diyemez.”

Cenazede Kılıçdaroğlu’nun kaç koruması olduğu sorulan Soylu, açıklamalarından satır başları şöyle:

“Karar veriyorlar ama haber vermiyorlar” ''Gece saat 23.00 civarı aramışlar cenaze nerede diye. ‘Siz gidecek misiniz?’ diye sormuşlar, böyle bir kararımız yok demişler. Saat 10.03’de aramışlar sabah. Karar veriyorlar ama haber vermiyorlar. Kılıçdaroğlu korumalarının ne iş yaptığına bir baksın. O korumalar bana bağlı. Koruma işiyle mi ilgileniyorlar, yoksa başka işle mi ilgileniyorlar, bir baksın. Yarın bir gün müfettişlerimiz girecek. Ben bunun hesabını sorarım. Öyle adam koruyarak, adamcılık yaparak bu işler devlet işi ciddi işlerdir. Bir korumanın işi koruma olması lazım. Bir baksınlar.

“Haber verdik’ dediler, kaymakam ve muhtar ‘haberimiz yok’ dedi” Orada ‘Haber verdik dediler, hayır haber yok. Biz gerekli tedbirleri almışız zaten. Bir bölük komando jandarma var. Terör timlerimiz, trafik timlerimiz var. Aynı zamanda özel harekatçılar var. Genelkurmay Başkanı orada. Onun güvenlik zafiyeti yok da, Milli Savunma Bakanı orada onun güvenlik zafiyeti yok da, Sayın Kılıçdaroğlu’nun neden koruma zafiyeti olsun. ‘Muhtara haber verdik’ dedi, muhtar çıktı açıklama yaptı. Kaymakam ‘benim Kılıçdaroğlu’nun geleceğinden haberim yoktu’ diyor.

“Genel bir müfettiş görevlendirdik”
Dışarıdan gelen adamlardan bahsediyorlar. 28 kişiyle ilgili şikayette bulundular. 22’si Akkuzulu köyünden. Biz toplam 37 kişiyi tespit ettik. Toplam 61 kişi yapıyor. 61 kişinin 2 kişisi Çubuk’tan, o da köyle akrabalık ilişkisi var, 2 kişi İmamhüseyin köyünden. Bu nasıl dışarıdan bir organizasyon. Provokasyon orada değil provokasyon o olaydan sonra yapmaya çalışan bir anlayışla karşı karşıyayız. Orada ilk reaksiyon olduktan sonra, il jandarma komutanı Ünsal Paşa orada. Hepsi dağlardan gelen adamlar. İl emniyet müdürü, emniyet genel müdürü, genelkurmay başkanı orada. Kendi korumaları dahil olmak üzere attığı adımların tamamı bu işin tekniğine aykırıdır. Bir genel müfettiş görevlendirdik. Temel zafiyet varsa bütün bunlara yukarıdan aşağıya bakacaklar. Dışarıdan bir provokasyon söz konusu değil. Bu tamamen orada gerçekleşen doğal bir reaksiyondur.

“Gaz ve su sıkılsa esas felaket o zaman başlardı” TOMA niye yok deniliyor. Şehit cenazesine TOMA gider mi? Birileri gaz sıkın diyor. Orada gaz ve su sıkılsaydı esas felaket o zaman başlardı. Ben hemen kaymakama ulaştım. Ünsal Paşa ve il emniyet müdürümüzle sürekli olarak telefon teması ortaya koydum. Sonra beni CHP Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak aradı. ‘Şu anda evdeler, yol tek taraflı olduğu için arkadaşlar güvenli bir şekilde çıkarmak istiyorlar’' dedi.

Korkusuz yazarı Can Ataklı, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın gündeme getirdiği "Türkiye ittifakı" konusunda CHP'den de bir teklif gittiğini öne sürdü. Ataklı, "CHP, yarı başkanlık sistemine geçilerek parlamentonun güçlendirilmesini, gensorunun geri getirilmesini, hükümetin dışarıdan değil parlamentodan oluşmasını, Erdoğan'ın parti başkanı olmaktan vazgeçmesini istiyor" dedi.

Ataklı'nın "Erdoğan kendini kurtarmak için muhalefete birlik çağrısı yapabilir" başlığıyla (27 Nisan 2019) yayımlanan yazısının bir bölümü şöyle:

Günlük debelenmeler ve güç gösterileri anlamsız hale geldi, eğer ekonomide istikrar sağlanamazsa AKP'nin temel oy desteği de yıkılacak.
İşte “bu ahval şerait içinde” Erdoğan'ın önünde iki yol var.

Birincisi İstanbul'da seçim iptali için talimat vermek. Baskı ve şiddet kullanarak seçimi kazanmak, böylelikle içte ve dışta güç tazeleyerek bir süre daha iktidarını sürdürmek ve bir çıkış noktası bulma umudu yaşamak.

İkincisi ise kibirinden taviz verip muhalefete el uzatarak, “Türkiye İttifakı” adı altında ulusal bir birlik sağlamak.

Erdoğan zaten bu amaçla yaptı bana göre “Türkiye İttifakı” konuşmasını.

Zemin yokluyor, muhalefetin hangi düzeyde tepki vereceğini görmek istiyor.

Resmen açıklanmasa da CHP'den karşı teklifin gittiği yönünde ciddi duyumlarım var.

Örneğin CHP, yarı başkanlık sistemine geçilerek parlamentonun güçlendirilmesini, gensorunun geri getirilmesini, hükümetin dışarıdan değil parlamentodan oluşmasını, Erdoğan'ın parti başkanı olmaktan vazgeçmesini istiyor.

Bunlar için Anayasa değişikliği gerekli elbette.

Şimdi önümüzde kısa bir süre var.

Erdoğan bir karar vermek zorunda.

Bekleyeceğiz mecburen.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, ilk atamaları gerçekleştirdi. İmamoğlu, 2 bürokrat ve 5 danışman atadı.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, göreve geldikten sonraki ilk atamalarını gerçekleştirdi. İmamoğlu, 5 danışmanın yanında 2 de bürokrat ataması gerçekleştirdi.

2 BÜROKRAT ATAMASI

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun bürokrat olarak ilk atadığı isim 1995 yılından bu yana İBB kadrosunda çalışan Nuri Sait Yıldırım oldu.

1992 yılı Afyon Kocatepe Üniversitesi Maliye Bölümü mezunu olan Yıldırım, 1998 yılından bu yana İBB Teftiş Kurulu Başkanlığı'nda müfettiş olarak görev yapıyor. Yıldırım, müfettişliğinin ilk yıllarında İBB Kent Orkestrası Müdürlüğünde 2 yıl müdür yardımcılığı, 2012-2014 yılları arasında ise 2 sene İnsan Kaynaklarından Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı danışmanlığını görevlerini yürüttü. İmamoğlu'nun atamasının ardından 25 Nisan 2019 tarihinde İBB Özel Kalem Müdürü olarak görevine başladı.

İmamoğlu'nun atadığı ikinci bürokrat ise Nurten Uğursoy oldu.

Marmara Ünivesitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesinden mezunu olan Uğursoy, 1982 yılında İBB'de çalışmaya başladı. 2009-2015 yılları arasında arasında Gaziosmanpaşa Belediyesi Teftiş Kurulu Müdürü, 2015 yılından itibaren ise Avcılar Belediyesi Teftiş Kurulu Müdürü olarak görev yapmakta iken İBB Yazı İşleri ve Kararlar Daire Başkanı olarak atamasının yapılması için onay alındı.

5 DANIŞMAN ATANDI

Ekrem İmamoğlu, bürokrat atamalarının yanında danışman statüsünde 5 atama daha gerçekleştirdi. İmamoğlu; Melih Geçek, Ertan Yıldız, Naim Erol Özgüner, Yiğit Oğuz Duman ve Murat Ongun isimlerini danışman olarak atadı. Murat Ongun aynı zamanda İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin basın sözcülüğü görevini yürütüyor.