Manşetler
- Kategori: Manşetler
- Gösterim: 171329
İsrail Başbakanı Netanyahu, orduya Lübnan'ın güneyinde halkı zorla yerinden ettiği bölgede işgali genişletme talimatı verdi...
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, orduya Lübnan'ın güneyinde halkı zorla yerinden ettikleri bölgede işgali genişletme talimatı verdiğini açıkladı.
Netanyahu'nun İsrail Ordusu Kuzey Komutanlığı'nda yaptığı konuşma, X hesabından paylaşıldı.
İsrail ordusuna Lübnan'ın güneyinde halkın zorla yerinden edildiği bölgede "güvenlik bölgesi" adı altında işgalin genişletilmesi talimatı verdiğini kaydeden Netanyahu, İsrail'in kuzeyindeki durumu "temelden değiştirmeye" kararlı olduklarını ileri sürdü.
Netanyahu, hedeflerine ulaşana kadar güç ile hareket edeceklerini söyleyerek Lübnan'da saldırıların süreceği tehdidinde bulundu.
Konuşmasında İran'a karşı büyük başarılar elde ettiklerini savunan Netanyahu, İran ve Hizbullah'ın eski gücünde olmadığını öne sürerek saldıran tarafın kendileri olduğunu itiraf etti.
Netanyahu, Suriye'nin güneyindeki tampon bölgeyi ve Gazze Şeridi'nin yarısından fazlasını işgal ettiklerini belirterek şimdi de Lübnan'da işgali genişlettikleri mesajını verdi.
KAYNAK: Ajanslar
- Kategori: Manşetler
- Gösterim: 215459
ABD’nin İran’a yönelik askeri planlarına ilişkin dikkat çekici bir iddia gündeme geldi. The Washington Post tarafından hükümet kaynaklarına dayandırılan habere göre, Pentagon olası bir kara operasyonu ihtimali üzerinde çalışıyor. Söz konusu planların hayata geçirilmesi halinde, bölgede çatışmaların yeni ve daha riskli bir aşamaya geçebileceği değerlendiriliyor.
KARA OPERASYONU İHTİMALİ MASADA
Haberde yer alan bilgilere göre, ABD’nin İran’a yönelik askeri seçenekleri arasında haftalar hatta aylar sürebilecek sınırlı kara operasyonları da bulunuyor. Yetkililer, bu tür bir harekâtın tam kapsamlı bir işgalden ziyade, daha çok özel kuvvetlerin yer aldığı hedef odaklı baskınlar şeklinde planlandığını ifade ediyor.

ABD’li kaynaklar, olası bir kara operasyonunun ciddi güvenlik riskleri barındırdığına dikkat çekiyor. Operasyon kapsamında görev alacak askerlerin, insansız hava araçları, füze saldırıları, kara ateşi ve el yapımı patlayıcılar gibi tehditlerle karşı karşıya kalabileceği belirtiliyor.
Planlamalar arasında İran’ın petrol ihracatında kritik öneme sahip Harg Adası ile Hürmüz Boğazı çevresindeki kıyı bölgelerine yönelik operasyon seçeneklerinin de değerlendirildiği öne sürülüyor. Yetkililer, bu tür hamlelerin bölgedeki dengeleri doğrudan etkileyebileceğine işaret ediyor.
SÜRE BELİRSİZ: HAFTALAR YA DA AYLAR
Kulis bilgilerine göre, olası bir kara operasyonunun süresi konusunda da farklı senaryolar masada. Bazı yetkililer harekâtın birkaç hafta sürebileceğini ifade ederken, bazıları ise sürecin aylar boyunca devam edebileceğini öngörüyor.

Konuya ilişkin açıklama yapan Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, iddiaları doğrulamak ya da yalanlamak yerine temkinli bir dil kullandı. Leavitt, Pentagon’un görevinin başkomutana farklı askeri seçenekler sunmak olduğunu vurgulayarak, bunun henüz verilmiş bir karar anlamına gelmediğini ifade etti.
35 BİN ASKERİ HAZIRLIK ÇAĞRISI
Öte yandan Deniz Piyade Yedek Kuvvetleri Komutanı Leonard F. Anderson IV, yaklaşık 35 bin askere hitaben gönderdiği mesajda birliklerin derhal hazır hale gelmesini istedi. Anderson, askerlerin teçhizatlarını kontrol etmelerini, aile düzenlerini gözden geçirmelerini ve olası bir konuşlanmaya hazır olmalarını talep etti.
Komutanın mesajında, küresel gelişmelerin kritik bir döneme işaret ettiği vurgulanırken, “Hazır olmak bir tercih değil, zorunluluktur” ifadeleri öne çıktı.

Hazırlık çağrısının hemen ardından bölgeye yönelik askeri sevkiyatın hız kazandığı bildirildi. USS Tripoli’nin 3 bin 500 deniz piyadesiyle birlikte United States Central Command sorumluluk sahasına giriş yaptığı açıklandı.
Öte yandan, USS Boxer’ın da yaklaşık 2 bin 200 askerle birlikte yola çıktığı ve Nisan ortasında bölgeye ulaşmasının beklendiği ifade ediliyor.
“BU BİR TATBİKAT DEĞİL”
Komutan Anderson’ın mektubunda yer alan ifadeler, sürecin sıradan bir hazırlık olmadığını ortaya koydu. Aktif görevdeki birliklerin halihazırda İran bağlantılı operasyonlarda yer aldığına dikkat çekilirken, geniş çaplı bir seferberliğin ihtimal dahilinde olduğu belirtildi.
Mesajda, askerlere doğrudan “Savaşa hazır mısınız?” sorusu yöneltilirken, hazırlık seviyesinin günlük disiplin ve eğitimle ölçüleceği vurgulandı.
KAYNAK: Ajanslar
- Kategori: Manşetler
- Gösterim: 113947
Uzmanlar, yeni alınan kıyafetleri yıkamadan giymenin çok ciddi riskler barındırdığına dikkat çekti...
Alışverişten yeni döndünüz; elinizde havalı bir tişört, şık bir kot pantolon ve renkli çoraplar var.
Bu kıyafetleri hemen giymek cazip gelebilir ama bunu kesinlikle yapmamalısınız.
Uzmanlar, yeni kıyafetleri yıkamadan gitmenin sizi zararlı kimyasallara, bakterilere ve hatta mikroskobik bit ya da akarlara karşı savunmasız bırakabileceği konusunda uyarıyor.

KANSERE BİLE NEDEN OLABİLİR...
Zararın bir kısmı, giysilerde kullanılan parlak renkli kumaş boyalarıyla ilgili. Yeni ya da koyu renkli kıyafetler, kumaşa tam olarak bağlanmamış fazla boya içerebilir. Hızlı moda ürünlerinin çoğu petrol bazlı sentetik boyalar kullanır.
Bu boyalar özellikle polyester kumaşlarda yaygındır ve benzidin içeren türleri kanser riski oluşturabilir.
Ayrıca bazı üreticiler, kırışmayı ve küf oluşumunu önlemek için formaldehit gibi kanserojen maddeler de kullanabilir. Bu maddeler cilt tahrişine yol açabilir.
Su geçirmezlik sağlayan “kalıcı kimyasallar” da kanser riskinin artmasıyla ilişkilendiriliyor.
AĞIR METALLER VAR...
Tekstil üretiminde arsenik, kadmiyum ve krom gibi ağır metaller de kullanılabilir. Bu maddelerin üçü de insan sağlığı açısından oldukça zararlı ve kanserle ilişkilidir.
Kurşuna maruz kalmak, davranış bozukluklarından beyin ve sinir sistemi hasarına kadar birçok olumsuz etkiye yol açabilir.
BAKTERİLER VE DİĞER RİSKLER...
Mağazada askıda duran kıyafetlerin üzerinde bakteriler bulunabilir.
Uzmanlara göre, kıyafetler denendikten sonra üzerinde bakteriler ve solunum yolu virüsleri kalabiliyor.
Covid-19 virüsü kumaş üzerinde üç güne kadar kalabilirken, grip virüsü yaklaşık 12 saat yaşayabiliyor.
Yeni kıyafetlerde en sık rastlanan bakteriler arasında Staphylococcus ve E. coli bulunuyor.
Ayrıca toz akarları, bitler ve uyuz gibi zararlılar da kıyafetlerde bulunabilir.
HABER: Ayten YILMAZ
KAYNAK: Ajanslar
- Kategori: Manşetler
- Gösterim: 103041
Cumhuriyet Halk Partisi Antalya Milletvekili Aykut Kaya, Alanya Balıkçı Barınağı’nda yaşanan sorunları Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine taşıdı...
Kaya, hem Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’na hem de Tarım ve Orman Bakanlığı’na ayrı ayrı soru önergesi vererek barınaktaki kum birikimi, su seviyesindeki düşüş, yıkılan iskele ve rıhtımda meydana gelen çökmelere dikkat çekti.
Milletvekili Kaya, Alanya Balıkçı Barınağı’nda akıntı ve dalgalar nedeniyle ciddi kum birikimi oluştuğunu, bu durumun barınak içerisindeki su seviyesini düşürdüğünü belirtti.
Teknelerin yanaşırken kuma sürtmek zorunda kaldığını ifade eden Kaya, bunun hem balıkçılar için mağduriyet yarattığını hem de ciddi bir güvenlik riski oluşturduğunu vurguladı.
Barınakta teknelerin yanaştığı küçük iskelenin yıkılmış durumda olduğunu ve yeniden yapılmadığını da gündeme getiren CHP'li Kaya, bu iskele için ödenek ayrıldığı ancak ihale sürecinin tamamlanmadığı yönünde bilgiler aldıklarını belirtti.
Aykut Kaya, iskelenin ne zaman yapılacağını ve ihale sürecinin neden tamamlanmadığını Bakanlığa sordu.
Öte yandan, Tarım ve Orman Bakanlığı’na verdiği önergeyle barınaktaki rıhtımda meydana gelen çökmeleri ve genel bakım eksikliklerini gündeme taşıyan Milletvekili Kaya, sahada yaptıkları incelemelerde barınağın ciddi bir bakım ve onarım ihtiyacı içinde olduğunu gözlemlediklerini ifade etti.
Barınakta elektrik ve su panolarının yıpranmış ve bakımsız durumda olduğunu belirten CHP'li Kaya, hem teknik altyapının hem de üstyapının acilen yenilenmesi gerektiğini vurguladı.
Yaz sezonu öncesinde gerekli bakım ve onarım çalışmalarının tamamlanmasının büyük önem taşıdığını belirten Kaya, rıhtımdaki çökmelerin nedeninin açıklanmasını ve gerekli müdahalenin bir an önce yapılmasını talep etti.
Kaya, her iki Bakanlıktan da somut bir takvim ve çözüm planı beklediklerini ifade etti.
HABER: İbrahim AKDAĞ
- Kategori: Manşetler
- Gösterim: 260933
Bloomberg’in Londra’da altın karşılığı döviz swapı hazırlığına ilişkin haberinin ardından, ekonomist Uğur Gürses’in paylaştığı veriler TCMB’nin 13 ve 20 Mart haftalarında toplam 35 ton altını swap işlemlerinde, 21 ton altını ise kesin satışta kullandığını ortaya koydu; böylece kur baskısına karşı rezerv cephesinde 56 tonluk dikkat çekici bir operasyon gündeme geldi...
ABD ve İsrail'in İran'a karşı yürüttüğü acımasız savaş, enerji ithalatçısı Türkiye'nin ekonomisinde sert rüzgarlar estiriyor. Artan ithalat maliyetleri, yabancı yatırımcı çıkışı ve Kapalıçarşı'daki döviz talebine karşı Merkez Bankası'nın (TCMB) Türk Lirası'nı savunmak için devasa altın rezervlerini eritmeye başladığı ortaya çıktı.
Uluslararası finans ajansı Bloomberg'in kulislere dayandırdığı "Yeni savunma kalkanı Londra'daki altınlar olacak" analizinin mürekkebi kurumadan, Ekonomist Uğur Gürses'ten piyasaları sarsan resmi veri ifşası geldi.
56 TON ALTIN SAHAYA SÜRÜLDÜ...
TCMB analitik bilançosunu inceleyen Ekonomist Uğur Gürses, X (Twitter) hesabından yaptığı paylaşımla Merkez Bankası'nın piyasaya müdahale boyutunu gözler önüne serdi.
Gürses ilk paylaşımında, "Merkez Bankası bayram öncesi hafta 50 ton altını swap yaparak karşılığında dolar borç almış görünüyor. Altın mevcudu 50 ton azalmış..." ifadelerini kullandı. Ardından verileri daha da detaylandıran Gürses, tablonun vehametini şu sözlerle aktardı: "Daha ayrıntılı bilgiye bakınca tablo şöyle: 13 ve 20 Mart haftası, 35 ton altın swap yapılmış, 21 ton kesin satış yapılmış."
İNGİLTERE'DEKİ 30 MİLYAR DOLARLIK KASA...
Gürses'in ortaya koyduğu bu "35 ton swap, 21 ton kesin satış" operasyonu, Bloomberg'in saatler önce yayımladığı raporla birebir örtüşüyor. Bloomberg, ismini gizli tutan kaynaklara dayandırdığı haberinde, TCMB yetkililerinin Londra piyasasında "altın karşılığı döviz swap" işlemleri yürütmek üzere görüşmeler yaptığını yazmıştı.
JPMorgan Chase & Co. ekonomisti Fatih Akçelik'in hazırladığı rapora göre; Türkiye'nin yaklaşık 135 milyar doları bulan devasa altın rezervinin 30 milyar dolarlık kısmı halihazırda İngiltere Merkez Bankası'nda (Bank of England) tutuluyor. Merkez Bankası'nın, lojistik kısıtlama olmaksızın döviz müdahalesi yapabilmek için Gürses'in bahsettiği bu operasyonları doğrudan Londra'daki bu rezervler üzerinden yürüttüğü değerlendiriliyor.
SAVAŞIN EKONOMİYE BASKISI ARTIYOR...
Ekonomi yönetimini bu denli agresif bir rezerv satışına iten ana etken ise İran savaşının tetiklediği maliyet enflasyonu. Petrol varil fiyatının kriz öncesi 70 dolar seviyelerinden savaşla birlikte 100 doların üzerine fırlaması, şubat ayında yüzde 31,5 olan enflasyonla mücadele planlarını riske attı.
Türk Lirası'nın hızlı değer kaybını önlemek isteyen TCMB'nin "savunma maliyetleri" sadece altınla da sınırlı kalmadı. Bloomberg'in kaynaklarına göre, TCMB son haftalarda kasasındaki yaklaşık 16 milyar dolar değerinde ABD Hazine tahvilini de elden çıkardı. Ocak sonu itibarıyla 17 milyar doların altına gerileyen ABD tahvili stoku, TCMB'nin likidite yaratmak için tüm tuşlara bastığını gösteriyor.
KAPALIÇARŞI'DA PRİMLİ SATIŞ, DOLAR 44.35'TE...
Yabancı yatırımcıların 13 Mart haftasında Türk devlet tahvillerinden rekor hızda çıkış yapması, iç piyasadaki stresi de artırmış durumda. Kapalıçarşı'daki döviz tüccarlarının doları bankalararası kura kıyasla daha yüksek (primli) fiyatla satması, sokağın dövize yöneldiğinin en büyük işareti olarak yorumlanıyor.
Merkez Bankası mart ayı başında politika faizinden (yüzde 37) fonlamayı durdurarak dolaylı yoldan faizi yüzde 40'a çekmiş olsa da, piyasalar önümüzdeki ay için en az 100 baz puanlık net bir faiz artırımı daha bekliyor. Tüm bu altın takaslarına ve tahvil satışlarına rağmen Dolar/TL kuru, salı günü itibarıyla İstanbul piyasasında 44.35 seviyelerinde işlem görmeye devam ediyor.
KAYNAK: Ajanslar







