head
2183026 810x458 75f08
Pazartesi, 27 Haziran 2022

Sağlık

 

 

Zafer Partisi lideri Özdağ, tarihteki büyük göçlerin jeopolitik sonuçlar doğurduğuna işaret ederek “Ülkelerin parçalanmasına yol açtı” dedi...

Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, Türkiye'nin sığınmacı sorununu ve “Sessiz İstila” filminin ardından kopan tartışmaları SÖZCÜ'ye değerlendirdi. Özdağ'ın çarpıcı tespitleri şöyle:

■ Ülkemizde son 10  yılda dünyanın en büyük göçü yaşandı. 5 milyon 300 bin sığınmacı Suriye'den, 1 milyon 500 bin civarında sığınmacı da Afganistan, Irak, İran ve Pakistan'dan geldi. Afrika ülkelerinden gelenlerle sığınmacı sayısı 8 milyonu aşıyor. Ayrıca, Türkiye, Suriye'nin kuzeyinde de 3 milyondan fazla insanı besliyor. Bunun Türkiye'ye maliyeti, bir ay öncesinin rakamıyla 100 milyar doları geçti.

■ Türkiye'deki sığınmacıların çok büyük bir bölümü İstanbul, Bursa, İzmir, Ankara, Konya, Adana, Mersin, Hatay, Kilis, Gaziantep ve Şanlıurfa'da yerleşmiş durumda. Adeta Türkiye'yi ikiye ayıran bir hat üzerine yerleşmişler. Kilis'te sayısal üstünlük Suriyelilerde. Kısa süre sonra Hatay ve Kilis'in kaderini paylaşacaklar.

DAYANILMAZ HALE GELECEK...

■ Suriyelilerin doğum oranı Türk vatandaşlarının üç katı. Önümüzdeki yıllarda daha da artacağı anlaşılan küresel ısınma kaynaklı göçlerle yükümüz daha da ağırlaşacak ve hiç dayanılmaz hale gelecek.

■ Dünya tarihi boyunca bütün büyük göçler, jeopolitik sonuçlar doğurdu. Ülkelerin parçalanmasıyla sonuçlandı. Bugün Türkiye, hızla bu hatta kayıyor. Biz de Zafer Partisi olarak ülkemizin geleceğinin Suriye'ye, Afganistan'a, Irak'a benzememesi için Anadolu Kalesi adını verdiğimiz projemizle modern tarihin en büyük geriye göç çalışmasını organize etmiş durumdayız.

■ 2023 seçimleri bir referandum olacak ve ana konu ‘sığınmacılar kalacak mı, gidecek mi?' olacak. ‘Gönüllü gidecekler' diye Türk halkını kandıran partiler, ‘Gerekirse zorla hepsi gidecek' diyen Zafer Partisi. Türk halkı bu iki seçenek arasında seçimini yapacak.

EN KÖTÜ SENARYO DEĞİL...

■ Türkiye'nin geleceğinin nasıl şekilleneceğini gösterme açısından, ‘en kötüsü' olmayan bir seçenek Hande Karacasu tarafından filmleştirilmişti. Daha kötü senaryoları yaşayabiliriz.

■ Emniyet Genel Müdürlüğü ‘siber tarama' yaparken bu filmi gördüğünü ve Hande Karacasu'yu gözaltına aldığını açıkladı. Siber taramanın Anayasa'ya aykırı olduğuna ilişkin, Anayasa Mahkemesi'nin kararı var.

■ İçişleri Bakanlığı Yardımcısı İsmail Çataklı yaptığı açıklama ile halkı yanlış yönlendirdi. Sığınmacı sayısını açıklamak suç değildir. Ben sığınmacı sayılarını toplam rakam olarak açıklıyorum. Türkiye'nin Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi Feridun Sinirlioğlu ve Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar da 9 milyon Suriyeli beslediğimizi söylüyorlar. Bu arkadaş onlar hakkında da suç duyurusunda bulunsun o zaman.                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                     

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                          KAYNAK: Sözcü

 

Rusya'da, Covid-19 teşhisiyle 2 Şubat'tan bu yana Moskova'da kaldırıldığı hastanede tedavi gören Liberal Demokrat Partisi Başkanı Vladimir Jirinovski hayatını kaybetti...

Öte yandan Rus vekilin 2015 yılında Türk ordusu tarafından düşürülen Rus uçağı sonrası "İstanbul Boğazı'na atom bombası atalım" dediği ortaya çıktı.
Liberal ekonomi ve Rus milliyetçiliğinin önde gelen isimlerinden olan Rusya Liberal Demokrat Partisi'nin lideri Vladimir Jirinovski gün içerisinde hayatını kaybetti. Covid-19 sebebi ile şubat ayından beri hastanede kalan Jirinovski'nin kesin ölüm nedeni henüz açıklanmadı.

"İSTANBUL'A ATOM BOMBASI ATALIM" DEMİŞTİ...


2015 yılında Rusya ile Türkiye arasında uçak krizi yaşanmıştı. Rus ordusuna ait bir uçak Suriye'de bulunan Türkmenleri bombalamak için Türkiye'nin hava sahasını defalarca ihlal etmişti. Yapılan bu ihlaller sonrası Rus uçağı düşürülmüştü. Rus uçağının düşürülmesi dünya çapında gündem olurken Vladimir Jirinovski, "Düşürülen uçak karşılığında İstanbul Boğazı'na atom bombası atalım" ifadelerine yer vermişti.

 

VLADİMİR JİRİNOVSKİ KİMDİR?


Milliyetçi ve Batı karşıtı söylemleriyle tanınan Rusya Liberal Demokrat Parti lideri Vladimir Jirinovski, 26 Nisan 1946'da Kazakistan'ın eski başkenti Almatı'da doğdu. İngiltere'yi Rusya'nın "son birkaç yüzyılın en büyük düşmanı" olarak nitelendiren Jirinovski, popülist ve milliyetçi söylemleri ile biliniyordu. Jirinovskiy 2000 ve 2004 yıllarında Duma Başkan Yardımcısı seçildi. En son aday olduğu 2012 devlet başkanlığı seçimlerinde ise yüzde 6 oy aldı. İngilizce, Fransızca, Almanca bilen Jirinovskiy, akıcı olarak Türkçe de konuşuyordu.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

KAYNAK: Ajanslar

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Deterjan, sabun, tuvalet kağıdı, peçete, bebek bezi gibi ürünlerin KDV’sini yüzde 18’den yüzde 8'e indirme kararı aldık. Yeme içme hizmetlerinde KDV oranını yüzde 8 olarak belirliyoruz" dedi...

Kabine toplantısı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın başkanlığında gerçekleştirildi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan toplantı sonrası yaptığı açıklamada “Temel ihtiyaç maddelerinden olan deterjan, sabun, tuvalet kağıdı, peçete, bebek bezi gibi ürünlerin KDV’sini yüzde 18’den yüzde 8’e indirme kararı aldık. Yeme içme hizmetlerinde KDV oranını yüzde 8 olarak belirliyoruz” dedi.

Toplantıda Rusya-Ukrayna savaşının yanı sıra yurt içindeki gelişmeler de ele alındı.

“TOPLANTI ÖNCESİNDE HEYETLERLE GÖRÜŞECEĞİZ”...

Kabine toplantısı sonrası açıklama yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi:

* Herkesin tahrik peşinde koştuğu günlerde taraflara her fırsatta barışın tesisini telkin ettik. Bugün de her iki tarafın, hakkaniyetine, samimiyetine, dostluğuna güvenen ülke durumundayız.

* Dışişleri Bakanları toplantısı Antalya’da yapıldı. İnşallah ateşkes ve barış müzakerelerini yürüten Rusya ve Ukrayna heyetleri yarın İstanbul’da tekrar bir araya gelecek.

* Barış yolunda en çok çaba gösteren ülkeyiz. Toplantı öncesinde heyetlerle bir araya gelerek kısa bir görüşme yapacağız. Sayın Putin ve sayın Zelenskiy ile sürdürdüğümüz telefon görüşmelerinin olumlu istikamette sürdüğünü söyleyebilirim.

* Davos’ta ‘one minute’ diyerek zulme, işgale, zorbalığa karşı tavrımızı ortaya koyarken derdimiz, barış, huzur ve insan hayatına saygıydı. Türkiye 40 yıla yaklaşan terör tarihinde ödediği önce bedele rağmen aynı çizgiden sapmamıştır. Balkanlar, Kafkasya, Suriye, Libya’da sınır ötesi siyasi, güvenlik mücadelemizi bu anlayışla yürüttük.

“PEK ÇOK BADİREYİ ATLATIRKEN ELBETTE BEDELLER ÖDEDİK”...

* Dünyanın dört bir tarafında yürüttüğümüz kalkınma ve insani yardım faaliyetlerine bu zaviyeden baktık. Siyaset yelpazesinde en büyük hasletimizin milletimizle aramızda kurduğumuz gönül köprüleri olduğunu söylüyoruz. Birileri bizim medeniyet, tarih vizyonumuzu, insan merkezli siyasetimizi kimi zaman itibarsızlaştırmaya, iftira ile sabote etmeye kalkmıştır.

* Ülkemizin en haklı olduğu konularda bile yalnız bırakılmasının hatta aleyhine kampanyalar yürütülmesinin gerisinde bu gerçekler vardır. Medeniyetimizin ve tarihimizin bize yüklediği sorumlulukların gösterdiği istikamette önümüze çıkan engelleri aşarak sürdürdük.

* Ülkemizi nice badirelerden kurtarmakla kalmadık, güçlü demokrasi ve kalkınma altyapısıyla ihtiyacımız olan hazırlıkları tamamladık. Salgının tetiklediği sağlık ve ekonomik krizleri Rusya ve Ukrayna savaşı ile sürerken Türkiye taviz vermeden yolunda ilerlemektedir. Bu mücadeleyi verip pek çok badireyi atlatırken elbette bedeller ödedik.

* 15 Temmuz’da istiklalimize, sosyal medya tehditleri üzerinden ekonomimize saldırırken herkesi yıkıcı sonuçları altında bırakmayı planlanıyordu. Salgında gelişmiş ülkeler bile çaresizce sağa sola savrulurken Türkiye’nin sağlık hizmetlerini, tedarik kanallarını ayakta tutması karşısında birilerinin midelerine kramplar giriyordu.

“TAKDİR ETMENİZ SİZİ KÜÇÜLTMEZ, TAM AKSİNE BÜYÜTÜR”...

* Rusya Ukrayna krizinde savaşın tarafı yapmak için var güçleriyle çalışanların bizim kurduğumuz barış köprüsünü yürekleri daralarak izlediklerini biliyoruz. 1915 Çanakkale Köprüsü’nün görkemli görüntüsü altında ezildiklerinin de farkındayız. Bizim nezdimizde ülkemizi ve milletimizi hedef alanlara mesajımızı altını çizerek tekrarlıyorum; unutmayın orta açıklıkta daha önce Japonya 1 numara iken şu anda köprümüz dünyanın 1 numarası olmuştur.

* Bundan dolayı takdirinizi beklemiyoruz, ama takdir etmeniz sizi küçültmez, tam aksine büyütür. Büyük ve güçlü Türkiye’nin inşasını önlemeyi başaramayacaksınız. Türkiye’nin barışın, huzurun, güvenin köprüsü haline dönüşmesini engelleyemeyeceksiniz. En büyük 10 ekonomi arasına girerek kendi ve dostları için yeni dünya inşası gayretlerini baltalayamayacaksınız.

* Bugüne kadar ülkemize kazandırdığımız eser ve hizmetler elbette önemli. Ama asıl bundan sonra yapacaklarımızla Türkiye’yi dünyanın en üst ligine çıkaracağız. Darbe, cunta, vesayet oyunlarıyla geçenlere bu defa aynı keyfi yaşatmayacağız. Zorluklarımız, sıkıntılarımız, eksiklerimiz yok mu? İşimizi zorlaştıran tuzaklar yok mu? Hepsi de mebzul miktarda var. Bunların tamamının üzerinde ülkemizi güçlü, milletimizi müreffeh yapma inanç, irade, hazırlık, birikim, imkan ve kararlılığımız var.

* Herkesin bir planı, hesabı olabilir. En büyük hesap ve en büyük plan sahibi Allah’tır. Herkesin niyetleri, kalbinde yatan aslanlar olabilir. Son söz milletimizdir. Rabbimizden gelen takdire de milletimizin verdiği karara ve her karara ram olduk, teslim olduk. İnşallah 2023’e kadar gece gündüz çalışarak güçlü tarafları tahkim, zayıf tarafları telafi ederek milletimizle bağımızı güçlendireceğiz.

“MARMARAY’DA AYNI ZEHİRLİ OKLAR BU DEFA BİZE YÖNELDİ”...

* 1915 Çanakkale Köprüsü çok derin manalara sahip eserdir. Bu köprü tam 140 yıl önce benzer projeyi düşünen, hazırlığını yaptıran ama ülkenin şartları sebebiyle hayata geçiremeyen ecdada bir armağandır. 107 yıl önce Çanakkale’de iman, yüreği, canı, dişi tırnağı ile yürüttüğü büyük bir zafer kazanan tüm kahramanlarımıza şükran, minnet, teşekkür ifadesidir.

* Cumhuriyetimizin bir asra yaklaşan muasır medeniyet seviyesine çıkma mücadelesinin günümüz teknolojisiyle tecessüm etmiş halidir. Her aşamasını adım adım bizzat takip ettiğim bu eserin ülkemize ve milletimize bir kez daha hayırlı olmasını diliyorum.

* Boğaza yapılan ilk köprüyü inşa ederken birileri bu eserin İstanbul’a yapılacak en büyük kötülük olduğunu söyleyebilmiştir. 15 Temmuz Şehitleri Köprüsü hizmete açılmıştır. İkinci köprüde aynı hezeyanlar rahmetli Özal üzerinden tekrar sergilenmiştir. Fatih Sultan Mehmet Köprüsü de bitirilmiştir. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığımız döneminde Marmaray projesinde aynı zehirli oklar bu defa bize yöneldi.

‘BEŞLİ ÇETE’ AÇIKLAMASI...

* Bu eseri de tamamlayıp hizmete sunduk. Mahkeme mahkeme dolaşarak 4 yıl bizi geciktirdiler. Tabii şimdi rahatlıkla Marmaray’dan birlikte Asya’dan Avrupa’ya geçiyorlar. Aynı şekilde Avrasya. Avrasya’da da detaylara girmeyeceğim ama hani beşli çete diyorlar ya. Beşli çete dediklerini koy bir kenara, burada aynı siyasi görüşü paylaştıkları arkadaşlarımız Avrasya Tüneli’ni yapanların içindeydi.

* Bir mahkeme kararını yanlış anlayarak ‘üçüncü köprü artık iki beton kuleden ibaret’ manşeti atanların sefilliklerini unutmadık. Aynı güruh Çanakkale’deki köprü için demediğini bırakmadı. Bizim bu tür hezeyanlara cevabımız gündemimizdeki projeyi süratle tamamlayarak hizmete sunmak oldu. 1915 Çanakkale Köprüsü kamu özel işbirliği modeliyle yap işlet devret yöntemiyle ülkemize kazandırdığımız son büyük şaheser olmasıdır.

* Bay Kemal yap işlet devret ne demek inanın bilmez, anlamaz. Bunun için bu alanda mürekkep yalamak lazım. Öyle bir durum yok. Yıllardır birileri bu yatırım modeli üzerinden bizi yerden yere vuruyor. İGA nedir desen bilmez. Şu anda dünyadaki ilk üç havalimanından bir tanesi İstanbul Havalimanı’dır.

“GEÇMEDİĞİMİZ KÖPRÜNÜN PARASINI ÖDÜYORUZ ÇARPITMASI YAPTILAR”...

* İstanbul Havalimanı dünyada çok büyük sesler getirdi. Şimdi yüklenici firmalar işletmeci firmalar buraya ilave bazı proje tadilatıyla güzellikler yapacaktır. Geçmediğimiz köprünün parasını ödüyoruz çarpıtması yaptılar. Bu bühtanları elbette kaale almıyoruz. Bir kulağımızdan girip öbüründen çıkıyor.

* Kısaca yap işlet devret projelerinin ne anlama geldiğini bir kez daha hatırlatmak isterim. Kamu özel ortaklığı projeleri bir altyapı modelidir. Dünyada 2021 yılında bu modelle 35,6 milyar dolarlık yatırım yapılmıştır. Türkiye bu modeli en verimli şekilde kullanan Avrupa’da üçüncü dünyada 13. ülke durumundadır. Almanya yeni otoyol projelerinin önemli kısmını bu modelle hayata geçirme kararı almıştır.

* Amerika 1,5 trilyon dolarlık altyapı projesinin önemli bölümünü bu modelle hayata geçirmiştir. Ülkemiz ulaştırma ve haberleşme alanında bu modelle 37,5 milyar dolarlık yatırıma kavuşmuştur. Bay Kemal bak bunları milli bütçeden yapmadık. Yapılan analizler 2024 yılında kamu özel ortaklığı projelerinin Hazine’ye olan yükünün neredeyse sıfırlanacağını, bir sonraki yıllar itibarıyla katlanarak artan bir gelire dönüşeceğini gösteriyor.

* Yatırımın devreye girdiği andan itibaren devletin vergi, zaman, akaryakıt bu noktada tabii akaryakıt tasarrufu başta olmak üzere elde ettiği gelirler kamunun kâr hanesine yazılmaya başlamaktadır. Hayata geçirilen yatırımların milli gelire 295 milyar dolar, üretime 838 milyar dolar, istihdama 1 milyon kişi katkısı zaten olmuştur. Bu katkı her geçen gün artarak sürecek, yapılan eserler devlete geçecektir.

* Bugün Antalya ile 2. 138 milyar dolar Antalya Havalimanı ile ilgili süreyi uzatma ihalesi yapıldı, ilk taksidi hesaba girdi. İş bilenin kılıç kuşananın, olay bu. Neresinden bakarsanız bakın ülkemiz için kârlı, kazançlı, hayırlı, verimli yatırım modelini uygulamış olmaktan memnunum.

“HER YATIRIM ÜLKENİN VE MİLLETİN ORTAK MALIDIR”...

* Geçmediğimiz köprünün, yolun, faydalanmadığımız hizmetin ödeme meselesine gelelim. Kamu eliyle ülkemizin her ilinde, ilçesinde, köyünde yol, köprü, hastane, okul, baraj, sulama tesisi, kamu hizmet binası yatırımı yapılmaktadır. Her yatırım onu bilfiil kullananlar yanında ülkenin ve milletin ortak malıdır.

* Buralarda verilen hizmetlerin tamamı ücretsiz olduğu için kamuya maddi geri dönüş de yoktur. Kamu özel işbirliğinde proje faaliyete geçene kadar garanti dahil kamudan kaynak tahsisi söz konusu değildir. Proje hizmete girdikten sonra garanti miktarı ile gerçekleşme arasında farkın ödemesi yapılmaktadır.

* İnşa edilen eser, işletme süresi bitiminde yatırım tamamen devlete geçmektedir. Avrasya Tüneli’nin işletme süresi bittiğinde devlet üste 140 milyon dolar para almış olacaktır. Osmangazi Köprüsü’nün işletme süresinde sadece KDV geliri 1.3 milyar Avro’dur. 1915 Çanakkale Köprüsü’nün kazancı da sadece nakit, akaryakıt, karbon salınımında yıllık 470 milyon Avro olacağı hesaplanmaktadır.

ANTALYA HAVALİMANI AÇIKLAMASI...

* Antalya Havalimanı’nın kapasite arttırımı işletme ihalesiyle ilgili son gelişmenin müjdesini vermiş oldum. Antalya Havalimanı’nın Aralık ayında yapılan inşa ve işletme ihalesinin toplam bedeli 8 milyar 555 milyon Avro işletme ve 765 milyon Avro yatırım bedeli ile ihale kazanılmıştı. Bugün az önce ifade ettiğim rakamı ödediler.

* Kamu özel işbirliği projeleri bu ülkenin hiçbir vatandaşının cebinden haksız ve adaletsiz tek kuruş getirmediği gibi dolaylı etkileri, yatırım bedeli kamuya kalacak sebebiyle sayısız kazanç sağlayan eserlerdir. Kamu özel yatırımlarının önemli kısmında vatandaşlarımızın hizmetten faydalanmasını kolaylaştırma için projede öngörülen bedellerin çok altında bedel uygulanmaktadır.

“BUNLARIN DERDİ TÜRKİYE’Yİ ESKİYE DÖNDÜREREK TÖKEZLEMEK VE HATTA MÜMKÜNSE YERE SERMEKTİR”...

* Devletin imkanlarını biz milletin emrine veriyoruz. Avrupa, Amerika, Asya’nın gelişmişliğini arttırmak için kullandığı yatırım modelini Türkiye’de işlemez hale getirmeye çalışanların derdi, milletin kesesi değildir. Bunların derdi Türkiye’yi eskiye döndürerek tökezlemek ve hatta mümkünse yere sermektir.

* Ellerine tutuşturulan birileri bunu okumaya çalışsınlar, kendilerini iftira, yalan ve çarpıtmayla avunsun. Kendi hırsları, kifayetsizlikleri, karanlık ajandalarının peşinde koşsun. Ülkemize ve milletimize aşığız biz. Eser kazandırmaya, hizmet getirmeye 2023 hedeflerimizle, 2053 vizyonumuzla büyük ve güçlü Türkiye’yi inşa etmeyi sürdüreceğiz.

* Türkiye’ye 20 yıldır kazandırdığımız eserleri anlatırken bugün yaşadığımız sıkıntıları elbette görmezden gelmiyoruz. Hayat pahalılığı başta olmak üzere bugünkü sorunların üstesinden gelecek olan da yine biziz. Her alanda insanımızın refah düzeyini, Cumhuriyet tarihini en üst seviyesine biz çıkardık.

* Karşılaştığımız engelleri milletimizin gönlünden kopup gelen ‘Allah razı olsun’ sözünden aldığımız güç ve motivasyonla bugünlere geldik. Sadece eser ortaya koymakla kalmadık. Siyasi, diplomatik, askeri, dış ticaret etki alanımızı ülkemizin kalkınma hedeflerini destekleyecek şekilde güçlendirdik.

* Türkiye’nin bölgesinin lideri dünyanın sözü dinlenen ülkeleri grubuna çıkardık. Günlük sıkıntılarımızı konuşurken, dertlenirken Türkiye’nin mevcut kazanımını hangi badirelerden geçerek elde ettiğimizi asla hatırımızdan çıkarmamalıyız. Bir dönem bu ülkede terör örgütlerinin saldırıları ile sosyal kaos denemeleri ile milletimizin huzuruna kast edilmiştir.

* Kararlı ve dirayetli mücadele ile bu tür sorunları sadece sınırlarımız içinde değil PKK başta olmak üzere milletin canına musallat olan terör örgütlerinin başını ezdik, belini kırdık. Mücadeleyi sınırlarımızın ötesine taşıyarak insanlarımızın güvenliğini güvenlik ve huzurunu garanti altına alacak iklim oluşturduk.

* Türkiye’ye vesayetle, darbelerle, terör örgütleriyle toplumsal fay hatlarını tahriple, uluslararası dayatmalarla diz çöktüremeyenler son olarak ekonomimizi hedef aldılar. 2018 Ağustos’unda yaşadığımız ekonomik tuzakları da ülkemizin potansiyelini verimli harekete geçirerek aşmanın mücadelesini yürüttük.

* Sağlık tehdidi olarak başlayan salgın krizi üretim, lojistik, tedarik, istihdam, güvenlik alanlarına yayılan küresel depreme dönüştü. Ahlaksız, vicdansız, haksız kuşatmaya rağmen ülkemizin ne derce güçlü hizmet altyapısına, üretim imkanına, yönetim kapasitesine sahip olduğunu dost düşman herkese göstermiştir.

HAYAT PAHALILIĞI MESAJI...

* İnsanımızın işini, aşını, ekmeğini garanti altına almaya çalışacak ekonomik işleyişini sürdürdük. Ülkemizi yatırım, istihdam, üretim, cari fazla yaklaşımını hayata geçirdik. Vesayet, darbe, terörle mücadele gibi elbette tarihi değişimin bedeli oldu. Bu bedeli şimdi ödeyip ayağımıza gelen fırsatı değerlendiremezsek ülkemizin önündeki çeyrek ve yarım asrı kısır döngüye mahrum kalacaktır.

* Bu vazife bize ülkeyi ve milleti gerektiğinde en sert fırtınalarda sağ salim çıkarmak için tevdi edildi. Irak’ta yaşanan, Suriye’de yaşananları hatırlayın. Bir dönem bölgesinin en parlak yıldızı olan Libya’nın nasıl paramparça edildiğine bakın. Ukrayna’nın topraklarının adım adım nasıl elinden alındığına, işgal tehdidi ile karşı karşıya geldiğine bakın.

* Bu senaryoların hepsi ülkemizin üzerinde oynanmak istenmiştir. Biz yürek yüreğe, omuz omuza vererek vatanımızın bütünlüğü ve insanımızın beraberliği, devletimizin bekasına yönelik tehditleri teker teker bertaraf ettik. Aldığımız karar ve tercihlerin, yönetimin tüm riski bize kazanımları ülkemize ve milletimize aittir.

* Gezi hadiseleri, Çukur eylemi, 17-25 Aralık kumpası, 15 Temmuz darbe girişimiyle ülkemiz karanlığa sokulabilseydi Türkiye’nin bugün ne halde olacağını hayal etmek bile istemiyoruz. Vatan toprakları sırtlan, akbaba, yılanların istilasına uğramış olsaydı bugün hayat pahalılığını değil kaybettiğimiz sevdiklerimizi, yıkılan evlerimizin acılarını konuşuyor olacaktık.

* Bugün Ukrayna’da milyonların neler yaşadıklarını, nasıl bir çaresizliğe sürüklendiklerini hep beraber görüyoruz. 200’e yakın yetimi ve öğretmenlerini birlikte ülkemize aldık. Kendilerine ülkemizde ev sahipliği yapacağız. Bunlar yetim yavrular. Kolay değil. Kadınlar, evlatlarıyla beraber ellerinde valizleri oralardan çıkıp ta buralara kadar geliyorlar.

* Polonya, Romanya, Macaristan’a geçiyorlar. Bunlar kolay değil. Ülkemize sağladığımız en büyük kazanım, hizmet Türkiye’yi böyle bir duruma düşmekten kurtarmış olmamızdır. Üstelik bununla da kalmadık, tüm mazlum, mağdurların sığınağı haline getirdik ülkemizi. Suriye, Irak, Afganistan’dan gelenler. Türkiye’nin birbirleriyle savaşan tarafların bile güvendiği, barış ve diyaloğun sağlandığı ülke gibi görünmesinin sebebi geride bıraktığı sürecin başarıyla geçirmiş olmasıdır.

“NE YAPTIĞIMIZI GAYET İYİ BİLİYORUZ”...

* Türkiye’yi dünyanın 10 büyük ekonomi arasına sokacak programı uyguluyoruz. Sıkıntılarımız geçici ama unutmayın, kazanımlarımız baki, umudumuz canlı, geleceğimiz aydınlıktır. Ne yaptığımızı, niçin yaptığımızı, nasıl başaracağımızı gayet iyi biliyoruz. Milletimizden sadece sabırlı olmasını, bize güvenmesini bekliyoruz. Ülkemiz 2023’de her alanda dünyanın en üst ligine çıkmış huzurlu, müreffeh bir ülkenin bizi beklediğine canı gönülden inanıyoruz.

TEMEL İHTİYAÇ ÜRÜNLERİNDE KDV İNDİRİMİ...

* Küresel ve bölgesel krizler karşısında, hayat pahalılığı karşısında milletimizi korumanın mücadelesini verirken idari reformları da ihmal etmiyoruz. Hazine ve Maliye Bakanlığımız, ilgili STK ve sektörlerle yakın istişare içinde KDV düzenlemesini hazırlamıştır.

* İlk etapta gıda ürünlerindeki KDV oranını üretim, toptan ve perakende aşamalarının tamamında yüzde 8’den yüzde 1’e düşürmüştük. Et, süt, yumurta, yoğurt, peynir, patates tahıl gibi pek çok üründe bilfiil uygulanmaya başlandı. Mesken ve tarımsal sulamada kullanılan elektriğin KDV’sini yüzde 18’den yüzde 8’e indirdik.

* Şimdi de deterjan, sabun, tuvalet kağıdı, peçete, bebek bezi gibi ürünlerin KDV’sini yüzde 18’den yüzde 8’e indirme kararı aldık. Yeme içme hizmetlerinde KDV oranını yüzde 8 olarak belirliyoruz.

* Satın alınan konut nerede olursa olsun metrekaresine göre değişen aynı kademeli KDV uygulamasına tabi olacaktır. Net alanı 150 metrekareyi aşmayan konutlarda KDV yüzde 8’dir. Bu büyüklüğü aşan konutlarda ilk 150 metrekarede yüzde 8, aşan konutlarda yüzde 18 KDV uygulanacaktır.

* Afet riski alanlarında 150 metrekareye kadar yüzde 1, aşan kısmında yüzde 18 KDV tahakkuku yapılacaktır. Arsa ve arazinin KDV oranını yüzde 8’e indiriyoruz.

* İmalat aşamasında ödedikleri KDV’leri istisna kapsamına alabilen ihracatçılara, ihracat bedelinin belli oranda iade yapılması sunulacaktır. Turizm yatırımlarını da buna dahil ediyoruz. İmalatçılar yatırımlarını bitirdikten sonra KDV ödemeden aynı işlemleri yapabilecekler.

* Tıbbi cihazların KDV’sini yüzde 18’den yüzde 8’e indiriyoruz. Tarım sektöründe sertifikalı tohum, fidan teslimlerinde KDV yüzde 1, süt toplama tanklarında KDV’yi yüzde 8’e indiriyoruz.

* Ülkemize döviz kazandırılması amacıyla yabancılara satılan konut ve iş yerlerindeki istisnayı 1 yıldan 3 yıla çıkarıyoruz. Oto galericiler, yat, kotra satışlarındaki yüzde 1 KDV oranını yüzde 18’e çıkartıyoruz.

* Ülkemizi elektrik otomobil üssü haline getirecek çalışmalarla ilgili müjdeli haberimiz var. Elektrikli otomobil ve kullanımındaki gelişmeleri dikkate alarak yüksek hızlı şarj istasyonlarının yaygınlaştırılması konusunda yeni adımlar atıyoruz. 81 ilimizin tamamında yüksek hızlı şarj istasyonu kurulmasındaki çalışmalara 300 milyon liralık bir destek sağlıyoruz.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Birleşik Arap Emirlikleri ziyareti dönüşünde uçakta gazetecilerin sorularını cevapladı. Erdoğan, KDV indiriminin zincir marketler tarafından uygulanmaması halinde "Üzerlerine çok farklı gideceğiz" derken CHP Lideri Kılıçdaroğlu'nun elektrik faturamı ödemiyorum çıkışı için, "Sen elektrik faturanı ödemediğin zaman yapılacak işlem elektriğin kesilmesidir" dedi... 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Birleşik Arap Emirlikleri'ne (BAE) yaptığı ziyaretin ardından Türkiye’ye dönüşte gazetecilere yaptığı değerlendirmede özetle şu önemli mesajları verdi:

“Birleşik Arap Emirlikleri’ne gerçekleştirdiğimiz iki günlük resmi ziyareti hamdolsun başarıyla tamamladık. Ziyaretimizin ilk gününde değerli kardeşim Abu Dabi Veliaht Prensi Şeyh Muhammed bin Zayid ile son derece verimli görüşmeler gerçekleştirdik. Türkiye-Birleşik Arap Emirlikleri ilişkilerinin daha da geliştirilmesine yönelik atabileceğimiz ortak adımları ele aldık. İş birliğimizde, son dönemde sağlanan ivmeyi muhafaza etmek ve ileri taşımak konusundaki iradenin karşılıklı olduğunu memnuniyetle müşahede ettik.

 

'13 önemli anlaşma imzaladık'
Temaslarımızda ayrıca bölgesel ve uluslararası meseleler hakkında fikir teatisinde bulunduk. Bu noktada Birleşik Arap Emirlikleri’nin güvenlik ve istikrarına verdiğimiz desteğin altını çizdik. Körfez Bölgesi’nin güvenliğini, kendi güvenliğimizden ayrı görmediğimizi vurguladık.

Ziyaretimiz vesilesiyle çeşitli alanlarda toplam 13 mutabakat zaptı ve protokol imzaladık. Savunma sanayii alanında imzalanan niyet mektubuyla önümüzdeki dönemde atılacak ortak adımlara ilişkin koordinasyonu sağlamak üzere anlayış birliğine vardık. Kara ve deniz taşımacılığı alanlarında akdedilen mutabakat muhtırasıyla lojistik maliyetlerinin düşürülmesi sağlandı. Kapsamlı Ekonomik Ortaklık Anlaşması müzakerelerinin gecikmeksizin başlatılması hususunda mutabık kaldık.

Ayrıca sağlık ve tıp bilimleri, sanayi ve ileri teknolojiler, iklim değişikliğiyle mücadele, tarım, kültür, gençlik, iletişim, arşiv, Meteoroloji, afet ve acil durum yönetimi alanlarında da iş birliğine yönelik önemli anlaşmalar imzaladık. Dost ve kardeş Birleşik Arap Emirlikleri ile ilişkilerimizin ahdi zeminini daha da güçlendirecek tüm bu anlaşmaların ülkelerimiz ve bölgemiz için hayırlı olmasını diliyorum.

 

Önde gelen iş adamlarıyla bir araya geldiğimiz toplantıda ise özellikle Emirliklerdeki yatırımcıların ülkemize gösterdikleri alakanın ne denli yüksek olduğunu gözlemledik. Teknoloji şirketlerimize ve Türkiye’nin hızla gelişen dinamik iş ortamına büyük ilgi duyduklarını müşahede ettik. Önümüzdeki dönemde büyük projelere, geleneksel şirketlerimize olduğu kadar start-up firmalarımıza, kuluçka merkezlerimize ve teknoparklarımıza da yatırımcı olarak katkıda bulunmak istiyorlar. Bu süreçte biz de kendilerine gereken her türlü desteği vermeye hazır olduğumuzu ifade ettik"

Yeni ufuklar için önemli bir aşama
"Ayrıca Dubai’de Birleşik Arap Emirlikleri Devlet Başkan Yardımcısı, Başbakan ve Dubai Emiri kıymetli kardeşim Şeyh Muhammed bin Raşid Al Maktum ile de bir araya geldik. Kendisiyle kapsamlı bir görüşme gerçekleştirdik. Türk müteşebbislerin Dubai’nin ekonomik ve ticari gelişimine sağladıkları katkının artarak sürmesi için atılabilecek adımlar konusunda fikir alışverişinde bulunduk.

Keza EXPO 2020 Dubai sergi alanında Türkiye Milli Günü etkinliklerine iştirak ettik. Temaslarım arasında en önemlilerinden biri olan gençlerle buluşmamızda umut ve heyecan dolu, yüksek enerjili bir sohbet gerçekleştirdik. Ardından Azerbaycan reyonunu gezme ve burada Azerbaycan’ın meşhur sanatçılarını dinleme fırsatım oldu.
Ziyaretimin Birleşik Arap Emirlikleri ile iş birliğimizin güçlü bir ivmeyle yeni ufuklara taşınması bakımından önemli bir aşama teşkil ettiğine inanıyorum. Ortak çıkarlarımız ve bölgemizin istikbali için bu gayreti, karşılıklı saygı ve güven temelinde sürdürmekte kararlıyız.

Ziyaretimiz süresince Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki kardeşlerimizden büyük muhabbet ve yakınlık gördüğümü özellikle dile getirmek istiyorum"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha sonra gazetecilerin gündemle ilgili sorularını yanıtladı:

Suudi Arabistan’la olumlu istikamet
- Birleşik Arap Emirlikleri ile ilişkilerde yeni bir dönemin başladığını anlıyoruz. Aynı çerçevede Suudi Arabistan ile de benzer bir yakınlaşma olacağı yönünde haberler çıkmıştı. Yakın zamanda bir Riyad ziyareti söz konusu mu? Oradaki görüşmeler nasıl ilerliyor? Bir de İsrail Cumhurbaşkanı da mart başında Türkiye’ye geliyor. Bu ziyaretten beklentileriniz nelerdir?

"Biz Suudi Arabistan’la da olumlu diyalogumuzu sürdürüyoruz. Önümüzdeki dönemde somut adımlarla ilerleme arzusundayız. Suudi Arabistan ile bu süreci olumlu istikamette geliştirelim istiyoruz. İsrail Cumhurbaşkanı Sayın Herzog’la da muhtelif vesilelerle olumlu telefon görüşmeleri gerçekleştirmiştik. Kendisinin mart ayında ülkemize bir ziyareti öngörülüyor. Tabii bu ziyareti olumlu karşılıyoruz. İnşallah uzun bir aradan sonra böyle bir adımın atılması Türkiye-İsrail ilişkileri açısından iyi olacaktır"

'Savaş, hayra alamet değildir'
- Tırmandırılan bir Ukrayna-Rusya krizi var. Son günlerde özellikle Avrupa ve ABD’nin -hatta yön vererek- işgal noktasında sürekli tansiyonu yüksek tutmaları söz konusu. Batı’nın bu tutumunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Sizin de Sayın Zelenski ile görüşmeniz olmuştu. Sayın Putin ile görüşmeniz, değerlendirmeniz olacak mı? Olası bir işgal, Türkiye'yi nasıl etkiler?

"Sayın Zelenski, kendisiyle yaptığımız görüşmede, ‘Putin, Zelenski, Erdoğan’ olarak yapılacak üçlü bir görüşmeye olumlu yaklaştığını ifade etti. Sayın Putin’in de bu konuya olumlu yaklaşması halinde İstanbul veya Ankara’da bir araya gelmeyi inşallah gerçekleştirebiliriz. Bu arada da Sayın Putin ile telefon diplomasisi yapmak suretiyle buna nasıl baktığını kendisinden öğrenmek isteyeceğim. Buna göre de işi takip etme gayreti içerisinde olacağız. Zira bölgede gerçekten bir savaş çıkması hayra alamet değildir. Böyle bir şey bölgenin sağlığı açısından isabetli olmaz"

Sessiz kalmamız mümkün değil
- Yunanistan’ın Ege Denizi’ndeki adaları silahlandırması sorunu üzerinden Türkiye ve Yunanistan arasında bir gerilim var. Son olarak Türkiye’nin ‘Yunanistan bundan vazgeçmezse bu adaların egemenliği tartışılır” sözlerine Atina’dan yanıt geldi, “Bu suçlamaları reddediyoruz” deniliyor. Netleştirmek adına; bizim itirazımız ne? Silahlandırma sürerse Türkiye’nin Atina’ya karşı ne tür adımları olabilir?

"Silahsızlandırılmış statüde bulunan adalarda anlaşmalara aykırı olarak yürütülen askeri faaliyetlere sessiz kalmamız mümkün değil. Nitekim bu konuyu BM’nin gündemine taşıdık.

Önümüzdeki dönemde de gündemde tutmayı sürdüreceğiz. Bu konuda ayrıca Bakanımız bunlara bir uyarıda bulundu. Fakat Yunanistan’ın bu işi böyle devam ettirmesi halinde tabii ki gerekli olan neyse bu uyarıyı biz de en üst düzeyde yaparız. Çünkü malum, adalar konusu hep tartışmalıdır. Bizi bu tartışmalı konuları gündeme getirme mecburiyetinde bırakabilirler. Bunun için de Bakanım ‘Bizi bu konuları tartışmaya açmak zorunda bırakmasınlar’ diye onlara alt düzeyden bir uyarı yaptı. Hayırlı da oldu"

'Can alıcı hareketlilik olacak'
- Son dönemde Türkiye ile Orta Doğu ülkeleri arasındaki ilişkiler ivme kazandı ama yakın zamanda Batılı bir ülkeye, özellikle Avrupa Birliği ülkelerine herhangi bir ziyaret olacak mı? Mültecilerle ilgili daha önce başlatılan bir süreç var. Bu anlamda görüşmeler devam edecek mi? Bununla ilgili Avrupa Birliği’nden Türkiye’ye yardım konusunda yeni bir taahhüt söz konusu mu? Bir de yakın zamanda kıyafetlerine el konarak sınır dışı edilen ve Yunanistan sınırında donarak ölen mültecilerin sayısı arttı. Buna yönelik yorumunuz nedir?

"Özellikle Yunanistan sınırında 19 insanın donarak ölmesi yenilir yutulur bir olay değil. Tabii biz bunu Avrupalılara her halükârda duyuruyoruz. Elbette göçmenler için kendi yaptıklarımızı da duyuruyoruz. Bundan sonra da yine duyurmaya devam edeceğiz. Diğer taraftan, Avrupa’da görüşme yapalım diyen devlet başkanları var. Onlarla da belki bu hafta veya önümüzdeki hafta içerisinde video konferans görüşmeleri yapmaya devam edeceğiz. Bu arada mesela Hazine ve Maliye Bakanımızın bir İngiltere seyahati oldu ve buradaki görüşmeleri çok çok verimli geçti. Tabii Ukrayna ve Birleşik Arap Emirlikleri’ne gerçekleştirdiğimiz ziyaretlerimizin yanı sıra yakın bir zamanda gerek İsrail’in Türkiye’ye yapacağı ziyaret gerekse bizim Senegal ve Kongo’ya yapacağımız ziyaretler de önümüzdeki dönemin en can alıcı hareketliliği olacak.

Temennimiz o ki bu ziyaretleri verimli bir şekilde sürdürmeye devam edelim. Bu konuda ilgili bakan arkadaşlarımız da yeni ziyaretlerini sürdürmeye devam edecekler. Örneğin önümüzde bir Münih Konferansı var. Münih Konferansı’na Dışişleri Bakanımız katılıyor, orada bazı görüşmeler yapacaklar. Bunun dışında, Cumhurbaşkanlığı Sözcümüz İbrahim Kalın ve Dışişleri Bakan Yardımcımız Sedat Önal’ın bir İsrail ziyareti olacak. Sayın Herzog'un ülkemize planlanan ziyaretinin hazırlıklarını ele alacaklar. Bu trafiği biz bu şekilde devam ettiriyoruz"

'Diplomatik çözümden yanayız'
- Macron, Putin ile bir görüşme yaptı ve sonrasında dünya çalkalandı, özellikle sosyal medyada Macron’a yönelik muamele çok konuşuldu. Bu konudaki değerlendirmenizi merak ediyorum. Bu gerçekten de sizin “Avrupa’da bu krizi çözecek lider yok” ifadenizin bir anlamda teyidi mi oldu?

"Sayın Putin ve Macron’un görüşmesinde ortaya çıkan görüntünün ne anlama geldiği hususunda bizim ilave bir yorum yapmamıza esasen gerek bulunmuyor. Biz Ukrayna-Rusya arasındaki krizin diplomatik ve barışçıl yollarla çözüme kavuşması için üzerimize düşen sorumluluğu samimi bir şekilde yerine getirmeye çalışıyoruz. Gerek Sayın Putin’le gerek Sayın Zelenski’yle yakın bir diyalog ve iş birliği içindeyiz. Bunun tansiyonun düşürülmesi için kullanılabilecek önemli bir imkân olduğunu düşünüyorum"

'Libya’dan geri durmayız'
- Libya’daki son gelişmeler ciddi endişe verici. Son olarak Ulusal Birlik Hükümeti Başbakanı Dibeybe’ye bir suikast girişimi oldu. Tobruk’taki Temsilciler Meclisi ile uluslararası meşruiyeti olan yönetim arasında kriz yaşanıyor. Libya’da Türkiye’nin sahada ve masada oyun değiştirici rolü sayesinde bir kazanım elde edilmişti. Bunun devam etmesi adına Türkiye yeniden ağırlığını koyacak mı? Türkiye’nin bundan sonra atacağı adımlar neler olacak? Bugün Birleşik Arap Emirlikleri’nin de Libya’da bir anlamda Türkiye’ye muhalefet eden politikalarından geri adım attığını duyduk. Daha kolaylaşacak mı bundan sonraki süreç, yoksa zorlaşacak mı?

"Şu anda Libya’da bizim geri durmamız söz konusu değil. Libya’ya başından itibaren elimizden gelen her türlü desteği nasıl verdiysek, bundan sonraki süreçte de elimizden gelen desteği vermeye gayret edeceğiz. Bütün mesele, Libya’da liderler seviyesinde bir süreci takip etmek mi; yoksa Libya halkının müreffeh, huzurlu bir geleceğini sağlayacak bir seçime yardımcı olmak mı? Biz ikinciyi tercih ediyoruz. İstiyoruz ki öyle bir seçim yapılsın ki bu seçimle beraber Libya halkı hakikaten istediği, arzu ettiği bir yönetim biçimine kavuşsun. Şu anda bunun arayışı içerisindeyiz. Tabii Sayın Dibeybe’ye karşı yapılan girişim üzücüdür. Diğer taraftan burada Fethi Başağa da adaylığını açıkladı.

Bizim Fethi Başağa ile olan münasebetlerimiz iyidir. Öbür tarafta Dibeybe ile de iyidir. Bunun yanında yine Halid el-Mişri ile de münasebetlerimiz iyidir. Bütün mesele, Libya halkının burada tercihini kimden yana yapacağı, nasıl yapacağıdır. İnşallah en kısa zamanda hayırlısıyla bir neticeye varılmasını arzu ediyoruz. Fakat burada bir geçici yönetim mantığı var. Bu geçici yönetim mantığında da işte 1,5 yıllık bir hükümet kurulsun deniliyor. Ben böyle bir yaklaşımı Libya için doğru bulmuyorum. Burada adam gibi bir seçim yapılmalı ki Libya bu noktada güçlü bir yönetim kadrosuyla uzun süreli bir adımı atmış olsun"

'Kabinede açıklayacağız'
- Kabinenin ve sizin elektrik faturalarıyla ilgili çalışmalarınız olduğunu biliyoruz. Herhalde Kabine toplantısında da bu konu gündeme gelecek. Sayın Bahçeli, partisinin grup toplantısında, ‘Elektrik dağıtımı devlet eliyle yapılsın, vergi yükü azaltılsın’ önerisinde bulundu. Paketin içeriği netleşti mi? Bir de Kemal Kılıçdaroğlu, ‘İndirim yapılana kadar elektrik faturamı ödemeyeceğim’ dedi. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

"Bir siyasi partinin genel başkanı, ‘Ben elektrik faturasını ödemeyeceğim’ diyorsa bu ne anlama gelir? Sen elektrik faturanı ödemediğin zaman yapılacak işlem nedir? Elektriğin kesilmesidir. Diğer taraftan bu konuyla ilgili Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığımız hazırlıklarını yapıyor. İnşallah Kabine Toplantısı'nda etraflıca görüşeceğiz ve ondan sonra da açıklamamızı bütün detaylarıyla yapacağız"

'HDP’yi çıldırtıyorlar'
- 6 muhalefet lideri bir toplantı yaptı. ‘Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi keyfi ve kural tanımaz bir sistem’ dediler ve bunun yerine Güçlendirilmiş Parlamenter Sistemini istediler. Bununla ilgili mutabakat metnini de 28 Şubat’ta yayınlayacaklarını söylediler. Bu konuda görüşleriniz nedir?

"Bir defa Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemini bu milletin kendisi getirmiştir. Bunu kabul etmeyenler en başta millet iradesine saygısızlık yapıyor demektir. Tabii bunların bir araya gelmeleri manidar. Niye 28 Şubat? Bu da garip. Öbür taraftan HDP’yi çıldırtıyorlar. Oldu olacak onu da alın yanınıza. Bunlar daha çok bir araya gelirler ama bunlardan bir şey çıkmaz.

Biz ise Cumhur İttifakı olarak; AK Parti, Milliyetçi Hareket Partisi, Büyük Birlik Partisi olarak emin adımlarla kararlı bir şekilde yolumuza devam ediyoruz, devam edeceğiz. Hazırlıklarımızı buna göre yapıyoruz. Vatandaşlarımızın herhangi bir sıkıntı çekmesine sebebiyet verecek adımlara fırsat vermeyiz.

Zaman zaman ekonomi ile alakalı konularda yalan yanlış konuşuyorlar. Ama gerek elektrik konusunda gerek diğer konularda, bunların hiçbirine biz vatandaşımızı ezdirmeyeceğiz ve vatandaşlarımızla geleceğe yönelik adımlarımızı kararlı bir şekilde atmaya devam edeceğiz"

'Haşa, tabanım müsaade etmez'
- İleride bu 6 muhalefet partisinden Cumhur İttifakı ile birlikte olmak isteyenlere kapınız açık mı?

"Haşa. Öyle bir şey olur mu? Böyle bir şeye benim kendi tabanım da müsaade etmez"

- Siyasi Partiler ve Seçim Kanununda değişiklik öngören çalışma yürütülüyor. Bu çalışmaya son şekli verildi mi? Sizin önünüze geldi mi? Ana hatlarını paylaşabilir misiniz? Meclis gündemine ne zaman gelir?

"Bu konuyla ilgili arkadaşlarımızın hazırladığı taslak metni Sayın Bahçeli’ye takdim ettim. Fethi Bey ile Hayati Bey çalışmalarını sürdürüyorlar. Büyük Birlik Partisi’nin yapmış olduğu çalışma da zaten önlerine gelmişti. Çok kısa bir zaman içerisinde nihai kararı verip ona göre de adımı atabiliriz. Bu noktada herhangi bir sıkıntı söz konusu değil"

'Yüzde 7 ek indirim bekliyoruz'
- Cumartesi günü enflasyonla mücadele yolunda çok önemli bir karar açıkladınız. Gıda ürünlerinde KDV yüzde 1’e düşürüldü. Ancak özellikle marketlerde gıda ürünlerinde uygulamada bir sıkıntı olduğuna dair genel bir kanaat var. Özellikle zincir marketler cephesinde ilginç şeyler oldu. Örneğin KDV indirimi öncesi 30’lu bir koli yumurta 38,90 liradan satılıyordu. Açıklama sonrası aynı gün içinde aynı yumurta 45,90 liraya çekildi. Pazartesi günü zincir marketler yaptıkları 7 lira zammı, 3’er lira geri çektiler, toplamda koli başına 4’er lira zam yaptılar. Toplamda 50 bin şubesi bulunan bu zincir marketlerin organize hareket etmesi maddi anlamda bir milli güvenlik sorunu teşkil etmiyor mu? Enflasyonla Mücadele Timi kurulacağını söylemiştiniz. Bu tim enflasyonla mücadelede başarılı olabilir mi? Esnaf çocuğu bir gazeteci olarak biraz endişeliyim.

"Bir defa hiç endişeli olmayın. Şu an itibarıyla gerek Hazine ve Maliye Bakanlığımız gerek Ticaret Bakanlığımız bunları yakın markaja almış durumda. Bazı ürünlerde KDV indirimi sonrası fiyatlar belli oranlarda geri gelmiş görünüyor. Öyle veya böyle inecek. Ben tabii Hazine ve Maliye Bakanımıza ‘Süratle bunların üzerine gitmeniz gerekiyor’ dedim. Onların patronlarıyla da bizzat Nureddin Bey görüşmek suretiyle bunların üzerine gitmeye ve bir de bunları teftişe devam edeceğiz.

Biz devlet olarak temel gıda ürünlerinde KDV’yi yüzde 8’den yüzde 1’e indirdik ama bir de dedik ki siz de indireceksiniz. ‘Biz nasıl KDV’yi 7 puan indirdiysek, buna ek olarak sizden de burada en az yüzde 7 fiyat indirimi bekliyoruz’ dedik. Ki bu toplamda 14 puan eder. Onlardan da daha sonra bu istikamette açıklamalar aldık. Şimdi bu devam etmezse biz bunların üzerine çok farklı bir şekilde gideceğiz. Bir defa vatandaşımızı bunlara ezdirmeyeceğiz. Bunların üzerine üzerine gideceğiz. Böylece meyveydi, sebzeydi, hububattı, yumurtaydı, süt ve süt mamulleriydi aklınıza ne gelirse, tüm temel gıda ürünlerinde gerekli olanı yapacağız. Şurada 1-2 ay içerisinde bu rafların nasıl düzeldiğini hep beraber göreceğiz. Hiç endişeniz olmasın"

Sosyal medya yasası çalışması: Sessiz kalmak olmaz
- 2021’in ağustos ayından beri bir Sosyal Medya Yasası çalışması yapıldığını biliyoruz. Almanya modeli konuşulmuştu. Dezenformasyon ve sahte haberlerin sonu gelmiyor. Özellikle kimliksiz hesapların oluşturduğu tahribat söz konusu. Sahte hesaplardan yalan, dezenformasyon, itibar suikastı, iftira gibi suçlar işleniyor. Kamuoyunda bir rahatsızlık söz konusu. Bu yasa çalışması ne zaman Meclis’e gelir? Bu yalan ve dezenformasyonun önüne nasıl geçilir?

"Öncelikle sosyal medya elbette ciddi bir imkân. Ama bu imkânın dezenformasyon ve yalan haberle gerek kişilik haklarını gerek toplum huzurunu gerek ülke güvenliğini tehdit eder şekilde kullanılmasına sessiz kalmak da söz konusu olamaz. Geldiğimiz nokta, dezenformasyonla daha etkin mücadele etmek adına yeni kanuni düzenlemeler yapmayı zaruri kıldı. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığımız teknik çalışmalarını tamamladı. Ardından da Meclis’te AK Parti Grubumuz bu çalışmayı tekâmül ettirmek üzere çalıştı. Ortaya çıkan metin üzerinde Fuat Oktay Bey’in başkanlığında arkadaşlarımız toplantılar gerçekleştirdi. İçişleri Bakanımız, Adalet Bakanımız, İletişim Başkanımız ve ilgili kurum kuruluşlarımızın yöneticileri de çalışma toplantılarında yer aldı. Son toplantıyı da inşallah pazartesi günü gerçekleştirecekler. Çalışmalarda sona gelindi diyebiliriz. Ardından bu süreç Meclis’e geçecek ve orada tamamlanacak. Tabii bu çalışmada üç ana unsur var.

Her şeyden önce yalan haberin, dezenformasyonun yayılmasını, sistematik bir şekilde yaygınlaşmasını engelleyecek bir düzenlemeden söz ediyoruz. İkincisi, yoğunlukla sosyal medya üzerinden gerçekleştirilen dezenformasyon faaliyetlerine karşı sosyal ağ sağlayıcılarına, sosyal medya şirketlerine ve kullanıcılarına yönelik yeni düzenlemeler ve sorumluluklar gelmiş olacak. Üçüncüsü de internet haber sitelerine yine dezenformasyonu önleme adına bazı sorumluluklar getirilecek. Dezenformasyonla mücadele ile ilgili adımları kararlı ve süratli bir şekilde takip ediyoruz ve gerekli adımları da atacağız” 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

KAYNAK: Ajanslar

CHP lideri Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında konuştu. Kılıçdaroğlu, 6 liderin buluşmasıyla alakalı "Biz tüm iftiralara rağmen bir araya geldik. Bizi bir araya getiren vatan sevgisi. Biz haksızlığın hukuksuzluğun olmadığı bir ülke istiyoruz" diye konuştu...

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında konuştu.

--Gazetecilerin sorunları,

--Isparta'daki elektrik kesintisinin yarattığı mağduriyet,

--zamlar ve KDV indirimine yönelik açıklamalarda bulunan CHP lideri, gündemden düşmeyen 6 muhalefet liderinin buluşmasına ilişkin ise "Biz tüm iftiralara rağmen bir araya geldik. Bizi bir araya getiren vatan sevgisi. Biz haksızlığın hukuksuzluğun olmadığı bir ülke istiyoruz" ifadelerinde bulundu.

 

'GAZETECİLERİN SORUNLARINA ÇÖZÜM BULUNMALI'...

vatan sevgisi ve kılıçdaroğlu 2 33354

Kılıçdaroğlu'nun konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

"Medya bizim sesimizdir ama medya sesini çıkarmasın, yalnızca iktidara yaranıyorsa her türlü kaynak sağlansın durumunda. Gazetecinin temel görevi doğruları yazmaktır. Gazeteciler Konfederasyonu bize bir rapor sundular. Enflasyon ve kurla beraber kağıt, mürekkep fahiş zamlandı. 119 gazete kapandı son dönemde, yani 119 gazetenin çalışanları işsiz kaldı. Basın İlan Kurumu var, 1 yılda toplanmıyor 3 ayda bir toplanması gerekirken. Tarife çok düşük. Bunlara çare bulunmalı, destek olunmalı diyorlar.

'ONURLU GAZETECİLERE MİNNET BORCUMUZ VAR'...

Basın İlan Kurumu'na baskı kuruluyor. Yeni Asya Gazetesi'ne ilan vermiyorlar 117 gündür. Ama gazete çalışanları biz onurluyuz diyorlar. Onurlu gazetecilere bizim minnet borcumuz var. Evrensel Gazetesi de cezalandırılıyor. İlanların nereye aktığını biliyoruz.

'SİYASET, MEFYA VE DEVLET ÜÇGENİNDE ÇİRKİN İLİŞKİLER VAR'...

Gazetecilerin de bir meslek yasasının olması gerekiyor. Bunu da bize söylediler. Siyaset, mafya ve medya üçgeninde çirkin ilişkiler var. Bugün bu yasanın çıkmaması devletten kaynakla beslenip mafyayla ilişkileri olanları besliyor. Havuz medyası kendilerini gazeteci diye tanıtıyor ama değiller. Gerçek gazeteciler bunu biliyor.

'GERÇEK GAZETECİLER BASIN KARTI ALAMIYOR'...

Doğru haberlere erişim engeli geliyor. Doğru haberler okunmasın diyorlar. Basın kartı alamıyorlar gerçek gazeteciler. Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi kalemini satmayan gerçek gazetecilere basın kartı vermiyor. Gazetecilik yapmak için basın kartı olma zorunluluğu yoktur. Kart sahibi olmayan da fikrini hürce ifade edebilir diyor savunmada da. Basın kartı verilmeyince ne oluyor? Birçok organizasyona giremiyorlar. Eğer gazetecilik yasası istiyorsanız ittifakı yakından izleyeceksiniz, destekleyeceksiniz demiyorum bakın, izleyeceksiniz.

 'YELİZ, SUÇU CHP'YE ATTI'...

Geçtiğimiz hafta Isparta'da vahim bir olay yaşandı. Elektrik kesintisiyle vatandaşlar mağdur oldu. Genç il başkanımız oradaydı. Vekillerimiz oradaydı. Gerçi Yeliz dediğimiz arkadaş bunun sorumlusunu buldu, CHP'dir dedi. Tek bir şey öğrenmişler, ne olursa olsun CHP'yi suçlayacaksın başka bir şey yok ellerinde. CHP'yi de eleştir, mesela CHP'li vekillerin orada ne işi var? Önce biz gitmeliydik diyebilirdi.

'ISPARTALI VATANDAŞLARIMIZIN TAZMİNAT HAKKI VAR'...

Ispartalı vatandaşlarımıza sesleniyorum: Yönetmeliğe göre 24 saatten fazla elektrik kesintisi olursa bütün vatandaşların tazminat alma hakkı var. Baroya başvurun, böyle bir hakkınız var. Aslında daha dava açılmadan size ödemeleri gerekiyor ama bunlar ödemez. Avukat tutamıyorsanız biz ödeyeceğiz, biz halkın partisiyiz. Olağanüstü bir durum deyip geçemezler. İstanbul'da da oldu ama tazminat ödendi. Ayrıca Ramazan Nazlı adlı vatandaşımız öldü. Tüm ailesine, yakınlarına baş sağlığı diyoruz. Acılı aileyi alıp kaymakamlığa götürüp kalp krizi geçirdi açıklaması yaptırdı. Sonra otopsi raporu geldi; donmaya bağlı kalp krizi. Kaymakama soruyorum; o aileyi nasıl oraya çıkardın, nasıl bunları söylettin? Yanlarında doktor var mıydı?

'ZAMLARI DEVLET DEĞİL, DEVLETİ YÖNETEN AK PARTİ YAPTI'...

Zamlar aldı başını gidiyor. Derler ya, iğneden ipliğe zam. Hakikaten öyle oldu. Kışın ortasında elektriğe yüzde 100 zam yapar mısınız? Bir video yayınladık. Bizzat Erdoğan'ın imzasıyla bu zamlar geri çekilmeden elektrik faturamı ödemeyeceğim dedim. Bakın ödeyemem değil, ödemeyeceğim. Arkasından da Mahir Ünal diyor ki, elektrik zamlarını devlet yapmadı. Doğru, devleti yöneten AK Parti yaptı. Ama beşli çeteye karşı çıkmıyor. Onların yanında, tek kelime etmiyor. Özelleşti bunlar, siz yaptınız. Suçlanan kim? Kılıçdaroğlu.

'SİZİN FERİŞTAHINIZ GELSE BEN DONMAM'...

Özgür Özel beni aradı, bu fatura ödememe kararınızı hepimiz parti olarak mı uygulayacağız dedi. Hayır dedim. Benim ödeyemeyen ailenin acısını geniş kitlelere duyurmam lazım dedim. Çünkü elektrik faturasını ödeyemeyen vatandaşın sesini çıkaracağı alan bırakmadınız. Bu insan gazeteye nasıl ulaşacak, gazete nasıl yayınlayacak? Siz beni donmakla mı korkutuyorsunuz? Sizin feriştahınız gelse ben donmam.

'İKTİSADA YENİ BİR TEORİ KAZANDIRDILAR'...

128 milyar doları sattılar, dolar düştü mü? Hayır, değeri düşen para TL oldu. Baktılar beceremediler, MB politika faizini indirsin, kur düşer dediler. Erdoğan bunu söyleyince herkes alkışladı herhalde çünkü iktisada yeni bir teori kazandırdılar. Ama başka hiçbir faiz düşmedi. İhraç ettikleri malların çoğu ithalat. Elektriği kestiler, üretim sorunu çıktı bir de orada. Baktılar ne yapsak olmuyor, dediler doları sabit tutalım. Kur korumalı mevduat açalım dediler, dolar düştü. Ama mazotun fiyatı düşmedi mesela. Paranızı getirin TL olarak bankaya yatırın dedi, garanti etti. vergi muafiyeti getirdi. Yani fakirden alıp zengine verdi.

'DENEMEYLE DEVLET YÖNETİLMEZ, LABORATUVAR DEĞİL BU'...

Yüzde 1 KDV indirimi yaptı. Ama esnaf yüzde 8'i cebinden ödedi. Sen onu veriyor musun? Zaten sattığını yerine koyamıyor adam. Fiyat istikrarını koruyan kurum Merkez Bankası'dır ve bu yetki ondan alınmıştır. Sonuç fiyat istikrarı sağlanamadı, enflasyon düşmedi, cari açık azalmadı, dolar düşünce benzin fiyatı düşmedi. Denemeyle devlet yönetilmez. Laboratuvar değil bu. Bu kadar Merkez Bankası, TÜİK başkanı değişiyorsa sen yönetemiyorsundur.

'6 PARTİ BU TABLOYU DÜZELTECEĞİZ'...

Altı parti buluştuk, bizi yan yana getiren neydi? Farklı partileriz, programlarımız farklı. Çünkü biz gençlerin yurt dışına kaçma isteğini, ekonomik durumu gördük. Batırdılar her şeyi bunlar, Türkiye'yi dilenci yaptılar. Biz milli mücadeleyi böyle yapmadık. Dün şerefsiz dediklerine bugün kendileri gidiyor. 6 partinin genel başkanı bu tabloyu düzeltmeye kararlıyız. Biz ülkemizde işsizlik istemiyoruz. Adalet, özgürlük, din ve vicdan özgürlüğü istiyoruz. Hızla büyüyen bir ülke olmak istiyoruz. Gazetecilerin, aydınların içeri atıldığı bir ülke değil, ifade özgürlüğü istiyoruz.

'BİZİ BİR ARAYA GETİREN VATAN SEVGİSİ'...

6 başkan bir bildiri imzaladık ve bunu kamuoyuyla paylaştık. Bütün vatandaşlara şunu söylemek istiyorum; iyi ki bu ülkede muhalefet var. İktidar her yönetimde olur ama muhalefet sadece demokratik yönetimlerde oldu. Biz tüm iftiralara rağmen bir araya geldik. Bizi bir araya getiren vatan sevgisi. Biz haksızlığın hukuksuzluğun olmadığı bir ülke istiyoruz. Parlamentonun saygınlığının olmasını istiyoruz. Eğer emekliler ikramiye oluyorsa, faturalardan TRT payı kaldırıldıysa bunlar muhalefetin gücüdür. Bizim gücümüzdür.

'İNTİKAM DUYGUSUYLA DEĞİL, DEMOKRASİYLE HESAP SORACAĞIZ'...

Panikle hareket ediyorlar ama iyilikten korkulmaz, yaptıklarından dolayı korkuyorlar. Tüyü bitmemiş yetimin hakkını soracağız. Ama biz intikam duygusuyla hareket etmeyeceğiz, demokrasiyle hesap soracağız. 28 Şubat 13.30'da 6 lider buluşacağız. Her şeyi düzelteceğiz. Ekonomiyi ayağa kaldıracağız. Ne ezen, ne ezilen, insanca hakça bir düzen inşa edeceğiz. Adaleti sağlayacağız. 6 lider olarak ahdettik. Altında imzamız olduğu o belgeyi saklayın, torunlarınıza gösterin. Ona deyin ki, şu an sen böyle düzgünce yaşıyorsan, işte bu başkanlar sayesinde diyeceksiniz." 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

KAYNAK: Ajanslar

Gazeteler

Designed by: Masoud