Siyaset
- Kategori: Siyaset
- Gösterim: 7065
Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak'ın yabancı yatırımcılara yönelik konuşması, İstanbul'daki yerel seçim süreci ve Finlandiya'daki seçim sonucu bugünkü Alman gazetelerinde yer alan yorum konularından.
Die Welt gazetesinde Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak'ın IMF ve Dünya Bankası Bahar Toplantıları'ndaki performansı değerlendiriliyor. Holger Zschaepitz imzalı yorumun başlığı "Erdoğan'ın damadı kendini yatırımcılara rezil etti" başlığını taşıyor:
"Washigton'a gelenler arasında Türkiye Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak da vardı. Yüzlerce yatırımcıya derin bir değer kaybı krizi yaşayan Türk parasında gidişatı tersine çevirmek için hazırladığı ekonomik programını anlattı. Ancak sunumunun ikna edici olmağını mali piyasaların tepkisi de gösterdi. Albayrak'ın elit Park Hyatt otelinin balo salonundaki konuşmasının ardından lira, dolar karşısında yüzde 2 değer kaybetti. Bu yıl başından beri TL'nin dolar kaybı toplamda yüzde 9'u buluyor. Toplantıya katılan yatırımcılar, Albayrak'ın performansını 'şimdiye kadar üst düzey bir hükümet temsilcisi tarafından yapılan en kötü sunum' olarak tanımladı. Axios haber ajansına konuşan ve kalkınmanın eşiğindeki ülkelerden sorumlu bir fon yöneticisi Albayrak'ın sunumu hakkında 'berbat bir şovdu' yorumunu yaptı. Yönetici "Daha önce hiç bu kadar kötü hazırlanmış bir hükümet temsilcisi görmemiştim” dedi. Albayrak'ın yabancı yatırımcıların kaygılarını gideremediğini, enflasyon ve kamu borcunun nasıl kontrol altına alınacağı, bankaların nasıl güçlendirileceği gibi önemli detayları açıklayamadığını söyledi. […] Türkiye yılın dördüncü çeyreğinden beri resesyonda. Devletin ekonomiyi büyük gider kalemleriyle destekleyecek bir program için pek fazla hareket alanı yok. Zira halihazırda TL'nin içinde bulunduğu kriz nedeniyle bankalar ve sistemin işleyişinde önemli büyük şirketleri ayakta tutmak için, çok para aktarılıyor. Yabancı yatırımcıya hiç olmadığı kadar büyük ihtiyaç var ve mümkün olduğu kadar da ülkeye çekilmesi gerekiyor. […] Ancak Ankara'da açıklanan ekonomi programı uzmanların beklentilerinin çok altında kaldı."
Süddeutsche Zeitung gazetesinin "Erdoğan Süper Lig'de” başlığını taşıyan yazsındaysa, "İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerinin futbol stadlarına ulaştığı" yorumu yapılıyor:
"Cumartesi günü 48 yaşındaki siyasetçi (Ekrem İmamoğlu) Beşiktaş tirübünlerinde otururken binlerce taraftar adeta bir penaltı atılıyormuşçasına bağırıyordu: Mazbatayı ver! İmamoğlu'na mazbatayı ver! Bunun ardından seçimlerde AKP'nin ortağı olan ultramilliyetçiler, İmamoğlu'nu kulübler arasındaki rekabeti siyasi bir ‘düşmanlığa' çevirmekle suçladı. İmamoğlu'nun yanıtı seçimler öncesinde İstanbul kulüplerinin maçlarına gideceği sözü verdiği şeklindeydi. Pazar günü de Fenerbahçe-Galatasaray derbisine gitti. Tribünlerde yine 'mazbatayı ver' sloganları vardı. […] Rakipler Pazar günkü maçta yaklaşık on dakikalık uzatma sonucunda berabere kaldı. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı yarışındaysa uzatmalara gidilip gidilmeyeceğine Yüksek Seçim Kurulu karar verecek."
Straubinger Tagblatt/Landshuter Zeitung ise Finlandiya'da aşırı sağcı partiyi az farkla geride bırakarak yüzde 17,7 oyla Sosyal Demokrat Parti'nin (SPD) zaferiyle sonuçlanan genel seçimleri değerlendiriyor:
"Finlandiya'da sağ popülist Jussi Halla-aho'nun partisi çok az farkla ikinci oldu. Bu da Avrupa Parlamentosu seçimleri için bir sinyal niteliği taşıyor. Avrupa korkulduğu gibi sağa kayacak mı? Finlandiya'da (sağ) popülistler muhtemelen hükümette yer alacak."
Kölner Stadt-Anzeiger gazetesi ise Finlandiya'daki seçimler üzerinden sosyal demokrasiye ilişkin şu yorumu yapıyor:
"SPD ortanın solundan bir şey çıkaramazdı. Serbest piyasa ekonomisinden, sınırların kalkmasından fayda sağlayan bu seçmen grupları, Yeşiller, Merkel'in Hristiyan Demokratları (CDU) ve FDP'nin bir bölümü ya da Sol Parti'yi Sosyal Demokratlarla karıştırıyor. Ancak sosyal anlamda alt gruplarda yer alanlarsa kendilerine yakın bir siyasi oluşum bulamıyor. Kendilerini ciddiye alınmıyor hissediyor hatta görmezden geliniyor düşüncesindeler. İşçi sınıfını kolladığı iddiasındaki sosyal demokrasi açısından seçmen potansiyeli işte tam da burada."
- Kategori: Siyaset
- Gösterim: 5387
Antalya’da iş dünyasının temsilcileri Muratpaşa’da yüzde 65’lik rekor bir oyla yeniden belediye başkanlığına seçilen Ümit Uysal’ı makamında ziyaret ederek seçim başarısı dolayısıyla kutladı.
Muratpaşa’da 2014 yerel seçimlerine göre oyunu yüzde 18.35 arttırarak birden fazla dönem aday olan belediye başkanları arasında en başarılılar listesinin en üst sırada yer alan Başkan Uysal’ı tebrik ve kutlama ziyaretleri devam ediyor.
Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Başkanı Davut Çetin, Yönetim Kurulu Üyeleri Ayhan Kızılsavaş, Cahit Şahin Meclis Divanı üyeleri Hatice Öz, Sedat Gümüş, Antalya Kadın Girişimciler Kurulu başkanları Serap Kocaoğlu’yla birlikte Başkan Uysal’ı ziyaret etti. ATSO Başkanı Çetin, Başkan Uysal’a yeniden seçilmesi dolayısıyla kutlarken, yeni döneme ilişkin başarı dileklerini iletti. Ziyaret dolayısıyla duyduğu memnuniyeti dile getiren Başkan Uysal, ATSO ve Antalya Kadın Girişimciler Kurulu’yla önemli çalışmaları hayata geçirdiklerini belirterek, yenide dönemde de bu işbirliklerinin devamını temenni ettiklerini dile getirdi. Antalya Ticaret Borsası (ATB) Başkanı Ali Çandır da ATB Meclis Başkanı Erdoğan Ekinci ve yönetim kurulu üyeleriyle birlikte Başkan Uysal’a hayırlı olsun ziyaretinde bulundu. Çandır, Başkan Uysal’a yeni döneminde başarı dileklerini iletti.
- Kategori: Siyaset
- Gösterim: 6809
Ak Parti Antalya Milletvekili ve TBMM Akdeniz Parlamenterler Asamblesi Komisyonu Başkanı Atay Uslu 15-22 Nisan Turizm Haftası nedeniyle bir mesaj yayınladı.
Milletvekili Atay Uslu mesajında;
Tarihi, kültürel mirası ve eşsiz doğal güzellikleri ile adeta bir açık hava müzesi gibi görünen Türkiye’nin bir turizm ülkesi olarak, artık markalaşma yolunda emin adımlarla ilerlediğini, ayrıca turizm sektörünün gelişmeye son derece açık ve geliştikçe kendisiyle beraber diğer alanların gelişimine de hız kazandıran öncü bir sektör olduğunu vurguladı.

TURİZMDE YENİ HEDEFİMİZ SAYI KADAR, TURİST BAŞINA KAZANCI ARTTIRMAK
Milletvekili Atay Uslu mesajına şöyle devam etti:
"Turizmin başkenti Antalyamıza Ocak, Şubat ve Mart aylarında gelen turist sayısı 571 bin 207’ye ulaştı. Mart ayı sonu itibariyle üç ayda gelen turist sayısı, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 25'lik artışla 571 bin 207 oldu.

2018 YILINDA TURİZMDE REKORLAR KIRILDI.
Turizm sektörü ve devlet olarak misafirlerimizi en iyi şekilde ağırlamak üzere tüm tedbirleri aldık. Turizm Sezonunun iyi geçmesi için yoğun çalışmalar yaptık, yapmaya devam ediyoruz. Çalışmalarımızı Sektör ile oteller, seyahat acentaları ile yoğun işbirliği ve istişare içerisinde devam ettiriyoruz.
Antalya olarak, geçtiğimiz yılı yaklaşık 14 milyon turisti ağırlayarak kapattık. 2018’de tüm zamanların rekorunu kıran Antalyamız’da, 2019 yılı için hedef 16 milyon yabancı turisti ağırlamak. Hem turist sayısında artış hem de turizm gelirlerinde artışı hedefliyoruz.

Yeni hedefimiz farklı konseptlerde turizmi geliştirerek, turist başına turizm gelirini yukarı çekmek. Bu hedefi hem Pazarı hem de turizm konseptini çeşitlendirerek gerçekleştireceğimizi biliyoruz ve bu amaçla çalışıyoruz.
Turizm Haftası’nı kutluyorum. Ye turizm sezonun Ülkemiz için, Antalyamız için güzel ve kazançlı geçmesi temenni ediyorum, sektörün paydaşlarına, değerli çalışanlarına ve yatırımcılarına başarılar diliyorum.
- Kategori: Siyaset
- Gösterim: 6965
Yerel seçimlerin ardından 8 Nisan’da mazbatasını alan Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek’e hayırlı olsun ziyaretleri devam ediyor. Makamı ziyaretçi akınına uğrayan Başkan Böcek, vatandaşlar başta olmak üzere, ziyarete gelenlerle tek tek ilgilenerek sohbet ediyor. Ziyarete gelenlere güzel dilekleri için teşekkür eden Başkan Böcek, “5 yıl Antalya’yı sizlerle birlikte yöneteceğiz. Her zaman birlik ve beraberlik içerisinde çalışmalarımızı sürdüreceğiz” dedi.
Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek, başkanlık koltuğuna oturmasının ardından yoğun mesaisine başladı. Belediye ile ilgili çalışmaların yanı sıra mesaisinin bir bölümünü de ziyaretlere ayıran Başkan Böcek, vatandaşların tebriklerini kabul ederken, aralarında milletvekilleri, eski belediye başkanları, kurum müdürlerinin de olduğu çok sayıda ziyaretçiyi makamında ağırlıyor.
Vatandaşlar yoğun ilgi gösteriyor
Hayırlı olsun ziyaretine gelenlere güzel dilekleri için teşekkür eden Başkan Böcek, vatandaşların fotoğraf taleplerini de geri çevirmiyor. Makamı ziyaretçi akınına uğrayan Başkan Böcek, Elmalı Belediye Başkanı Halil Öztürk, Eski Kültür ve Turizm Bakanı İbrahim Gürdal, Eski Milletvekili Osman Akman, Eski Antalya Büyükşehir Belediye Başkanları Bekir Kumbul ve Mustafa Akaydın’ı ağırladı.
İl Müdürlerinden “hayırlı olsun” ziyareti
Antalya’da görev yapan kamu kurumlarının il müdürleri de Bakan Böcek’i makamında ziyaret etti. Antalya Emniyet Müdürü Mehmet Murat Ulucan başta olmak üzere İl Müftüsü Osman Artan, Ticaret İl Müdürü Seval Yasak Dizerkonca, İl Milli Eğitim Müdürü Yüksel Arslan, İl Gençlik ve Spor Müdürü Burhanettin Hacıcaferoğlu, Sosyal Güvenlik İl Müdürü Nejat Deniz, TÜİK Antalya İl Müdürü Abdi Öncel, Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürü Veli Tekkanat, Tapu ve Kadastro Müdürü Funda Aydın Seymen, Meteoroloji 4. Bölge Müdürü Davut Öztürk de Başkan Böcek’e görevinde başarılar diledi.
Başkan Böcek güzel dilekler için teşekkür etti
Kendisine duyulan güvene ve gösterilen ilgiye teşekkür ederek memnuniyetini dile getiren Başkan Böcek, “Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne adım attığım ilk günden bu yana bizleri yalnız bırakmayan ve desteğini esirgemeyen tüm hemşerilerime teşekkür ediyorum. Yol arkadaşlarıma, sivil toplum kuruluşlarımızın temsilcilerine ve Antalya’da 5 yıl boyunca birlikte mesai yapacağımız kamu kurum ve kuruluşlarımızın temsilcilerine nazik ziyaretleri ve güzel dilekleri için teşekkür ediyorum. Antalya’ya hizmet etmek için yoğun mesaimize başladık. Gece gündüz demeden Antalya’mıza hizmet edebilmek için var gücümüzle çalışacağız” dedi.
- Kategori: Siyaset
- Gösterim: 7097
İBB'nin yeni Başkanı Ekrem İmamoğlu, CHP 2. Bölge Seçim Koordinasyon Merkezi'nde basın açıklaması yaptı. Yaşanan sürecin artık sona erdirilmesi gerektiğini vurgulayan İmamoğlu, ''sihirli formülü'' açıkladı: ''Sihirli formül 2H 1A. Yani hak, hukuk, adaletin kazandığı bir sürecin başlatıldığı bir dönem. Egemenliğin, kayıtsız şartsız milletin olduğunun her zaman bilinmesi gerekiyor. Bu ülkenin kuruluşunda, Hakimiyet-i Milliye'nin çok önemli bir ayağı vardır. Hakimiyet-i Milliye'ye zarar verirseniz, bu ülkeyi sakatlarsınız. O bakımdan lütfen bu ülkeyi koruyunuz. Hakimiyet-i Milliye'ye zarar vermeyiniz. Size uyarımdır, size çağrımdır. Ülkenin sorunlarına odaklarının. Ulusal ve uluslararası problemlere odaklanın. 2023'e kadar 82 milyon insan size yetki verdi. Yetkinizi bu ülkeye hizmete kullanın. İstanbul'un seçimlerini kazananın elini sıkın, tebrik edin. Beraber bu ülkeye ve bu millete hizmet edelim. Dileğim budur. Israrım ve arzum budur'' dedi.

SARIYER / İSTANBUL
İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, rakibi Binali Yıldırım'ın birçok TV kanalından 2 saat boyunca yayınlanan açıklamalarına, Sarıyer Huzur Mahallesi'ndeki 2. Bölge Seçim Koordinasyon Merkezi'nde yanıt verdi. Kameraların karşısına geçen İmamoğlu, şunları söyledi:
''Türkiye'ye sermaye akışı neredeyse durdu''
- Gerçekleri konuşmak lazım. İnsanların günlük hayatında neler yaşadıklarını konuşmak lazım. İnsanların günlük hayatta neler yaşadığını anlamak, bahsetmek, hissetmek tam da gerçekliktir. Bugün Esenler'de pazar ziyaretindeydim. Ve hissetmek için oradaydım. 'Acaba toplum ne yaşıyor?' Son 14 gündür toplum, işin neresinde, gündem ne? Bunu analiz etmek için oradaydım. Dolayısıyla bazı gerçekleri topluma aktarmak istiyorum. Türkiye'ye sermaye akışı neredeyse durdu. Sıfır noktasında. Hatta ülkeden tersine bir sermaye akışı başladı. Yurtdışına kaçıyor yatırımcılar. Şirketler ekonomik durgunluk ve finansal zorluklar nedeniyle özellikle mali sıkıntılar içinde konkordato ilanı, iflaslar şu an da belki de piyasanın en sıkıntılı zamanları. Bunu her gün yaşayan iş dünyası, iş insanları bize bu sıkıntıları aktarıyor.
''Ekonomik kriz, politik krizle bütünleşmiş durumda''
- Son 2 ayda dövizde yaklaşık yüzde 10'luk artış ve bunun baskısı bir çok fiyat ve zam artışını kapımıza getirdi. Sadece iki ayda bu artış ve sadece son 1 hafta da dolar karşısında Türk Lirası yüzde 3'e yakın değer kaybı. Hükümet ise ne yazık ki bu sorunlara ve bu sorunlara değil bu sorunların sonuçlarına yani semptomlara dönük öteleme peşinde. Başka bir arayış içinde. Ekonomik kriz, politik krizle bütünleşmiş durumda. Ne yazık ki sürecin çözümüne değil, kriz çıkararak krizi unutturma peşinde. Son TUİK verilerine göre, en acı noktalardan birisi. Bir yılda toplam işsiz sayısı 1 milyon 259 bin artış göstermiş. İşsiz sayısına eklenen kişi sayısı. İşsizlik oranı yüzde 3.9 artarak yüzde 14.7'ye çıktı. Son 10 yılın en büyük işsizlik oranı yaşanıyor. Daha acı bir şey genç işsizlik 6.8 puan artarak yüzde 26.7'ye yükseldi Türkiye'de. Bunun anlamı İstanbul'daki verilere göre konuşursak üç gençten biri işsiz. Toplam işsiz sayısı Türkiye'de 4 milyon 668 bin kişi. 5 milyona doğru giden bir işsiz sayısı var. Bu kadar acı bir durumda,
''Anlattıklarından siz bir şey anladınız mı?''
- Türkiye'nin bugün ekranlarını 2 saat boyunca işgal eden sözüm ona çok önemli bir hususu açıklayacağını düşündüğümüz sayın rakibimiz, iki saat boyunca somut bir delil, somut bir usulsüzlük, somut bir aykırılığı size anlattı mı? Ya da anlattıklarından siz bir şey anladınız mı? Ben anlamadım. Ama anladığım şeyler var. Özellikle sormam gereken sorular da var. Örneğin, 'Acelecilik yaptı' diyor benim için. Beni acelecilikle suçlayan rakibimiz tam bir yıldırım hızıyla saat 22.30 gibi '3 bin 870 oyla ben kazandım' dedi. Hayatımda bu kadar yıldırım hızıyla bir seçim kazananı görmedim. Hem de küçümsüyorlar ya 13-14 bin oyla sayısını, 3 bin 870 oyla kazandım dedi. 'Görmemişlik yaptı, ağırbaşlı olmadı' diyerek beni suçluyor. Seçimden 1 gün sonra hatta yarım gün sonra sabah itibariyle tüm İstanbul'a 'Gönül Belediyeciliği kazandı' diye afiş asan ben olsaydım görmemiş olurdum. Bir başka hata, iki saat içerisinde aktarılan yalan yanlış veriler, eksik veriler yanında uzman diye oturttuğu kişiler onu aldattığını söylediğim ve 'Ben olsam bir daha yüzüne bakmam' diye ifade ettiğim kişiler bugün bile itiraz günlerini dahi doğru veremediler. Aldatıldığını düşündüğüm sayın Yıldırım, aldatma konusunda iş birliği yaptığını düşünmeye başladım. Bugün anlattıklarından ve yanında oturtmasından dolayı.
''Bıkkınlığın göstergesi''
- Sayın Yıldırım'ın bıkkınlığı yüzünden her şeyi anlatıyordu bugün. Kendi iddialarını bile anlatamaması bıkkınlığının bir göstergesi. Kendi iddialarını madde madde anlatacağım. Üç başlıkta, hile ve usulsüzlük olduğunu iddia ediyorlar. Bir, sayımdan kaynaklanan usulsüzlük iddiası. İki, seçmen listelerinden kaynaklanan usulsüzlük iddiası. Üç, sandık kurullarından kaynaklanan usulsüzlük iddiası. Bir kere seçmen listeleri ve sandık kurullarıyla ilgili iddialar, seçim öncesi döneme aittir. Seçim öncesi döneme ait dememin sebebi şu: Sayın bakanlar çıktı, açıklama yaptılar, ''Türkiye, dünyanın en güvenilir seçim sistemine sahiptir'' diye. YSK, seçmen listeleri konusunda teminat verdi. ''Hiçbir şekilde taşıma ve hayali seçmen yoktur'' diye ulusa seslendiler ve teminat verdiler. Bizim, taşıma seçmen konusunda oluşan tüm kaygılarımızın birçoğunu reddettiler İstanbul'da.
''Seçimi kaybettik, ne uydurabiliriz!''
- Aynı evde, 11 kişiyi, 20 kişiyi nakleden anlayışı, biz bugünlerde anlattık belki ama, Büyükçekmece'de, Çekmeköy'de vesaire, biz aslında bu ihbarlarımızı seçim öncesinde itiraz sürecinde yaptığımızda bile birçoğu reddedildi. Usule uygun seçmen denildi, biz de kabul ettik. Bu iddialarda bulunan sayın rakibimizin, özellikle bu konuları dile getirmiş olması, seçim öncesi hiçbir işlem yapmamış olması ve seçimden sonra bunları tek tek açıklama, buradan bir şeyler elde etme çabasını anlayabilmek mümkün değildir. Bunun tek açıklaması, bu iddiaların seçimi kaybettikten sonra uydurulup, üretildiğidir. ''Seçimi kaybettik, ne uydurabiliriz, buradan tutturabilir miyiz'' demenin karşılığıdır. Böyle de olmuştur. Ama iddia üretimine maalesef Büyükçekmece'de birçok kamu kişileri de dahil edilmiştir, rencide edilmiştir. Emniyet mensuplarına ayıp edilmiştir. Suç ve suçlu yaratma çabası gösterilmiştir.
''Yok böyle bir usulsüzlük kardeşim''
- AK Parti'nin seçimden kaynaklanan usulsüzlük iddiaları. YSK, bütün oyların sayılması talebini reddetti. Demek istiyor ki, ''Yok böyle bir usulsüzlük kardeşim''. Gündemden kalktı. İkna edici gerekçe ve kanıt olmadığı için, tüm oyların yeniden tamamının sayılmasını reddettiğinden de konu kapanmıştır. YSK, ''Sayılmış oylar geçerlidir'' demesine rağmen, gerekçelerini ortaya koyarak yapılan başvurular gereği, geçersiz oylar yeniden sayılmıştır, sayılıyor. Ama yetinmediler, tekrar bir gerekçe üretmeye kalktılar, 57 sondaj sandığı sayıldı. Hatta bazı başvurulardan sonra, bazı ilçelerde oyların tamamı sayıldı. Bütün bu yapılan işlemlere rağmen, YSK'nın aldığı kararlara rağmen, Sayın Yıldırım'ın seçimi ''murdar'' ilan etmesi, çok net söylüyorum, hukuka saygısızlıktır. Kazanamadığı bir seçimi, ''murdar'' ilen etme gayretkeşliğidir. Hani hukuka saygı gerekirdi. Bana tavsiyelerde bulunuyor. Hani ağır başlı olmak gerekirdi. Hani YSK'ya saygı duymak gerekirdi. Hani devlet adamlığı bunu yapmayı gerektirirdi. Bir 2 saatlik konuşma içerisinde bile bu kadar tezatı bir arada görmedim.

''Reklam ajansınızla konuşun''
- Binali Bey, ''Neden geçersiz oylar benim lehime artmaktadır. Yanlışlık varsa, her iki adayın da oylarının aynı oranda artması gerekir. Bu da oylarımızın sandıkta iç edildiğini gösteriyor'' diyor. Binali Bey, kendi mantığını, kendi akıl yürütmesini hukuki gerekçe, kanıt ve delil zannediyor. Vay halimize. Ama işine gelir gibi konuşuyor. Kusura bakmayın. Reklam ajansınızla konuşun. Ha bire, ''Bas mührü AK Parti logosunda ampule'' diye ilan yapmışlar. Burada bir örneği var. Sıklıkla, geçersiz oy sayılanların bir çoğunda, oylar mühür olarak logonun üzerine basılmış. Bu sayı bizde biraz az, onlarda biraz fazla. Yani buradan içgüdüsel olarak, kendi akıl yürütmesiyle bunu delil kabul ederek bir şeyler aramanın ne kadar acizlik olduğunu halkımıza duyurmak istiyorum.
''Büyük kibir!''
- Özellikle seçimi bu konuda zan altında bırakması, belgem, kanıtım yok ama aklım böyle söylüyor diye seçimde şaibe olduğunu ilan etmesi açık ve net söylüyorum büyük bir kibirdir. Hatta kaybetme hazımsızlığının da ifadesidir. Bu hazımsızlığın devlet adamlığı tecrübesi noktasında önemsediğim bir şahsiyetin hala devam ettiğini kamuoyuna göstermesini de şahsımı üzdüğünü belirtmek istiyorum. Açık söyleyeyim. Az önce söylediğim delili bugün kendi ifadelerinde de kendisi açıkladı aynı zamanda. Ne şekilde tariflediklerini, seçimde seçmenin ne şekilde oy kullandığını ve geçersiz oya dönüştüğünü. Kaldı ki geçersiz oylar sayıldı, sayıldı bitti yani.
''Beni gören İstanbullular gülümsüyor''
- Ben toplumu infiale sokuyormuşum. Ben topluma iyi mesajlar vermiyormuşum. Hatta İstanbul'u hareketlendiriyormuşum. Bak hareketlendirdiğim doğru. Nereye gitsem binlerce insan etrafıma toplanıyor. Hareketlendiriyorum. Beni gören İstanbullular gülümsüyor. Vallahi, billahi. Görmek istiyorsa Sayın Yıldırım'ı pazara davet ediyorum, yemeğe davet ediyorum, kahvaltıya davet ediyorum. Hatta İstanbul'un 3 güzide kulübü Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş maçına da davet ediyorum. Beraber gidelim. Hareketliliğin ne olduğunu orada görsün.
''Ben, toplumu pozitif anlamda hareketlendirecek bir karakterim''
- Yani YSK'yı ben, maça giderek nasıl baskı altında tutarım anlamış değilim. Galatasaray-Fenerbahçe maçına giderek ya da Beşiktaş-Başakşehir maçına giderek YSK nasıl baskı altında tutulur inanın futbolu takip eden biri olarak stratejik anlamda nasıl bir amacı olabilir diye bulamadım açıklama yaptığından bugüne. Ama ben kendilerine bazı ipuçları vereyim. Seçimden sonra bu ülkenin bakanlarıyla özel toplantılar yapıyorsanız işte bu YSK'ya baskı anlamına gelebilir. Böyle bir şüphe doğurabilir. Ben toplumu pozitif anlamda hareketlendirecek bir karakterim. Ama toplumun, bu güzel milletin, bu cennet vatanın içinde yaşayan 82 milyon insanın, 16 milyon İstanbullunun kol kola olabilmesi, halay çekebilmesi, horon tepebilmesi dışında hiçbir hareketlilik yapmayı bilmem açık ve net söyleyeyim. Benim bildiğim hareketlilik bu.

''Şu anda sizin yaptığınız halkın
iradesine karşı organize kötülüktür''
- Bir de tırnak içerisinde bir açıklaması daha vardı. Bu da ilgi çekiciydi. Organize kötülük. Vallahi billahi ben ruhumda hiç kötülük nedir bilmem. Kötülük bilmem, ihanet bilmem, ihtiras bilmem, kin-nefret gibi duyguları hiç bilmem. Ruhumda hiç taşımadım Allah'a şükür. Hatta beni dinleyen herkese de tavsiye ederim. Bu duyguları ruhunuzda taşımayın. Dünyanın en mutlu insanı olursunuz. Ben mutluyum. Çünkü herkesin hakkında iyi düşünen bir insanım. Ama bunu nasıl uydurdular organize kötülük. Herhalde başkalarını kendileri gibi gören bir anlayış bunu söyleyebilir. Şu anda sizin yaptığınız halkın iradesine karşı organize kötülüktür arkadaş. Bu organize kötülükten vazgeçin. İnsanların canını sıkmayın. İnsanların Türkiye'de yaşadığı ekonomik sorunlarında ya da günlük problemlerinde bu ülkeye vakit kaybettirmeyin. İnsanları yalan yanlış şeylerle aldatmayın.
''Alın yayınlayın bu belgeyi''
- Ya Maltepe seçiminin sayımıyla ilgili yaptıklarını sanki Cumhuriyet Halk Partisi yapmış gibi ifade etmelerini şaşkınlıkla takip ediyorum. Ya tutanak var burada. İki hakimin ve müdür vekilinin imzasıyla olayı çıkartanlar tek tek buraya kim oldukları, nasıl çıkarttıkları yazılmış. Resmi belge. Olay çıkartan Cumhuriyet Halk Partililer diyorlar. Ya devletin hakimleri yalan mı yazmış bunu. Alın okuyun Allah aşkına. Değerli basın mensupları. Vallahi de billahi de. Yandaşlığı anladık da bu belgenin yandaşlığı olmaz. Alın yayınlayın bu belgeyi. Üzülüyorum yani.

''Artık süreci uzatmayın''
- Sayımı kim engelliyor. Biz sayım yapılsın diye çırpınıyoruz. YSK'ya da son aldığı kararla ilgili teşekkür ediyorum. Artık süreci uzatmayın, insanların canını sıkmayın. Sayımı biz engellemiyoruz. Bunun da belgesi burada. Burada muhalif olanlar kim belli, hangi partiye ait belli, dolayısıyla alınan karar ve yapılmak istenen her şey yazılmış, şerhini koyanlar belli. Hakim muhalif şerhini koymuş. CHP'li üye muhalif şerhini koymuş, Saadet partili üye muhalif şerhini koymuş. Bu kadar net. Sayımı bizim engellediğimizi söylemek, o yanında oturttuğu Sayın Yıldırım'ın, herhalde yine yıldırım hızıyla karar verdi ve yanıldı. Yanıldınız Sayın Yıldırım. Sizi bu belgeler hususunda da yanılttığını belirtmek istiyorum.
''Günler su gibi akıyor''
- 31 Mart'tan sonraki süreç. Üzülerek artık 15 günü bitirdik. Günler su gibi akıyor. Türkiye tarihinde bu kadar anlamsız yere tartışmayla ülkenin meşgul edildiği başka bir seçim yoktur. Bakın buradan yine benim çok değerli, çok kıymetli, bütün yaşam biçimleriyle, ahlaklarıyla beraber kucaklamaya hazır olduğum AK Partili seçmenlere, kardeşlerime, vatandaşlara seslenmek istiyorum. 1994 yılında bu şehirde bir seçim oldu ve seçimi kazanan sayın Cumhurbaşkanına, o dönem DYP ve SHP'nin ortaklığındaki iktidar döneminde karar vericiler görevi teslim ettiler. 2002 yılında bugünün iktidarı olan AK Parti tüm Türkiye'de seçimi kazandı. Yine o günün iktidarı ve karar vericileri o süreci AK Parti'ye teslim etti. Bu bir demokrasi derinliğidir, güzelliktir. Gelen alkışlanır, gidene de emeklerinden dolayı, yaptığı doğrulardan dolayı teşekkür edilir. Eksikleri sorgulanır, yanlışları sorgulanır. Bu böyledir. Demokrasiyi sıkıntıya uğratanları benim AK Partiye gönül vermiş hemşehrilerim görsünler.
''Ben sizin adayınız olsaydım ne düşünürdünüz''
- Özellikle şunu hatırlatmak istiyorum. Bir an için düşünün. Ben sizin adayınız olsaydım ne düşünürdünüz. Bu kadar net aslında. Bunu düşünün yeter. Her birinizi kucaklıyorum. İstanbul'un çokça sorunu olduğunu biliyorum. İstanbul'un problemlerini biliyorum. Meclismiş, şuymuş, buymuş. Çok net. Bu ülkeye ve bu millete hizmet noktasında uzlaşamayan ve anlaşmama gayretini sadece kendi partizanlık duygusu içinde taşımaya çalışan her fert 16 milyon İstanbullunun önüne deşifre edilecektir ve afişe edilecektir. İstanbullunun avantajına, lehine aynı kararları alan herkes de İstanbul'un başının tacı olacaktır. Yol Cumhuriyet Halk Partisi'nin ya da Millet İttfiakı'n4n, İyi partinin yolu değildir. Bu süreçte ben Millet İttifakı'nın adayıydım ama İstanbul ittifakının belediye başkanıyım? Vakit geçiriyor. İstanbul'a vakit kaybettiriliyor.

''Hakimiyet-i Milliye'ye zarar vermeyiniz''
- Sihirli formül 2H 1A. Yani hak, hukuk, adaletin kazandığı bir sürecin başlatıldığı bir dönem. Egemenliğin, kayıtsız şartsız milletin olduğunun her zaman bilinmesi gerekiyor. Bu ülkenin kuruluşunda, Hakimiyet-i Milliye'nin çok önemli bir ayağı vardır. Hakimiyet-i Milliye'ye zarar verirseniz, bu ülkeyi sakatlarsınız. O bakımdan lütfen bu ülkeyi koruyunuz. Hakimiyet-i Milliye'ye zarar vermeyiniz. Size uyarımdır, size çağrımdır. Ülkenin sorunlarına odaklarının. Ulusal ve uluslararası problemlere odaklanın. 2023'e kadar 82 milyon insan size yetki verdi. Yetkinizi bu ülkeye hizmete kullanın. İstanbul'un seçimlerini kazananın elini sıkın, tebrik edin. Beraber bu ülkeye ve bu millete hizmet edelim. Dileğim budur. Israrım ve arzum budur.
-
SORU-CEVAP
"Seçimden sonra yurt dışından tebrik telefonu aldınız mı?" sorusu üzerine,
"Yurt dışından asla medet ummadım. Beni yurt dışından arayıp tebrik eden de olmadı. Yurt dışından bazı ülkelerin başbakanları, cumhurbaşkanları, cumhurbaşkanını arayıp tebrik ettiler. Ben İstanbul halkından medet umdum, çare umdum. Onlarla kol kola oldum. İnandığım sürecin yılmaz bekçiliğini yapıyorum. Hak, hukuk adaletin yerine gelmesi için çabalıyorum."
Yeniden sayılan sandıklarla ilgili olarak, "YSK Maltepe'de yapılan sayımları kabul etti. Bundan sonra yapılacak sayımın da en hızlı şekilde yapılması hususunda ilçe seçim kuruluna yetki verildiğini biliyorum. Biz böyle bir kararın hukuken verileceğini de arkadaşlarım bana iletmişti. Sandık sayımının hızlanması noktasında her iki hakimin de önerisi vardı. Burada bir aykırılık yok. Sandık kurulu üyeleri süreci yavaşlatma adına işbirliği yaptılar.
Biz de YSK'nın süreci netleştirmesini arzu ediyoruz. Ülke zarar görüyor, elde hiçbir veri yok. 14 bin farkla süreç tamamlanmış olacak. Bu kadar net bir süreç. İnşallah YSK en yakın zamanda kararını netleştirir, milletçe huzurlu bir şekilde önümüze bakarız."
"Yeniden seçim olur mu" sorusu üzerine şunları kaydetti: "Biz bazı şeyleri düşünmenin bile demokrasiye zarar vereceğini düşünüyoruz. Birileri kaybetti diye seçimin yenilenmesini düşünmenin bile demokrasiye zarar vereceğini düşünüyoruz. Beynimin bir köşesinde dahi bu ihtimali beslemiyorum. Bu seçime saygı duymayı başaramazsak Türkiye'nin sandık mücadelesini sıkıntıya sokmuş oluruz."






